Her şey o kadar aşikâr ki görmemek için kör olmak da yetmez. Art niyetli ve umursamaz olmak gerek…
Vatanın bağlayıcı şartları vardır. Vatan üstünde yaşayan ve nimetlerinden faydalanan her fert, vatana sadık olmakla yükümlüdür.
Bu ister bir profesör olsun, ister bir paşa ister milletvekili… Vatanın ekmeğini kursağından geçiren her fert vatana sadık kalmalıdır.
Örneğin Profesör Nurşen Mazıcı gibi Çanakkale, Kurtuluş Savaşı ve en son 15 Temmuz ruhundan bihaber olan, konuşmaları Avrupa tarafından alkışlanan vatan hainlerini bilim yuvalarında görmek istemiyoruz.
Hatırlayacağınız üzere terörle mücadeleye başladığımız yakın zamanda akademisyenler toplanıp ortak bir açıklama yapmışlardı. Vatanı bir gemi olarak düşünürsek, bu geminin her bir yanına sızmış hainlerce “vatan gemisi” batırılmaya çalışılıyor.
Bu açıklamayı yapan sözde akademisyenler, şehit annelerinden nasıl utanmıyorlar gerçekten çok merak ediyorum. Cumhurbaşkanı Erdoğan düşmanlığı yapacağım diye vatan hainliği yapacak kadar alçalan insanlarla aynı nüfus cüzdanını taşımaktan utanıyorum…
Vatan hainlerinin cezası en ağır şekilde verilmelidir. Eleştiri ve konuşma hakkı ile vatana ihanet içinde bulunmak aynı şey değildir. Akademisyen olsun gazeteci olsun… Her şeyden önce vatan sevgisi olmayana hiçbir unvan verilmemeli, verildi ise de alınmalıdır.
Amerika ve Batı’da hiçbir gazeteci, akademisyen ya da politikacı ülke çıkarlarına ters konuşamaz, eleştiremez.
Hala üçüncü dünya ülkelerinde iç karışıklıklar çıkartan Batı, kendisi söz konusu olunca son derece katılaşır. Kendi vatandaşlarının vatan sevgisine önem veren Batı, üçüncü dünya ülkelerinde satılmışların ağzı ile halkı kandırmaya çalışmaktalar.
Daha önceki yazılarımda “PKK, DEAŞ ve FETÖ aynı iklimin zihniyetin örgütleridir” demiştim. 15 Temmuz darbe girişiminden hemen sonra suikastların başlayacağını ilk yazanlardanım.
Elazığ ve en son düğünde canlı bomba saldırısı ile çoluk çocuk katliama uğradık. Amaç ne mi?
DEAŞ, bu saldırılarla 15 Temmuz’dan sonra Türk-Kürt, sağ-sol bir araya gelen milletimizi ayrıştırmaya çalışmakta, kardeşi PKK’yı canlandırmak istemektedir.
DEAŞ güya PKK düşmanlığı yapıyor. Oysaki biz çok iyi biliyoruz ki siz ezelden kardeşsiniz, terörün kardeşi yine terör örgütleridir.
Terörü bu millet, hep birlikte sinesinden söküp atacaktır. Bu saldırılar can çekişen mikropların son saldırılarıdır. Ölüyorlar halkın gözünde ve tarihte bitiyorlar.
Son olarak…
DEAŞ, PKK ve FETÖ birleşik terör örgütleri ile savaşan Türkiye ise insanlığın kalesidir.