Sene 2015, Eylül’ün beşi.
Türkiye Barolar Birliği’nde Adli Yıl Açılış Töreni var.
Başka ülke barolarından konuklar da var törende.
Törene Kemal Kılıçdaroğlu da geldi.
Metin Feyzioğlu’yla yan yana oturdular.
Tam arkalarında da ben.
Tokalaştım, “Hoş geldiniz” dedim.
Programın bir bölümünde baro başkanları, Feyzioğlu tarafından teker teker sahneye davet ediliyor ve orada birer kısa konuşma yapıyorlardı.
Edirne Baro Başkanı Av. Özgür Yıldırım kürsüye geldi ve,
-Bunu buradan tüm dünyaya ilan ediyorum, Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktırdedikten sonra, konuşmasını Atatürk’ün,
-Ne mutlu Türk’üm diyene!özdeyişiyle bitirdi.
Dikkatimi çekti, baktım, daha önceki konuşmacıları canla başla alkışlayan Kılıçdaroğlu’ndan, Özgür Yıldırım’a çıt çıkmadı…
Vücudunda en küçük bir kımıldama olmadı.
Ya da ben göremedim. Kesinlikle görmedim.
Yüzü de öyle belirsizdi.
Çok şaşırdım.
Atatürk’ün kurduğu Partinin genel başkanı olan kişi bunu yapıyordu…
Sonra, Özgür Yıldırım Başkan’da videosu olduğunu öğrendim.
Videoyu izlediğimde, Kılıçdaroğlu’nun ellerini dirsekten hafif kaldırıp, vücudunu hiç kımıldatmadan, avuçlarını bilekten birbirine dokundurduğunu gördüm…
Bu harekete, ‘Alkışlama’ denemez herhalde.
“Türk”nitemi bir etnisiteden çok, bir milletin adıydı. Birçok etnik kökenden oluşmuş bir milletin adıydı.
Atatürk, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk Halkına Türk Milleti denir” diyor.
Maksat, bir insan topluluğunu “millet” şuuruyla birleştirmek. Duygu, düşünce, ideal birliği içinde yaşama bilinci oluşturmak.
Hemşerimiz Recai Kutan, bir röportajında,
-Türkiye, Balkanlardan, Kafkaslardan, Asya’dan gelmiş, kadimden burada yaşayan insanların yaşadığı topraklar. Onun için anayasada etnisite vurgusu yapılmamalı. Türk adı bir etnisite değil, bu milletin çatı adıdır demişti.
Ben bu sözleri, 2012’de, yöneticiliğini yaptığım, rahmetli Kamer Genç, Hasan Basri Özbey ve Osman Özbek’in katılımcısı olduğu Yeni Anayasa Forumu’nda Milliyet’ten aynen okudum…
Baro başkanlarının konuşmaları devam ediyordu.
Bir süre sonra, kürsüye Konya Baro Başkanı Fevzi Kayacan geldi ve konuşmasını, Özgür Yıldırım’a inat,
-Ne mutlu insanım diyene sözüyle bitirdi.
Bu sefer dikkatle baktım, Özgür Yıldırım’ın Atatürkçü konuşmasına çıtı çıkmayan Kılıçdaroğlu, Kayacan’ı heyecanla alkışlıyordu.
Fevzi Kayacan, programda Mevlana’nın,
-Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguları paylaşanlar anlaşabilir sözünü de anlamına aykırı şekilde söyleyerek, kendince, Türk’ü, Türkçeyi atlayıp, “kimliksizliğe” vurgu yapmıştı.
Dil en önemli iletişim aracı değil mi?
Dil olmadan da kuşkusuz insanlar iletişim kurabilirler.
Ama dil, duygunun, düşüncenin, meramın, muradın karşıdaki kişiye anlatmanın en önemli aracıdır.
Sonra “İnsan” olmaya kim ne der?
“Ne mutlu Türk’üm diyene!” sözüyle konuşmasını bitiren Edirne Baro Başkanına kılını kıpırdatmayan Atatürk’ün kurduğu CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Ne mutlu insanım diyene!” sözüyle konuşmasını bitiren Konya Baro Başkanını Fevzi Kayacan’ı heyecanla alkışlamıştı.
Google’da arama yaptım ve Fevzi Kayacan’ın, yargılandığı FETÖ davasında 2017’de 10 yıl 6 ay hapis cezası aldığını ve cezasının kesinleştiğini öğrendim.
-Geçmiş olsun, Allah ıslah etsin diyorum buradan.
Evet, sevgili Atatürkçü arkadaşlarım, sizin,
-CHP Genel Başkanıdır, mutlaka Atatürkçüdür! diyerek arkasından gittiğiniz Kemal Kılıçdaroğlu budur işte…
KIZIK-ARGUVAN
Malatya merkeze 70 Km. kadar uzaklıkta.
Şirin, bakımlı bir mahallemiz.
Bilindiği üzere büyükşehirlerde köyler mahalle adını aldı. Muhtarlar tüzel kişiliği olmayan mahalle muhtarı statüsüne girdi.
Kızık’ta güzel bir Kültür ve Cem Evi var.
Ayrıca Kutsal Balıklar Parkı adıyla özenle düzenlenmiş, birbiriyle bağlantılı daire havuzlarda Şanlıurfa Balıklı Göl’dekine benzer siyah sazanlar var.
Çeşmesinde sıvı sabun, katı sabun duruyor. Çevre temiz, çöp kutuları konulmuş. Çeşitli yerlerde parkın kullanım kurallarına ilişkin uyarılar var. Çimli, ağaçlı, ahşap döşemli güzel bir park. Baharda, yazda akşamları kadınlı erkekli oturulup çay içilip muhabbet edilen; ahaliyi birbirine yakınlaştıran bir yer.
Emeği geçenlerden Allah razı olsun.
Yanda, Arguvan Belediyesi tarafından büyük, modern, camlı bir Kültürevi ve Müze yapılmış, bitmiş gibi. Ama söylemeliyim ki keşke ortamla uyumlu bir mimari seçilseydi.
Hayırlı olsun.
Mevcut Kültür ve Cem Evinin bahçesinde kocaman bir Atatürk heykeli, yanında da gönder var. Bir vatandaşımız yaptırmış.
Sağolsun.
İki ayrıntı: Bir On Kasım’da unutulmamış Bayrak yarıya indirilmiş.
iki, biz 11 Kasım’da oradaydık, öyle, yarıda duruyordu. Burca çekilmesi unutulmuştu!
“Bu kadarcık kusur kadı kızında da olur” elbette.
Ama bir de, “Medeniyet ayrıntıdadır” diye bir söz var tabii.
Kızıklı kardeşlerimize selam olsun, gönüllerine sevgi, mutluluk dolsun.
KARAKAŞ CAMİİ
Cuma namazlarında zaman zaman, özel dua istemleri cemaate bildirilir ve o kişilerin ve onun durumunda olan herkesin isteklerinin gerçekleşmesi için dua istenir.
İnderesi’nde bulunan Karakaş Camiinde, teravihte, vitir namazına geçmeden, ilk kez, özel dua isteklerine yer verdi hoca.
Bir tanesi, bir hanımın bahtının açılması, hayırlı bir izdivaç yapma isteği içindi.
Hoca Efendi bir de duyuru yaptı.
Camide iki gencin hafızlık eğitimi aldığını, bu tür hafızlık eğitimine gelenlerin genellikle fakir ailelerin çocukları olduğunu, zenginlerin çocuklarını göndermediğini, onların, çocuklarının “büyük adam” olmalarını istediklerini, kendisinin iki çocuğunun da hafız olmak istemediğini söyledikten sonra, Kuran’ı ezberleme eğitimi alan iki hafız adayına yarınki teravihte yardım toplanacağını duyurdu.