Kahramanların izinde

Abone Ol

Güneş henüz doğmamıştı. Bu topraklar geceyi yaşıyordu ve dört yan hain dolu, dört yan ülkeyi karanlığa sürükleyenlerle doluydu. “Onlar ki toprakta karınca, suda balık, havada kuş kadar çokturlar; korkak, cesur, câhil, hakîm ve çocukturlar ve kahreden yaratan ki onlardır, destanımızda yalnız onların maceraları vardır” demiş Nazım Hikmet. Bizim Cumhuriyet destanımızda da yalnız onların maceraları vardır.

Bu topraklardaki insanların gecenin karanlığında hayalleri ve umutları vardı; ama çoğu zaman bunlar, zorunlulukların, eksikliklerin ve bağımsızlık mücadelesinin gölgesinde kalıyordu. Derken bir gün, bir kıvılcım alevlendi ve milyonların içinde yanan ve yüzyıllara ışık saçacak Cumhuriyet ateşi oldu. Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları bu karanlığı aydınlatacak bir kıvılcımı yaktılar.

Her 29 Ekim, Cumhuriyet’in ilanı ile kazandığımız bağımsızlığın gururunu, bu bayramın köklerinde yer alan onurlu direnişi bir kez daha anma fırsatı sunuyor ve direnişin en etkileyici sayfaları da bu topraklarda yazılmıştır.

“Karayılan” gibi kahramanlar, canları pahasına vatan toprağını savunarak bize bu özgürlüğü bahşettiler. Antep’in, Urfa’nın, Maraş’ın sıcağında, kırmızı kayalarında, Erzurum’un dondurucu soğuğunda yankılanan direnişin sesi, Cumhuriyet’in anlamını her satırda bizlere yeniden hatırlatıyor.

Cumhuriyet, Karayılan’ın tarlada ekmek mücadelesinde yaşarken, bir fıstık ağacından indirilip eline silah verilmesiyle ateşlenen o özgürlük arzusunun ta kendisidir. Anadolu halkı, umudu yitirmedi ve düşman ne kadar güçlü, imkanlar ne kadar kısıtlı olursa olsun, bağımsızlık için direnmenin ne demek olduğunu tüm dünyaya gösterdi.

Antep, Maraş, Urfa ve nice kahraman şehir; Cumhuriyet'in temel taşlarını kanla, alın teriyle ve inançla döşedi. Her bir kurşun, her bir direniş, bu coğrafyada yeniden doğan özgürlüğün teminatı oldu. Antep gibi "çetin" yerlerin ve Karayılan gibi kahramanların varlığı, Cumhuriyet’in aslında bir milletin küllerinden yeniden doğuşu olduğunun en canlı kanıtıdır.

Her 29 Ekim’de dalgalanan bayrakların altında hepimiz bir araya geliriz; bu bayram, topyekûn bir halkın aynı ideal uğruna verdiği mücadelenin eseridir. Atatürk’ün "En büyük eserim" dediği Cumhuriyet, bizlere sadece bir miras değil; onu yaşatmak, geliştirmek ve gelecek nesillere daha güçlü bir şekilde devretmek üzere verilmiş bir emanettir.

Bugün Cumhuriyet Bayramı’nda, her birimizin damarlarında aynı ruh dolaşıyor. Bu bayram, yalnızca kazanılmış bir zafer değil; Karayılanların, Anteplilerin ve nice isimsiz kahramanın fedakarlıklarının bir bayrak altında buluşmasıdır. Cumhuriyet’in ışığında aydınlanan bu yol, bize geçmişimizi, mücadelemizi ve sahip olduğumuz değerlerin kıymetini bir kez daha hatırlatıyor.

Bu Cumhuriyet Bayramı’nda, tıpkı o ilk günkü gibi heyecanla, Atatürk ve kahramanlarımızı saygıyla anıyoruz. Herkesin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun! Cumhuriyet’in ışığıyla aydınlanan yolda, geleceğe umutla, bilimle, akılla, teknolojiyle ve bağımsızlıkla bakmaya devam edelim. Bize bırakılan en değerli kavramların bunlardır, bizim de çocuklarımıza bırakacağımız en değerli hazinelerimiz de bu kavramlardır.

Hepimizin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun!