Yarın 6 Şubat ve acının yıl dönümü. Deprem bölgesindekiler olarak bir kez daha hatırlayacağız o günü. Çaresizliğimizi, bekleyişimizi ve belki diğerlerinden daha mühim olmayan üşümemizi hüzünle hatırlayacağız.
Belki doğal bir afetti ama önlem de alınabilirdi. Binlerce acı dolu hayat hikâyesi için bir şeyler yapılabilirdi. Bu kadar çok feryat duymayabilirdik. Bazı haklar var, helal edilmesi sadece geride kalana düşmez. Biz hakkımızı helal etsek de yitip gidenler helal edecek mi?
Zemini uygun olmayan yerlere dikilen 13-14 katlı binalarda vefat edenler haklarını helal edecek mi? Binaların dışını allayıp pullayan, sağlamlığı, güvenirliği arka plana atanlara ne söylenecek? Ovaları, bahçeleri imara açanları; üç kuruşluk para için kolondan çalanları hangi vicdan yargılayacak?
İnsanlar canla başla enkazda kalanları kurtarmaya çalışırken, yıkılan binalardan bir şeyler çalmaya çalışanlara, insanlar kıyameti yaşarken kendi cebini düşünenlere ne söylenecek?
Dışarıda çoluk çocuk donmak üzereyken, kalacak yer bulamadan çaresizce beklerken başka yardım kuruluşlarına çadır satanlar kime hesap verecek? Helal et diyorlar ama bu insanlar helal etse dahi bunun hesabı kolay kolay verilecek şeyler değil.
Bunlar da artırıyor hüznümüzü. Yaşanılan acılara bir de bunlar eklenince daha da artıyor. Depremin ilk yıl dönümü, bir kere daha anacağız yarın kaybettiklerimizi. Ama yaşananlar unutulmayacak ve felaketin şiddetine rağmen yine bencillik yapanlar affedilmeyecek.