İlah-i Adalet!

Abone Ol

Milli maçlardan dolayı Süper Lig ve TFF 1. Lig’de hafta sonu karşılaşma oynanmadı. Türk milli takımımızın İzlanda ile oynadığı maç başta olmak üzere alt liglerdeki diğer müsabakaları takip ederek yeni haftanın başlamasını bekledik. Bu arada Yeni Malatyaspor antrenmanlarını da izledik.

A milli futbol takımımız dünya kupası grup eleme maçlarındaki performansıyla ve herkesin malumu olduğu futbol dışı konularla meşguliyetiyle hiçbir yere gidemez. Maalesef her yeni organizasyon öncesi 3 – 5 genç oyuncu çağırarak, onların gazlanmasıyla bir şeyler yapmak bizim milli takımın oyun sistemi haline geldi.

Oysaki bugün turnuvalara damga vuran İzlanda, Galler gibi takımlar sadece bir iki kaliteli oyuncularıyla göze hoş gelen futbol oynuyorlar, başarılı da oluyorlar. Euro 2008’de genç Arda ve arkadaşları üzerine yüklenen misyon bugün Emre Mor ve diğerlerine veriliyor. O dönem de hoca Fatih Terim’di. Anlayış, kapris, ego, hırs, kincilik, başarıyı paylaşamama sorunu... Her şey aynı şekilde devam ediyor.

Oysa futbol artık çok isimsiz oyuncuların bile bir bütün oluşuyla rakibe sahayı dar etmenize olanak tanıyan bir oyun haline geldi.

2002’ de Dünya üçüncüsüyüz. 2004 yok, 2006 yok! 2008 var, ‘Arda attı’ başarı geldi. 2010 yok, 2012 yok, 2014 yok. 2016’ya ‘Selçuk attı’ diye gittik. 2016’da Arda durdu, milli takım perişan oldu. 2018’de şimdi iş Emre Mor’a döndü. Emre atarsa 2018 olabilir. İşte böyle sistemsizliği sistem edinen bir milli takımımız var. Tüm bu saçma kurguyu inşa eden Sinyor Terim, en fazla maaş alan milli takım hocası.

Onun için milli takımda; ‘silah çekilmiş, oyuncunun biri gelmiş gelmemiş, Arda küsmüş, hocası kızmış, Kalecisi maçı bırakıp gitmiş, prim pazarlığı olmuş olmamış’ mevzuları hiç bitmez. Çünkü yazan da yöneten de oynayan da oynatan da Fatih Terim!

BAL DERBİSİ

Malatya Yeşilyurtspor ile İnönü Üniversitesi BAL’da Malatya derbisi oynadı dün. Doğal olarak maçı izlemeye gittik. İyi ki de gitmişiz. Dillerden düşmeyen Yeşilyurt Belediyespor’un kötü oyununu anlatsalar inanmazdım, en azından gözümle gördüm!

Öncelikle maç öncesi bütün öngörüleri tersine çıkardıkları için İnönü Üniversitesi’nde forma giyen genç kardeşlerimizi tebrik ediyorum. Aynı şekilde İnönü Üniversitesi karşısında centilmence mücadele eden Yeşliyurt Belediyespor’lu oyuncuları da kutluyorum.

LAKİN:

İnönü Üniversitesi’ndeki kanında kimliğinde Malatya yazan Ramazan’ı, Enes Filiz’i, Bekir Yardım’ı, transfer etmeyip görmezden gelip, Gabon’dan Brezilya’dan sırf renkleri farklı diye adam alan zihniyet, dün hiç mi sıkılıp bükülmediniz maçı izlerken!

Başka memleketten adamlara on binlerce para verip, bu gencecik Malatyalıların vebalini sahada bulacağınız bir şans golüyle mi ödeyeceğinizi sandınız?

Üniversiteli gençler; okulda hocalarından aldıkları dersleri, dün sahada yüzlerce bin lira harcayan Yeşilyurt’a, hocasına, başkanına, futbolcusuna ders vererek anlattı. Çünkü futbolda para çok şeydi ama her şey değildi.

DAHA ÇOK BEKLERSİNİZ!

Üniversiteli gençler formanın hakkını verdiler, hesabı kitabı düşünmediler, dik durdular, paranın gücüne alın terleriyle direndiler. O koskocaman 280 bin kişiyi temsil eden Yeşilyurt Belediyespor ise sadece hakemden cılız bir düdükle penaltı bekledi maç boyunca. Çünkü para sahadaki alın terini bile yener diye inanmışlardı. Ama Allah’ın da bir adaleti vardı!

1 puan Üniversiteye sıralamada hiçbir şey kazandırmadı ama Yeşilyurt’a çok şey kaybettirdi. Sonuçta ikisi de Malatya takımı, beraberlik maçın hakkıydı. Yeşilyurt yönetimi bu maçtan sonra şapkayı önüne mi koyar, rafa mı koyar bilmem. Düşünmek için başlarını taşlar mı vururlar yoksa ellerinin arasına mı alırlar ona da karışmam.

BİLDİĞİM BİŞEY VAR

Ama bildiğim bir şey var ki o da kulüp içinde ciddi bir sorun olduğu. Kiminle görüşsek dışarı bir şeyler sızıyor. Bazı oyuncuların zorla oynatıldığı iddia ediliyor. Hoca basında çıkan eleştirilerden sonra elini güçlendirmek için transfer ister. Zaten almadıkları bi Ronaldo ile Messi kaldı onları da getirseler kesin şampiyonlar!