Malatyalı olmak, Malatya’da çiftçi olmak demek kayısı ağacının gölgesinde bahar beklemektir.
Tüm dünyanın baş üreticiliğini yapan Türkiye’dir. Türkiye’de ise Malatya kayısı ağacının meyvesi sağlık yönünde çok iyi olup tüketilmesi insan için yarar sağlayan meyvelerimiz arasındadır.
Gün kurusu ve islimli kaysı olarak pazara sürülen kayısılarımız Malatya’dan tüm dünyaya ihraç edilmektedir. Daha önceki bir yazımda da bu konuya dikkat çekmiştim. Dünya çapına ihraç edilen ve raf ömrünün uzun olduğu bir ürüne sahip olan kayısı için Malatya çiftçisi karşılığını alabiliyor mu?
Hükümet tarafından son zamanlarda çiftçiler her türlü desteği bulmakta.
Kayısının düşmanı olan don ve çiçek hastalıklarına karşı ne gibi önlemler alınıyor? Çiftçilerimiz yeteri kadar eğitim alabiliyor mu? Bu konularda çok bilgim yok; bildiğim bir şey varsa o da kayısı fiyatlarının olması gerekenden düşük olduğu…
Yalancı baharlara en çok aldanan erik ve kayısı ağaçlarıdır. Bence ülke çapında en büyük riski kayısı üreticileri göğüslemekteler. Tüm bu olumsuzluklara karşı bu meyvenin hak ettiği fiyatlara satılması önem arz etmektedir.
Sayın Bakanımız Bülent Tüfenkci’yi Malatya için büyük bir şans olarak görüyorum. Bunu daha önce de yazmıştım. Malatya çiftçisi bin bir zahmetle yaptığı kayısı hasadının karşılığını almalı.
Malatya kamuoyunda bakanımızın çok sevildiğini köşemde yazmakta istiyorum.
Bir Malatyalı olarak şu anda bir tek kayısı ağacım yok. Lakin bizler Malatyalılar olarak kayısı ağacımız olsun olmasın kayısı hasadı bizler için çok önemli. Kayısı hasadı olmaz ise ekonomisi kayısı olan şehrimizin ekonomisi durur. Hepimiz kayısı meyvesinin hak ettiği fiyatlara yükselmesi için el birliği ile sağlamalıyız. Bu, bizim çocuklarımıza iyi bir gelecek bırakmamız demektir.
Kayısı güneşle buluşan, alın teri ile toplanan ve gün doğumundan gün batımına kadar üreticisi tarafından nasırlı ve helal kazanan ellerle emek verilen dünyanın en güzel meyvesidir. Malatya demek kayısı, mişmiş demektir. Malatya demek erik ve kayısı ağaçlarının başkenti demektir.