Her haftası filmlere konu olacak bir Süper Lig yolculuğunda haftayı üzülerek kapattık. Fenerbahçe’nin Beşiktaş karşısındaki dirilişi, yolculuğu başka bir boyuta getirdi. Ligin ilk yarısını ikinci sırada tamamlayan Kasımpaşa’nın küme düşme hattında olması bizim de buralara gelebilme ihtimalimizin olduğunu gösteriyor.
Hal böyleyken Rizespor deplasmanına takımın yarısı gidemeyince bu ihtimal daha da büyümeye başladı. Robin’in 15 saniyede sakatlanıp çıkması, Mina’nın tüm değişiklik hakları kullanılmışken sakatlanıp çıkması yani bir takımın saha içinde başına gelebilecek en kötü senaryoyu yaşadı Malatya.
Teknik-taktik hiçbir varyasyonun bırakın yapılmasını konuşulmasına bile fırsat vermedi sakatlık illeti. Ne var ne yok sürdü sahaya Erol Bulut, nasıl bu hale geldi Evkur Yeni Malatyaspor, iyi bir analiz şart. İlk yarının rahatlığı bitti. İşin şekli değişti bu saatten sonra beklentiler yok gerçekler var.
Rota belli hedeften gram sapma olmayacak. Herkes yol arkadaşına yardım edecek. Yere düşen ben kalkmak istemiyorum demeyecek. Ayaktaki arkadaşlar el uzatmakta imtina etmeyecek. Rize deplasmanı hiç yaşanmamış gibi bakmak gerek bazen uzun serüvenlerde bunların yaşanması normal.
Üzüldüğüm konu ise bütün sakatlıkların hep aynı periyoda denk gelmesi. Antrenman sahasının, stadyum zeminiyle farklı yapılarda olması bir şüphe uyandırıyor ama sorun asıl cevabı bu mu onu da bilmiyorum.
Yeni Malatyaspor sezonun en zor virajına girdi. Bu virajı düzgün geçmesini sağlamak için Malatyaspor seyircisi de üstüne düşeni yapmalı. Beşiktaş maçındaki hataları tekrarlanmamalı. Yoksa sonucuna hep birlikte katlanırız.