Türkiye yaklaşık on gündür Manisa’da işlenen 4 yaşındaki Irmak’ın cinayetini konuşuyor.
Bizler de şokunu atlatmaya çalışıyoruz.
Küçücük masum bir kız çocuğu kapı komşularının bahçesine gidiyor ve o cani adam kızı evine alıp önce tecavüz ediyor sonra da boğarak öldürüp kilometrelerce uzaklıktaki üzüm bağına gömüyor.
Bu caninin ifadeleri ise kan dondurur cinsten. On yıldır kimseyle beraber olmadığını, parası olmadığı için kadınların kendisiyle ilişki yaşamadığını ve erkek olduğu için bu duruma daha fazla dayanamayarak küçük kız çocuğuna tecavüz ettiğini anlattı timsah gözyaşları eşliğinde.
Bir de korkuyormuş garibim başına geleceklerden, cezaevine girmekten, polise gitmekten. Dua etsin ki cezaevine girdi, aslında ona o dört duvar bile çok ya neyse…
Bu yaşanan felaket birçok acı gerçekle yüzleşmemize neden oldu aslında.
Ben kendimi bildim bileli babamın evinde de kendi evimde de hep komşularımızla sağlam ilişkilerimiz olmuştur. Hatta bir ev gibiydik yeri geldiğinde. Annem çarşı pazara gittiğinde komşuya emanet eder o da sağ olsun kendi evladı gibi bakardı bize.
Devir değişti tabi.
Şimdi komşuyu bırak uzmanlar anne ve babadan başka çocuklara kimsenin yaklaşmaması konusunda uyarıyor.
Onlarca kitap okusam da çocuk gelişimi ve cinsel istismardan korumanın yolları adına yine de korkuyorum, koruyamamaktan korkuyorum. Açıkçası kimden nasıl koruyacağımı da bilmiyorum. Çünkü bu pedofil denilen ruh hastalarının bir tarifi yok maalesef.
Takım elbiseli, kravatlıda olabiliyor, hurdacı da, komşu da olabiliyor, öğretmen de. Aklıma gelen tek şey biz ne zaman bu kadar kirlendik? Kalbimiz, vicdanımız, mantığımız küçücük çocuklara zarar verebilecek kadar nasıl kirlendi?
İşin en kötüsü de Allah’ın bir kulu da çıkıp demiyor ki “Şu konuda anneleri, babaları toplayalım eğitim verelim, bilinçlendirelim.” Kimse elini taşın altına koymuyor sağ olsun. Belediye Başkanları, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, milli eğitim müdürü ve çalışanları…
Hiç kimsenin aklına gelmiyor, “çocuklarda cinsel istismarı önlemek adına geniş kapsamlı bir çalışma yapalım, uzmanları konuşturalım, şiddetin önüne geçelim” demek.
Çünkü gerçekten bu konuda cahiliz hem de hepimiz cahiliz.
Kız çocuklarına ruj sürmenin, çocukları dudaktan öpmenin, onları başkalarıyla tuvalete göndermenin çocuklarımıza zarar verdiğini, yabancılarla arasındaki bağı kuvvetlendirmeye çalışarak onları aslında bizim tehlikeye ittiğimizi bilmiyoruz.
Bırakın bence herkesle iyi geçinmesinler, konuşmasınlar, güvenmesinler hatta yabani olsunlar. Çok zor belki ama onların iyiliği için, onları korumak için mecbur…