Merak ediyorum Malatyaspor seyircisini, takımı ilk beşin içindeyken neyden keyif alıyor da gelmiyorlar maça. Hocanın, futbolcuların performanslarını merak eden 27 bin kişi yok mu?
Yok mu futbolu seven?
Gurur duyacakları kaç sezon hatırlayabilirler. Bu yabancılık neden bu seçicilik neden, hayaliniz nedir? Beklentiniz nedir? Birçok kere bu konuyu yazdım. Ama bir gerçeklik ilk defa haykırayım. Malatya seyircisi bu ligin en kötü seyircisidir. İzahı yok. Net gerçektir.
Gelelim 90 dakikalık Kayseri maçına, zirvenin sürpriz ortağı olunca puan kaybı pek umursanmıyor ama geleceğin kalitesi bugünden alınacak sonuçlara bağlıdır. Puan kaybının ilk sebeplerinden biri boş tribünler olsa da, Evkur Yeni Malatyaspor ilk yarıdaki fizik kalitesini yavaş yavaş kaybediyor.
Sadık’ın takımdan ayrılması balans ayarlarını bozmuş. Mina, Murat Akça ve Mustafa Akbaş üçlüsünün uyumu çok daha vakit alacak gibi. Bülent Cevahir de kalibreyi birkaç basamak yukarı taşımalı. Yoksa kariyeri Süper Lig’de kalmaz.
Net olmalı, fizik gücünü de artırmalı. Malatyaspor’un sol bekleri kaleciler gibi yalnızdır. Öndeki yardımcıları silah zoruyla geliyor. Bıfouma maçın en iyi oyuncusu gibi gözükse de topsuz oyunda da rolünü yerine getirmeli. Guilherme’yi sakatlık çok etkilemiş, düşüşü devam ediyor.
Yeni Malatyaspor formsuz bir dönem geçiriyor. Umarım kısa sürer. Aleksic, Donald ve Robin Yalçın bu iskeletin en önemli parçaları ve yük şuan onların omzunda yeni yol arkadaşları ahengi bozmadan bu yükün sorumluluğunu alacaktır. Kayıplar olacaktır.
Önemli olan kayıplarda kimin nasıl sorumluluk aldığıdır. Buna seyircide dahildir. Bir futbol takımını sevgi ayakta tutar. O olmadan hiçbir şey olmaz. Bir şeyleri düzeltmek için önce kendimizden başlayacağız.
Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra pazar sabahı kalktığında bütün haftanın yorgunluğunu çıkarmak için eline gazetesini aldı ve bütün gün miskinlik yapıp evde oturacağını düşündü. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve sinemaya ne zaman gideceklerini sordu. Baba oğluna söz vermişti bu hafta sonu sinemaya götürecekti ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu.
Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni sinemaya götüreceğim dedi. Sonra düşündü; oh be kurtuldum en iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez.
Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi ve baba haritayı düzelttim, artık sinemaya gidebiliriz dedi. Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içinde kaldı ve bunu nasıl yaptığını sordu.
Çocuk şöyle cevap verdi: Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan vardı.
İNSANI DÜZELTTİĞİM ZAMAN DÜNYA KENDİLİĞİNDEN DÜZELMİŞTİ.