Malatya’da küçük esnafın durumu aslında çok da parlak değil. Bunun en büyük göstergesini dün yazdım.
Kayısı, Malatya için hayati bir meyvedir. Her ne kadar üretici ile tüketici arasında uçurum fiyat farkları olsa da, normal rekolteli kayısı hacmi Malatya’nın ekonomik durgunluğunu ortadan kaldırıyordu. En azından küçük esnaf için böyleydi.
Fakat, Malatya’nın ekonomisini etkileyen bir sorun daha var; İş hanları…
Sayısız iş hanı var şehrimizde ama bu iş hanlarının durumu çok vahimdir.
Yapıldığı günden buyana aynı şekilde duran bu bakımsız hanların yüzüne kimse bakmıyor. Bu hanlarda sayısız iş yeri vardır. Yüzlerce esnafın yuvası bu bakımsız hanlar Malatya’nın çirkin yüzünü gösterir.
Gelişmiş şehirlerin arka sokakları gibidir bu hanlar…
Asansörü çalışan tek bir han bulmak imkânsız gibi…
Bu hanların büyük çoğunluğunu isim olarak bilir Malatyalılar.
İsimleri büyüktür ama köhne yapısından, terk edilmiş hissi veren algısından pek de uğrak yeri değildir bu tür ünlü hanlar…
Mesela Efe İş Merkezi desem, çoğunuz bu hanın nerede olduğunu hatta kaç yılında kurulduğunu, içerisindeki bazı esnafların isimlerini dahi bilirsiniz.
Bu ünlü han, daha düne kadar çoğu insanın esrar içtiği, üst katların boşluğundan yararlanan esrarcıların yuvasıydı. Yıllardır asansörü bozuk. Çoğu geçiş bölümleri kapalı ve labirentvari hali inanın ürkütücü geliyor çoğu insana…
Geçen gün o ünlü handan birkaç insanla muhabbet ettim.
Sahipsiz gibi görünen bu hanların aslında sahipsiz olmadığını, her hanın bir yönetimi olduğunu ve o yönetimdeki insanların sorumsuz davrandıklarını anlatıyorlardı o handaki insanlar.
Konuştuğum insanlardan çıkardığım sonuç şu:
Tamam, her hanın bir yönetimi var ve bu yönetimdeki insanlar para toplama sıkıntısından dolayı artık bırakın diğer sıkıntıları, asansör gibi basit işlere dahi ön ayak olmuyor.
“Normal aidatları dahi zor topluyoruz hatta çoğu zaman toplayamıyoruz” dedi bir yönetici.
Bu karmaşık düzene, yetkililerin el atması gerekir.
2014 yılında yaşıyoruz ve halen 1970’lerde kalma hanların bu korkutucu hali hem esnafı bitiriyor hem de bu güzelim iş hanı kültürünü yok ediyor. AVM’lere sıkışmış insan topluluğunu biraz olsun bu tür hanlara çekmeliyiz.
Ve bu iş hanlarına “seçilmiş” olarak el atmazsanız yok olma sürecine giren çoğu kültürümüz gibi bu iş hanı kültürümüz de yok olacaktır.
Buna “kültür” denilir mi, diyebilirsiniz. Biz millet olarak kahvehaneye bile “kültür” demişiz, bize has olan ve bu güzelim meslek erbaplarının bir arada olduğu iş hanlarına kültür demeyeceksek, neye diyeceğiz?