İŞ ARIYORUM, MÜMKÜNSE DEVLET DAİRESİ OLSUN

Abone Ol

Malatya’da 15 binin üzerinde işsiz var. Bi o kadar da “dolaşan işçi” vardır. İş beğenmeme diye tabir edilen ya da yanlış işe alım sonucundan kaynaklanan “gezici işçiler” vardır.


Kimdir onlar?


BİR: Yanlış işi tercih ettiğini düşünenler


İKİ: İş ortamından memnun olmayanlar


ÜÇ: Tecrübe dediğimiz kavramı iyi analiz edemeyenler


DÖRT: İş ile değil kişi ile uğraşanlar-dert yananlar


Kaç yıl önce çalıştığım kurumda işe alım sürecini yönetiyordum. O çalıştığım şirkete eleman alımı yaparken, genelde ilk izlenime çok önem verirdim. Ve daha önce çalıştığı iş yerlerini sorardım. On iş yerinde çalışmış birine şu soruyu sormuştum: Hep sen mi haklıydın?


Evet, dedi. Uzunca bir anlatım yaptıktan sonra tekrar sordum: “Özel şirketler kendisine yarayacak eleman ararlar. Şirketine fayda sağlayacak verimli insanlar ile çalışmak isterler. Özel şirketin torpili olmaz. Yine soruyorum, hep sen mi haklıydın?”


Belki birkaçında, ben haksız olabilirim, dedi. 25 yaşında üniversite mezunu bir bayan aday ile konuşuyordum. İnanın, çoğu görüşmelerimde hep kendisini haklı çıkaran ve şirket ile değil bir üst yönetici ile sıkıntı yaşadığı için o işi bıraktığını söyleyen yüzlerce insanla konuştum.


Özel şirketlerin niye kurulduğunu iyi anlayamazsak sürekli iş değiştiririz. Kariyer odaklı iş değiştirmeleri saymıyorum tabii ki. Şirketin başına gelen “özel” ibaresi şahsı temsil etmektedir. Yani, kâr etmek isteyen birinin ya da birilerinin ticaret yapmak için uğraştığı alana biz özel şirket diyoruz.


Ticaretin birinci kuralı çok açıktır:


ŞİRKET = KÂRLILIK


KÂRLILIK = BÜYÜMEK


Kârlı olmayan bir şirket demek, iki kere ikinin beş etmesi demektir. Kâr etmek zorunda olan bir şirketin verimli çalışanları olması gerekir. Verimli demek, 15 saat köle gibi çalıştırılan iş yerlerinden bahsetmiyorum tabii ki. Çalışanın iş ile muhabbeti, çalışanın işe verdiği önem kadardır o iş yeri.


Ne iş yapıyorsun, sorusuna canlı bir şekilde yaptığın işi tekrarlayınca o işi benimsemişsin demektir. Nereye gidersen git, fark etmez. Aynı tempo hatta belki daha farklı bir tempo istenecektir senden.


Gazetelerin ilan sayfalarına dikkatli bakarsanız, bu “gezici işçileri” görebilirsiniz. Birkaç örnek vereyim: “30 yaşındayım, seyahat engelim yok, B tipi ehliyetim var, iş arıyorum.” “Deneyimli muhasebe elemanıyım, Malatya merkezde iş arıyorum.” “A2 ehliyetim var, iş arıyorum.”


Bedava peynir sadece fare kapanında vardır. Evde oturarak gazeteye iş ilanı vermek tembelliğin diğer adıdır. Önce yapacağın ya da yapmak istediğin işi belirlemen gerekiyor. Bunu belirledikten sonra, nerelere başvurabileceğini saptadıktan sonra birebir iş görüşmesine gideceksiniz. Ne yapacağını ya da neleri yapabileceğini net bir dille karşı tarafa anlatmalısınız. “Aylardır işsizim, kimse bana iş vermiyor” gibi acınalı sözler ile işe başvurmayınız. O sözleri bir dosta bir arkadaşa söyleyebilirsiniz ama seni işe alacak birine söylersen, sürekli işsiz kalırsın.


Samimi olun ve bu samimiyeti net bir dille karşı tarafa geçirin. Ne yapacağını bilen bir profil çizin; mutlaka sonuç verecektir.


İş arıyorum, mümkünse devlet dairesi olsun (2), diğer güne…