İÇİNİZDEKİ CEVHERİ KEŞFEDİN

Abone Ol

Birçoğumuzun hayatında, fırsatların önümüze tepsiyle sunulduğu anlar olur. Fakat her şey önümüzde iken bile o tepside ki fırsatı kullanamayabiliyoruz. Bunun en büyük sebebi ise içimizdeki korkudur. Bu korkunun temelinde ise başarısız olmak, yanlış yapmak gibi duygular yatar.

Benim inancıma göre her insanın içinde kullanılmaya hazır olan bir cevher yatar. Önemli olan içimizde ki o cevheri kullanabilecek cesareti elde etmektir.

İçinizdeki cevheri keşfedip hayatınıza devam ettiğinizde fırsatların artık ayağınıza gelmesini beklemeyi bir kenara bırakın, artık fırsatlarınızı kendiniz yaratabilecek bir güç elde edersiniz. Çünkü her insanın cevheri farklıdır ve eşsizdir.

Sizden bir tane daha yoktur…

O yüzden sizin yapabileceğinizin aynısını bir başkasının aynı yapma olasılığı mümkün değildir. Cevherini ortaya çıkarmış her insan dünyada ölümsüzlüğü yakalar. Tıpkı Thomas Edison, Einstein ve adını tüm dünyanın duyduğu ve evrende yaşam olduğu sürece ismi anılacak olan nice cevherlerini keşfeden mucitler gibi.

Thomas Edison okul başarısızlığıyla ve zekâ geriliği tanısı almış bir çocukken, tarihte unutulmaz icatlarda bulunmuş ve teknolojinin gelişmesine ampulü bularak ışık tutmuştur. Einstein ise okul çağında sınıfta kalmış 9 yaşına kadar konuşamayan bir çocukken, dünyanın gördüğü en yüksek zekâya sahip olan insanı olarak tarihe adını altın harflerle kazımıştır.

Hiç kimse doğduğunda mükemmel doğmaz; kişiyi başarıya ulaştıran kendine olan inancı ve asla başarmaktan, hedefinden vazgeçmemekten geçer. Hepimizin içinde bir Edison bir Einstein yatar biz korkularımızla ve kendimize olan inancımızı kaybederek içimizdeki cevheri kömür içerisine hapsedebiliyoruz. Bunu ne zaman yapmaktan vazgeçersek hayatımızda güzel şeyler, başarılar bir şekilde bizi bulacaktır.

Kendinize inanın çevrenizde yapamayacağınızı söyleyenlere kulak asmayın. İçinize bakın, kalbinizi dinleyin ve adım atmaktan korkmayın, içinizde ki cevheri keşfedin…

Bu hafta ki yazıma köşe yazarımız Mahir Temur’un da kullandığı terim gibi “Çiçeği burnunda yazarımız Türkan Yıldız”ın köşe yazarlığına adım atması esin kaynağı oldu. Her köşe yazarı kendi bakış açısıyla okuyucularına bir şeyler katar ve yeni bir pencere açar. Buradan güzel yazısı için Mahir beye teşekkür ediyor, Türkan hanımı da tebrik ediyorum…

İçinizde ki cevheri keşfetmeniz umuduyla, bir sonraki yazımızda buluşmak dileğiyle…