İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) alanında uzman isimleri, asrın felaketinin yıl dönümünde Malatya’da bir araya geldi. 6 Şubat depremlerinin nedenleri, bölgedeki fay hatlarının son durumu ve yapısal hasarların bilimsel sonuçları, geniş kapsamlı bir konferansla masaya yatırıldı.
MALATYA FAYINDAKİ STRES DEĞİŞİMİ
Jeoloji Mühendisliği öğretim üyesi Doç. Dr. Cengiz Zabcı,
“6 Şubat depremleri sonrasında çok somut bir tabloyla karşı karşıyayız. İlk depremden 9 saat sonra gerçekleşen ikinci deprem (Elbistan merkezli), Malatya’da asıl büyük hasarı veren sarsıntı oldu. Yer bilimsel açıdan baktığımızda, ilk depremin oluşturduğu blok hareketi, bölgedeki sürtünmeyi azaltarak ikinci fayı daha kolay kırılacak bir hale getirdi. Ancak Malatya fayı özelinde durum biraz farklı; burada hareketin basit bir kayma olmadığını, sürtünmenin arttığını görüyoruz”
ifadelerini kullandı.
KIRILMAMIŞ FAY PARÇALARI VE RİSKLİ BÖLGELER
Zabcı, dikkat edilmesi gereken noktaları şu şekilde sıraladı:
“Sivrice-Pütürge Hattı: 24 Ocak 2020 (6.8) depremi ile bu hattın 40 kilometrelik kısmı kırılmıştı. 6 Şubat depremiyle bu iki kırılmanın birleşip birleşmediği büyük bir tartışma konusuydu. Sahada yaptığımız incelemeler, arada halen 18 ila 24 kilometrelik bir boşluk (sismik boşluk) kaldığını gösteriyor.
Mevcut veriler ışığında, bu boşluğun tek seferde kırılması durumunda yaklaşık 6.0 büyüklüğünde bir deprem üretme potansiyeli mevcuttur. Kişisel kanaatim, Malatya zaten büyük bir hasar aldığı için bu ölçekte bir depremin şehri ilk felaket kadar sarsmayacağı yönündedir; ancak bu risk mutlaka yapı stokunda hesaba katılmalıdır.
Ölü Deniz Fayı Tehlikesi: Güneyde ise durum çok daha ciddidir. Suriye, Ürdün ve İsrail sınırlarını kesen Ölü Deniz Fay Zonu, Doğu Anadolu fayı kadar kritiktir. Tarihsel kayıtlara baktığımızda kuzeydeki faylar 600-700 yılda bir deprem üretirken, güney segmentte en son 1033 yılında deprem olmuştur. Bu bölgedeki enerji birikimi, bir domino etkisiyle Malatya’dan Antakya’ya kadar olan geniş bir alanı tehdit etmektedir.”
"ASIL MESELE FAY DEĞİL, BİNA GÜVENLİĞİDİR"
Deprem ile ilgili yapılan endişelerin yanlış olduğunu belirten Zabcı,
“Halkımızın ve basının en çok merak ettiği soru her zaman ‘Deprem olacak mı?’ oluyor. Oysa sormamız gereken asıl soru şudur: ‘Binamız güvenli mi?’ Biz yer bilimciler olarak tehlikeyi işaret ederiz. Ancak çözüm; jeoloji mühendislerinin zemini kontrol etmesinde, şehir plancılarının güvenli yerleşim alanları dizayn etmesinde ve inşaat mühendislerinin statik projeleri doğru tasarlamasındadır. Beton kalitesi, perde beton kullanımı ve zemin-bina uyumu gibi bütüncül mühendislik çözümleri uygulandığında, fayın nereden geçtiğini merak etmemize gerek kalmayacaktır. Bilim ve teknoloji, her türlü tehlikeye karşı önlem almamızı sağlayacak güçtedir”
ifadelerini kaydetti.