Bu, benim şampiyonlukla ilgili ilk yazım. Gazetemizin ev sahibi olarak, bütün yazarlarımızın ilk yazılarından sonra yazmak istedim. Şöyle koltuğuma rahat rahat yayılarak, olan biteni 10 günlük sakin kafayla toparlayarak kaleme aldım.
***
İçinde onlarca hikâyeyi barından bir şampiyonluk yaşadık. Malatyalıları sokaklara döken bu sevindirici olayın yanında şehir kazanırken, kaybedenler de oldu. Elbette bir Süper Lig, UEFA ya da Şampiyonlar Ligi zaferi boyutunda değil ama inanın en az onlar kadar değerliydi memleketimiz için.
***
Malatya futbolu artık bir tercih yapacaktı. Ya belediyenin verdiği trilyonlara rağmen akıl tutulması yaşayıp futboldan ve yöneticilikten anlamayan ikinci başkanlara teslim olacaktı ya da bir üst lige çıkarak herkesin rahatlıkla bütçesini ortaya koyup yönetebileceği bir kulüp haline gelecekti.
***
Ya ultra yıldızlarına verdiği milyonlara rağmen, 300-500 kişilik ilçe statlarında play off mücadelesi verecek ya da her hafta TRT’de yayınlanan yıllık geliri 9 milyonu bulan göz önünde bir yerde olacaktı. Hamdolsun ki; kulübü devraldığı kongrede ‘akıcı bir konuşma yapamadı’ diye daha ilk günden ‘bu adamdan olmaz’ denilen Başkan Adil Gevrek bizi bu 2.Lig rezaletinden kurtardı!
***
Günler geçmesine karşın hala sosyal medyadaki kutlama görüntülerini izlediğimde, kendi arşivlerime baktığımda hala gözlerimi ıslatan bir şampiyonluk var karşımızda.
Dedim ya hikâyesi bol olan bir şampiyonluk bizimkisi…
Drogba’nın, Bayern Münih’i 89.dakikada kafa golüyle yıkıp 2012’de Şampiyonlar Ligi kupasını hem de Almanların önünde Chelsea’ye kazandırdığı ya da Zidane’ ın 2001 Şampiyonlar Ligi Finali’nde Real Madrid’e kupayı getiren unutulmaz vole golüyle gelen şampiyonluğu kadar olmasa da bizim için efsanevi bir başarı oldu bu şampiyonluk.
***
Yıllar sonra 3 büyük meydanda mahşeri kalabalığı gördük. Malatya daha önce Özallı yıllar ve 80’li sezonlarda bu kadar insanı bir araya toplayabilmiş. 83-84 namağlup şampiyonluk, 2000-2001 Antalya’dan 1.Lig’e çıkış ve daha sonra bu şampiyonluk! İstanbul başta olmak üzere birçok ilden şampiyonluğu yaşamak için Malatya’ya gelenlerden tutun da, yaptığımız yayınları, çıkardığımız gazeteleri arşiv diye saklayıp defalarca okuyan, izleyen onlarca insanın coşkusunu paylaştım.
***
Şehre bu gurur duyulacak başarıyı yaşatan Adil Gevrek ve bu kulübe kurulduğu günden bu yana en büyük desteği veren Ahmet Çakır alkışı fazlasıyla hak ettiler. Her şeye rağmen yılmayan futbolcular, sonuna kadar negatif enerjiyi gizleyen ve camiaya sürekli pozitif sirkülasyon sağlayan bir kısım medya bu şampiyonluğun kazananlar tarafındadır.
***
Diğer tarafta ise kaybedenler vardı.
Zaman zaman yönetim ihtiraslarına, göreve gelmek için sezon başı bu takımı kuran Mustafa Uğur’a yapılan ayak oyunlarına şahit olduk. İlhan Kavuk ve Mustafa Uğur’u göndermek için elbiselerine kadar verdikleri omurgasız canlıların, ağalarından aldıkları talimatı ekranlarda salya sümük nasıl yerine getirdiklerini gördük. Feyyaz Uçar’ın oyuncuların sabrını nasıl zorladığını, futbolcuların müthiş birlikteliğini, şampiyonluk fırsatının defalarca gelip gittiğini hep beraber izledik.
***
Takımın şampiyon olmasıyla birlikte yılarca; ‘bu çocuk sakat doğdu’ tezinde bulunanların aslında kastettikleri sakatlığın sadece kendi beyinlerinden ibaret olduğu da ortaya çıktı. ‘Kâbe’yi’ her görenin ‘hacı’ olmadığı gibi, her canlı yayında forma giyenlerin de Malatyasporlu olamayacağını bu millet çok iyi biliyor. Kendi menfaatleri yüzünden kulübün geleceğini tehlikeye atanların, sezon içersinde çizdikleri zik-zakları, onları bu şampiyonluğun kaybedenleri arasında ilk sıraya yazdırdı bile…