Kaleme yemin

Abone Ol



Yazarlık; kalemle, ilim ve bilgi denizinden inciler çıkarmaya benzer. Yazmasak yarına taşıyamayız bugünkü bilimsel verileri. İnsanoğlunun geldiği medeniyet çağı, hep yazarların araştırmaları ve yazarların bu bilgileri yarının insanlarına sunmaları ile olmuştur.


Avrupa, karanlık çağlardan çıkmasını İspanya’daki Endülüs İslam Devleti’nin büyük yazarlarına borçludur. Yazıların Avrupa’ya uyarlanması ile Avrupa’nın karanlık çağdan kurtulduğunu günümüzde çoğu tarihçi kabul etmekle birlikte Avrupa’nın Yunanlı birçok yazarın yazdıklarından da esinlendikleri bir gerçektir.


İslam coğrafyasına fitne ateşinin düşmediği yıllarda matematik ve tıp alanında çığır açan eserler kaleme alınmış; günümüzde modern tıbbın kurucusu kabul edilen İbn-i Sina’nın ve daha sayısız birçok bilim adamının kitapları Avrupa’da yüz yıllar boyunca temel eser olarak okutulmuştur.


Allah Kalem Suresi 1. ayetinde; “Kaleme ve (yazarların kalemle) satırlara yazdıklarına yemin olsun ki” der. Yani Allah kaleme ve yazan yazarlara yemin eder.


Yazarlık ulvi bir görevdir. Her insan yarınlara, yazarların sırtında taşınmaktadır. Günümüzdeki tüm fenni olanaklar, yazarların gayreti ile oluşmuştur.


Felsefi düşünce akımları ve düşünen hayatı yorumlayan felsefeciler, insan fıtratının derinliklerine inmiş ve incilerle geri dönmüşlerdir.


Bugünkü dünya biraz daha medeni ve insan hakları düzeyinde eski çağlara nazaran daha ileri ise bu yazarların düşünce akımlarını yazmaları ve gelecek nesillere aktarmaları ile olmuştur.


Allah (cc) Kur’an’ın birçok ayetinde “Onlar hiç akıl etmezler mi?” diye sorar. Allah, biz insanların aklımızla hareket etmemizi ve düşünmemizi ister. Zaten düşünen insan fikirle uyanır; bu fikir çevredeki fikre ve söze saygılı insanların olduğu toplumlarda donanımını tamamlar ve çoğu buluş gibi insanlığa büyük rahatlıklar, nimetler sağlar.


Tabiî ki fikrin doğabilmesi için öncelikle bilgi birikimi gerekir. Bu da yazarların yazdıkları kitaplar ve farklı düşünceleri makalelerle yarının insanına bırakması ile olur.


Yazarlar, bir binayı inşa eden mimarlar gibi insanlığın medeniyet yolundaki mimarlarıdır. İlk emri “Oku” olan bir dinin insanları çok okumalı ve yazarlara çok değer vermelidir. Yoksa hiçbir zaman medeniyet yolunda ilerlenemez.


Gerçekten bizler hiç akıl etmiyoruz. Biz akıl etsek okuruz ve toplumda en değerli kabul ettiğimiz insanlar dizi oyuncuları, popçular değil; yazarlar olurdu…