Millet olarak enteresan özelliklerimiz var. Tepkilerimiz, diğer milletlere nazaran çok farklı ve daha belirgin…
Mesela son Japonya depremiyle anladık ki, sadece biz kaçıyormuşuz. Adam markette çalışıyor ve 9 büyüklüğünde deprem oluyor. Raflardaki ürünler düşmesin diye rafları tutuyor o zelzele sırasında. 20. katta sallanırken telefonuyla kamera çekimi yapmak bize özgü bir uygulama değil. Bizim o deprem sırasında asansörde olma ihtimalimiz çok daha yüksek.
Allah muhafaza bizde tsunami olsa, tepkilerimiz çok farklı olurdu.
Mesela, arabasını sudan kurtarmaya çalışan bir görüntü izlememiz doğal olurdu bizim için. Ya da tsunamiden koşarak kurtulmaya çalışan görüntüler daha fazla olurdu. Tam yıkılmamış evleri ve işyerlerini yağmalama görüntülerinin olması bizi şaşırtmazdı.
On gün önce ege bölgesinde bir deprem oldu. Hiçbir ev yıkılmadı ama 1 kişi öldü ve 285 kişi de yaralandı. Kimisi balkondan atladı, kimisi telaşla evden kaçarken düştü, bacağını kırdı. Biri de deprem esnasında heyecandan kalp krizi geçirdi.
Geçen gün televizyonda gördüm. Adamın biri sele kapılan arabasını kurtarmaya çalışıyordu. Kendisinin sele kapılmasına ramak kalmıştı. Bakış açımız çok farklı…
Bi tarafta canından çok korktuğu için 285 yaralı var bi tarafta ise malına bi şey olmasın diye canını tehlikeye atan var.
İki komik örnek verip yazıyı bitireyim…
Rize’de vatandaşlar UFO görmüş. Dünya’nın her yerinde bu tür anlam verilemeyen bir cisim görüldü mü, çekim yapılır. Alırsın telefonunu eline ve megapikselin kalitesine göre gizli çekimini yaparsın. Rize’deki vatandaşlarımız ne yapmış peki? İtfaiyeyi aramış… KPSS ile alınmış bir elemanın UFO’ya karşı ne gibi bir önlemi olabilir? Kaskın yanmaması UFO’ları bağlar mı?
***
Ramazan ayında Rize’de 2 dakika hoca erken ezan okumuş. Merkezi sistem olduğundan bütün Rize halkı 2 dakika erken iftarını açmış. Rize müftüsü yerel kanalların birine çıkıp açıklama yapmış. Ve bütün Rizelilerin Ramazan Bayramı’ndan sonra 1 gün kaza yapmalarını söylemiş. Almanya’da yaşayan Rizeliler, kanalı arayıp soru sormuşlar: Hocam biz de mi tutacağız?
İnanın çok farklıyız ve bu farkımız bölgeler arasındaki yemek farklarına benzemiyor. Ne zaman ne yapacağımız hiç belli olmaz.
Yıllar önce gecenin bir yarısı dört büyüklüğünde bir deprem olmuştu Malatya’da. 16 yaşındaydım ve daha önce hiç deprem yaşamamış gibiydim. İlk deprem tecrübem diyebilirim. Kendimizi dışarıda bulduk. Komşumuzun o anki cümlesine halen gülerim.
“Kıble tarafından vurdu deprem”
Kahkaha atmıştım ve babamdan fırçayı yemiştim tabii. Rasathane dahi komşumuz kadar hızlı değildir. Neredeyse depremin ilk başladığı yeri gösterecekti.
Bu işin lamı cimi yoktur: çok farklıyız…