İnsanlık ölürken insanlar yaşayabilir mi?

Abone Ol

Bahtiyar Vahapzade’nin o derin ve sarsıcı sözü, aslında çağımızın en büyük trajedisini özetliyor:

“Korkarım dünyada bir zaman gele,

İnsanlar yaşaya, insanlık öle…”

Bugün etrafımıza baktığımızda bu sözün gerçek olduğunu, hatta çoktan yaşandığını görüyoruz. Teknolojinin zirveye ulaştığı, şehirlerin devasa gökdelenlerle dolduğu, tüketimin rekor kırdığı bir çağdayız. İnsanlar yaşıyor, evet; daha uzun, daha konforlu, daha imkanlı bir hayat sürüyorlar. Ama insanlık dediğimiz o ulvi değer, her geçen gün biraz daha ölüyor. Vicdanlar köreliyor, merhamet azalıyor, adalet unutuluyor, ahlak erozyona uğruyor.

Peki, insanlık nasıl bu noktaya geldi? Ve asıl önemli soru: Bu gidişatı tersine çevirmek mümkün mü?

İNSANLIK NEDEN ÖLÜYOR?

1. MENFAAT UĞRUNA DEĞERLERİN TERK EDİLMESİ

İnsanlık, vicdan ve merhamet üzerine kurulu bir medeniyetle yükselir. Ancak bugün, insanoğlu menfaatini her şeyin üstüne koydu. Kendi çıkarı için başkalarını ezmeyi meşru gören, zayıfı sömürmeyi başarı sayan, adaleti sadece işine geldiği zaman hatırlayan bir toplum düzeni oluşturduk.

Hâlbuki Allah, insanı bir amaçla yaratmış ve ona vicdan vermiştir:

“Kim zerre miktarı hayır işlerse onu görür. Kim de zerre miktarı şer işlerse onu görür.” (Zilzal, 7-8)

İyiliğin küçümsendiği, kötülüğün sıradanlaştığı bir dünyada insanlık ayakta kalabilir mi?

2. MERHAMET VE EMPATİNİN KAYBOLMASI

Bir zamanlar insanlar komşusunun derdiyle dertlenirdi. Bir sokakta aç bir insan varsa, herkes kendini sorumlu hissederdi. Bugün ise, insanların birbirine duyarsızlaştığı, merhametin zayıflık olarak görüldüğü bir çağda yaşıyoruz.

Resûlullah (sav) buyuruyor:

“Merhamet etmeyene, merhamet edilmez.” (Buhârî, Edeb 27; Müslim, Fezâil 66)

Merhamet duygusu yok olduğunda, insan kalır ama insanlık biter.

3. HAKKANİYET VE ADALETİN YOK OLUŞU

Toplumların çöküşü, adaletin ortadan kalkmasıyla başlar. Güçlünün haklı olduğu, zayıfın ezildiği bir düzende insanlık yaşar mı? Adaletin olmadığı yerde zulüm, ahlaksızlık ve kaos kaçınılmazdır.

Hz. Ömer’in adaleti dillerde destan olmuştu. Çünkü o, “Fırat’ın kenarında bir koyunu kurt kapsa, bunun hesabını Allah benden sorar.” diyordu. Bugün ise milyonlarca insan açlıktan, zulümden, savaşlardan ölürken yönetenlerin vicdanı rahat. İnsanlar yaşıyor ama insanlık ölüyor.

Kur’an-ı Kerim’de buyurulur:

“Ey iman edenler! Kendiniz, anne babanız ve en yakınlarınız aleyhine de olsa adaleti ayakta tutan kimseler olun.” (Nisa, 135)

Ama bugün adalet, güçlülerin menfaati uğruna feda ediliyor.

4. AHLAKSIZLIĞIN VE YALANIN MEŞRULAŞTIRILMASI

Eskiden bir insanın sözü senetti. Bugün ise yalan, hayatın her alanına sirayet etmiş durumda. İnsanlar menfaatleri için birbirlerini aldatıyor, doğruluk ise aptallık gibi görülüyor.

Resûlullah (sav) buyurdu:

“Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman 164)

Ahlak olmadan toplum ayakta kalabilir mi?

İNSANLIĞI YAŞATMAK MÜMKÜN MÜ?

Evet, insanlık ölüyor ama tamamen yok olmuş değil. Vicdan sahibi, adaletli, merhametli insanlar hâlâ var. Bu yüzden yapılması gereken şey, insanlığı tekrar canlandıracak adımlar atmaktır.

1. VİCDAN VE MERHAMETİ YENİDEN YEŞERTMEK

Bir toplumun merhamet duygusu ne kadar güçlü olursa, insanlık da o kadar yaşar. Yetimi korumak, açları doyurmak, mazlumun hakkını savunmak insanlığın temel değerleridir.

Allah Kur’an’da buyuruyor:

“Yetimi sakın ezme! El açıp isteyeni sakın azarlama!” (Duha, 9-10)

Bir insan merhametle hareket ettiğinde, dünyaya ışık olur.

2. ADALETİ VE HAKKANİYETİ YENİDEN TESİS ETMEK

Haksızlığa susanlar, zalimin ortağıdır. Bir toplumda adalet yoksa, orada barış da olmaz. İnsanlık yaşasın istiyorsak, adalet için mücadele etmeliyiz.

Allah buyuruyor:

“Zulme rıza göstermek, zulmün ta kendisidir.”

Adaleti ayakta tutan toplumlar yükselir, adaleti kaybedenler çöker.

3. AHLAKI VE DOĞRULUĞU YENİDEN DEĞERLİ KILMAK

Ahlak, insanlığın ruhudur. Eğer insanlık ölmesin istiyorsak, doğruluğu ve erdemi yeniden hayatımızın merkezine koymalıyız.

Peygamber Efendimiz (sav) buyuruyor:

“Sizin en hayırlınız, ahlakı en güzel olanınızdır.” (Buhârî, Edeb 39)

Ahlak olmadan insan yaşar ama insanlık yaşayamaz.

İNSANLIK ÖLÜRSE, İNSAN DA ÖLÜR

Bahtiyar Vahapzade’nin dediği gibi, insanlar yaşamaya devam ediyor ama insanlık can çekişiyor. Eğer bu gidişata dur demezsek, insan kalabalıkları içinde ruhsuz, merhametsiz, vicdansız bir dünyaya mahkum olacağız.

Ama unutmayalım: İnsanlık ölürse, eninde sonunda insan da ölür. Çünkü insanı insan yapan şey, bedeninin yaşaması değil, vicdanının, merhametinin ve adaletinin yaşamasıdır.

Ve Allah’ın huzuruna çıkmadan önce şu soruyu kendimize sormalıyız:

“İnsan gibi yaşadık mı, yoksa sadece yaşadık mı?”

Saygılarımla,

Avukat Mehmet Ali KÖROĞLU

22.02.2025