İlk gol öncesi ve sonrası

Abone Ol

Göztepe karşısında 3-1’ lik mağlubiyet alan Alima Yeni Malatyaspor bu kritik virajda İzmir’den puansız döndü.

Geçen Perşembe günü yazımın bitirirken ‘kazanırsak’ artık küme düşme ile uzaktan yakından

alakamızın kalmayacağını ve ister istemez koşulların bizi play off mücadelesinin içine çekeceğini belirtmiştim. Müsabakanın bir saatlik bölümüne baktığımızda saha içerisindeki bütün gelişmelerin lehimize oluştuğunu ve sonuç olarak da kazanabileceğimizi düşünmüştüm.

Ne zaman ki 60 dakikada sol tarafımızdan yapılan ortaya yakın mesafeden yine yapılan kafa vuruşunun gol olması bütün o iyi gidişatı heba etti ve oyun dengemiz alt üst oldu. Göztepe takımının o dakikaya kadar bir tek ilk yarıda ceza sahası içerisinde kaleyi bulmayan şutun haricinde gol atabilecekleri pozisyonları gelişmemişti. Oyuncularımızın ise gol yapabilecekleri 3-4 fırsatı harcadıklarını söyleyebilirim.

Özellikle Guido Koçer’in taşıdığı toplarla rakip sahada etkili olmaya çalıştık ve zaman zamanda başarılı olduk. Faulle kesilen, kaçırılan ve son final paslarında eksiklik yaşadığımız anlarda oldu. Anlayacağınız; oyuna hakim olduğumuz, rakibe organize olma fırsatı tanımadığımız, kenarları ve orta sahayı iyi kapattığımız müsabakada eksik olan tek şey, takımımız adına rakip filelere atılmayan goldü.

Bu görüntü, rakip Göztepe’nin isimlerine rağmen oyuncularının yetersizliğinden mi? Yoksa bizim oyun içerisinde ki etkinliğimizden mi oldu? Derseniz, iki taraftan da bakabilirsiniz. Ancak, ortada olan bir gerçeklik var ki, o da şudur. Yediğimiz gol dakikasına kadar oyunu istediği gibi yönlendiren ve pozisyon üstünlüğünü elinde bulunduran taraf bizdik.

Sezonun ilk yarısında burada izlediğim Göztepe takımı hem oyun hem de mücadele olarak Cumartesi günkü takımdan daha iyiydi. Ara transferde alınan oyuncuları da düşünürsek, bir takımın başarılı olmasının sadece futbolcu kalitesi ile alakalı olmadığını anlamış oluruz.

Geçen hafta 1-0’ dan beraberliği yakaladığımıza bakmayın. Bizim takım olarak en büyük zaafımız skor olarak geriye düştüğümüzde sahadaki görüntümüz de birden bire değişiyor. Biraz kapalı olan bloklar arasındaki mesafe açılınca da takımın ve de bazı oyuncularımızın defosu hemen ortaya çıkıveriyor. İlk bir saatte gerektiği gibi mücadele eden ve oyunsal anlamda verilen taktikleri harfiyen uygulayan oyuncularımızın golü yedikten sonraki 35 dakika içerisinde fark inanılmazdı. Attığımız gol bize nefes aldırmasaydı, inanın daha farklı bir sonuç kaçınılmaz olurdu. Bu sebeple müsabakanın uzatmalarla beraber son 35 dakikası takımımız sanki başka bir karşılaşma oynadı.

Demek ki; müsabaka bitmiş, geçmiş olsa da üstün olduğunuz karşılaşmaları skor olarak da lehinize bitirecek golleri atmak zorundasınız. Tabi ki söylediklerim ’başka bahara’ sözü gibi diğer maçlara kaldı. Şimdi burada oyuncuları değerlendirmeye kalksak herkesin kafası karışacağı için gerekli görmüyorum. İsterim ki takımı ve oyuncuları müsabakanın tamamın da değerlendireyim.

Umarım iyi futbollarını 20-30-60 dakika değil de, örnek vermek gerekirse V. Elazığspor maçındaki gibi oynarlar da bizle beraber tüm futbolseverleri mutlu ederler.