İnsanın başına her şey gelir derler. Peki, insanın başına eşek düşer mi? Bence düşer, ya sizce?
Cep telefonlarının henüz icat edilmediği günler. Boğazına aşırı düşkün pisboğaz bir arkadaşım, iş yerime gelerek, yarın Mersin'e tatile gideceğini söyledi. Hoşbeşten sonra telefonun başına geçip önce Adana'da bir dostunu arayarak ona saat on ikide Adana'da olacağını, kebapları, şalgamı ayarlamasını söyledi. Şaşırmıştım ama bir şey dememe fırsat kalmadan bir de Mersin'i aradı, oradaki arkadaşına da saat üçte Mersin’de olacağını, kadayıfları ayarlamasını söyledi!
Konuşmaları bitince "Yahu kardeşim yolculuk hali bu, yolculukta saat vermen doğru mu? En önemlisi de Allah izin verirse yani inşallah kelimesini de kullanmadın. Bu yaptığın Allah'ın da hoşuna gitmez, yaptığın hiç doğru değil” diye çıkıştım. O da umursamaz bir tavırla, "Yahu ne olacak saat altıda yola çıkacağım, en geç on ikide Adana'dayım........ Var mı ötesi...”
Tartışmanın anlamı yoktu, ben de öyle yaptım, hayırlı yolculuklar diledim; öpüştük ayrıldık…
Ertesi gün benim için yine sıradan bir gündü. Sabah iş yerine geldim, derken öğlen vakti karşı kaldırımdan, bir gün önce Mersin'e gideceğini söyleyerek vedalaştığım arkadaşım geçiyordu.
Allah Allah, şaşırmıştım! Halbuki onun hesabına göre şu saatte Adana'da güzelim kebapları götürüyor olması gerekiyordu.
Meraklanmıştım bürosunu aradım cevap alamayınca merakım iyice artmıştı.
Neyse ki saat iki sularında kendi geldi, bet beniz atmış üstü başı kir içinde. “Hayır mı kardeşim ne oldu, ne arıyorsun burada, şu anda senin Adana'da olman gerekmiyor muydu? Yenge nerede?” gibi soruları arka arkaya sıraladım.
O ise koltuklardan birine yatarcasına uzandı ve ağzından şu kelimeler döküldü .....
“Başımıza eşşek düştü"
Haydaaaa! Gülsem mi, ağlasam mı o moddayım yani ama içimden kıs kıs gülüyorum. "Ben sana dememiş miydim inşallah de diye, işte böyle olursun!"...... ama diyemiyorum tabi.
“Ne oldu?”, dememle başladı anlatmaya. Sürgü'yü geçtikten sonra olmuş olay. Ağır ağır gidiyorlarmış, karşıdan gelen Alman plakalı bir arabanın önüne bir eşek çıkmış. Sürücü mahir biri değil herhalde ki çarpmadan geçebilirmiş ama o zor olanı seçmiş ve eşeğe kafadan çarpmış. Çarpmanın etkisiyle havalanan zavallı eşek bizimkinin arabasının camından içeri yumuşak bir iniş yapmış.!
“Peki, yenge?” dedim. Dememle, “Allah yüzümüze bakmış” dedi.
Sürgü’den elma almışlar, olay esnasında hanımı elma soymak için yerdeki poşete doğru eğilince, ayaklarını toplamış bir vaziyette camdan içeri süzülen eşek böylelikle can kaybına sebep olmamış ama arabanın önü haşat! İçi eşek iç organları ve barsaklarından geçilmiyormuş...
“Sonra?” dedim ...........Kızgın kızgın suratıma baktı, “Daha ne olsun gidemedik işte!” .....