Kekemeliği tanımak (2)

Abone Ol

Merhaba BUSABAH okurları… Koskoca bir 2015 yılını geride bırakıp, 2016’ya adım attık. Geçen
her yıl, içinde acısını tatlısını barındırıyor. Allah’tan dileğim bu yeni yılın ülkemize refah, huzur ve barış getirmesidir. Umarım ülkenin doğusundan batısına yaşanan tüm huzursuzluklar, iç çatışmalar son bulur. Kardeşlik, sevgi, hoşgörü yürekleri doldurur. Allah yüreğimizden insanlığı, çatımızdan bayrağımızı eksik etmesin.
2016 yılının ilk yazısında; kekemelik konusunda bilinçlendirmeye kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bu haftaki köşemizde; özellikle ‘çocukluk dönemi’nde başlayan kekemelik üzerinde duracağız. Nasıl başlar, neler yapılmalıdır ve riskleri nelerdir, izah etmeye çalışacağım.

ÇOCUKLUK DÖNEMİNDEN İTİBAREN BAŞLAYAN KEKEMELİK

Çocuklarda dil gelişimini tamamlaması sürecinde, konuşmalardaki yinelemeler ve bir sözcüğün aranması 2-7 yaş arasında olur. Kekemeliğin ortaya çıkışı bu evrede başlar. Bu dönemde en sık 3-5 yaş arasında normal akıcı olmayan konuşma dönemini yaşarlar. İnsan biyolojisinde kadınların beyinlerindeki konuşma ile alakalı olan beyin bölümü erkeklere nazaran daha etkindir. Bu sebeple erkeklerde kekemelik oranı kadınlara oranla 4-5 kat daha fazladır.
Elde edilen bulgulara göre kekemelik psikolojik, fizyolojik ya da kalıtımsal nedenlerden kaynaklanabiliyor. Fizyolojik olarak ele aldığımızda beyin dalgalarından gelen uyarım bozuklukları, solunum bozukluğu ve nefesi doğru kullanamama gibi durumlardır. Psikolojik olarak ele aldığımızda psiko-sosyal anlamda sıkıntı veren çevrelerde bulunması, ailevi problemler (aile içi şiddet, ölüm travması, ebeveyn yoksunluğu), herhangi bir şeyden duyulan şiddetli korku, baskı ve stres altında olmak, aşırı titiz ve kontrollü çevrede yetişmek etkili olmaktadır.
Çok ilginç nedenlerden bir tanesi ise çocuğun özdeşim kurarak kekeme olması durumudur. Örneğin evde kekeme birinin oluşu ve çocuğun özdeşimi kişi ile kurup ortada herhangi bir nörolojik, psiko-lojik, olgu olmadan çocuğun kekeleme olayıdır.
Genel olarak kekemeliğe etki eden koşullar incelediğinde psikolojik etkenler en büyük paya sahip olandır. Özellikle kekemeliği başlatan olgu korku ve stres ruh durumudur. Bununla beraber travmalarda etkisini göstermektedir. Kişi ani korku, aşırı kaygı, ağır ve ani duygu değişimlerinden sonrada kekeleyebilir veya konuşamayabilir. Bazı çocuklarda kekemeliğin başlangıcı yeni bir kardeşin doğması, yeni bir eve taşınmak gibi normal stres durumlarında da aniden oluşabiliyor.
Kekemelik kişinin hayatında büyük etkilere sahiptir. Okul hayatını, iş hayatını, arkadaş ilişkilerini, aile ilişkilerini, kişilik yapısını olumsuz yönde etki sağlar. Kişide özgüven konusunu etkilemesi ve kişiyi kendisini eksik, başarısız, kusurlu ve engelli görmesine neden olması somut örneklerindendir. Bu sebepten kişi sürekli olarak hayatının her evresini etkileyecek aşırı endişe ve kaygılı bir ruh ile yaşama zorunluluğunda olacaktır. Bu nedenlerden dolayı kekemeliğin erken tespiti önem arz etmektedir. Çünkü erken tespitle etkilerin süresi ve kalıcılığı riski de azalır. Erken tespitteki en büyük rol aileye sahiptir. Çocuğun gelişim, sosyalleşme ve davranışlarını geliştirme evrelerinde en iyi gözlemciler ve şahitleri ailelerdir. Çocuğun konuşmaya başladığı süreçte ne söylediğine, nasıl söylediğine dikkat edilmelidir.
Özellikle konuşmaya başladığı dönemde çocuklarda düşünme hızı kelimeleri sarf etme hızından daha fazladır. Bu nedenden dolayı çocukta geçici kekemelik ortaya çıkabilir. Çocuğunuzun konuşmasındaki farklılığı tespit etmenin en kolay yolu çocuğun dil gelişimi sırasında yaşıtlarından farklı konuşup konuşmadığını fark etmektir. İlk tespit sonrasında yapılan gözlemin sonucuna dayanarak gerçek bir uzmana gidilmelidir. Tespit edilen bozukluğun geçici mi, kalıcı mı yoksa klinik bir bozukluk olup olmadığını öğrenmenin en sağlıklı ve kesin yolu bir uzman eşliğinde yapılır. Çocukluk döneminde atlatılabilecek olan kekemelik için erken tespit ve doğru tedavi yöntemleriyle büyük oranda düzelme sağlanabiliyor. Ergenlik dönemiyle bu oran daha da artmaktadır.
Kekemelik sorununa sahip olan çocuklarda zekâ geriliği olduğuna dair asılsız tabular vardır. Aksine kekeleyen çocuklarda düşünme hızı telaffuz etme hızından daha fazla olduğu için beyin aktivitesi daha hızlı çalışan bir beyine sahiptir.
Kekemeliğin etkileri düşünüldüğünde kendisini en çok hissettirdiği alan sosyal yöne yapmış olduğu olumsuz sonuçlardır. Özellikle çocuğun okul başarısını, ilerleyen dönemde birey olarak mesleki başarısını ve toplumsal ilişkilerini bozabilir. Bu olaylar sonucu kişi daha çok içine kapanık olabilir. Kişide yarattığı korkuların, kaygıların başında ‘’bana gülecekler, benimle alay edecekler’’ düşünceleridir buda kişiyi konuşmaktan, kendini ifade etmede çekinir hale getirecektir. İletişim konusunda kaçındıkları içinde arkadaşlık kurmakta zorluk yaşayacaklardır.
Zaman içerisinde çocuklar sahip olduğu kekemeliği fark ederler ve duruma tepkilerini göz kırpma, vücudunu öne atma, ayağını yere vurma davranışlarıyla gösterirler.
Bir sonraki yazımızda kekemelikte ailenin rolü konusuyla devam edeceğiz…