Her şey güzel bir son içindir.

Abone Ol

Mümin elli sene namaz kılar, oruç tutar, zekat verir, hacca ve umreye gider, güzel işler yapar bütün bunlar güzel bir son içindir . Hatta güzel bir son için değil elli sene elli bin sene dahi bunları yapmaya değer.

Hiçbir öğrenciye deniliyor mu ki; iki saatlik bir imtihan için bir yıldır hatta bazen yıllardı çalışıyorsun, çünkü kaçıracağı ya da yapacağı iki soru sınavın kazanılmasına ya da kaybedilmesine mal olabilir.

Ahiret hayatı da aynı şekildedir kardeşlerim.

Namaz bir ders, oruç bir bir ders, doğruluk bir ders bütün bu derslerin toplamıyla sınavı kazanacaksın.

Sınav günü kimliğini kaybeden sınava alınmadığı gibi ölüm anında müslüman kimliğini kaybedenin de bu hayatta yaptığı diğer işler kayda alınmayacaktır.

Sen bir defa kimliğini kaybettin, ne kadar ders çalışmış olsanda sınava alınmayacaksın !

Bir diğeri de ‘müslüman kimliğini’ kaybetti, bu hayatta ne kadar güzel işler yaptığın gibi görünsen de senin duruşun müslümanca değildi, durduğun yer bir müslümanın durabileceği yer değildi, tarafın müslümanların tarafı değildi, yaptıkların bir defa Allah için değildi.

İnsanlar görsün, ekranda olayım, vitrinde görüneyim, sen reklamın peşindeydin, gayen Allah rızası değildi, sen bir defa müslüman kimliğini kaybettin, özünü kaybettin, aslında sen cennetini kaybettin, sınava alınmayacaksın.

Bütün bu güzel işlerin temel şartı müslüman kimliğini kaybetmeyeceksin, göğsünü gere gere ben müslümanım, ben müslümanlardanım, dinim islam, rehberim kuran, önderim Hz. Muhammed’dir, diyebileceksin.

Sınava kimlik tespitinden sonra başlıyor.

Senin umursamadığın küçük bir salih amel seni cennete götürebilceği gibi bazen de hiç kala almadığın küçük bir faiz de seni cehennemin dibine kadar götürebilir.

Terazi çok hassastır.

Zerre misakalı hayır yapan da karşılığını görür, zerre miskalı kötülük yapan da karşılığını görecektir.

Yaptığın her şeyin sınavın sonucuna etkisi olacaktır.

Sınav sonucunu en çok etkileyen hususlardan biri de duadır.

Dua; hep teyakkuzda da olmaktır, yönünü, yolunu, kimliğini kaybetmemek için Allah’tan yardım dilemektir.

Dua aynı zamanda istikametini korumak için Rabbinin yardımına muhtaç olduğunu hissetmektir.

Ey Rabbim sen yardım etmeden ben bu dersleri de çalışamam, bu sınavı da kazanamam, beni bana bırakma, demektir.

Rabbimiz Kuran’da bizlere en güzel duaları meleklerin ve peygamberlerin dilleriyle öğretmiştir.

Bazen de müminlerden bahsederken onların şu şekilde dualar yaptığını söyleyerek müminleri dualarından dolayı övmüştür.

Peygamberimiz de çokça dua etmiş ve ümmetine de duayı tavsiye etmiştir.

Peygamberimizin yaptığı önemli dualardan biri de Rabbinden güzel bir son istemesidir.

Peygamberimiz : Allah’ım bütün işlerimizde akibetimiz hayareyle, (sonumuzu hayreyle). Ahmed, Müsned. Buhari, Tarih.

Yine peygamberimiz : Allah’ım bizleri müslüman olarak vefat ettir, Müslümanca yaşat, fitnelere uğramaktan, zillete düşmekten bizleri muhafaza et’ Ahmed, Müsned. Elbani, Sahiha. diye dua ederdi.

Hz. Yusuf ve çoğu peygamberin de derdi Müslümanca Allah’ın huzuruna gidebilmekti, bu ulvi hedef için yüz yıllarca mücadele ettiler hatta evlatlarına Müslümanca ölebilmek için dikkatli olmalarını öğütlediler.

Hz.Yusuf’un şu muhteşem duasına bakın.

Ey rabbim! Bana iktidar verdin ve bana rüyaların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve yeri yaratan! Dünyada da âhirette de beni yönetip himaye eden sensin. Müslüman olarak canımı al ve beni iyi kulların arasına kat!”

Sanki bütün bu dünyalık nimetler onu kesmiyor tek dileği Rabbinden ‘ Müslümanca ölmek ve salihlerle beraber olmak’.

Allah Yusuf’a ilim vermişti, hiç kimseye vermediği güzelliği vermişti, yine çoğu peygambere dahi vermediği zenginliği, Mısır’ın hazinelerine vezir olma nimetini vermişti.

Ama Yusuf’un gözü, gönlü, aşkı, dileği başka bir şeydi.

Bütün bunlar Yusuf’u mutlu etmeye yetmiyordu, onun başka bir derdi, endişesi vardı bu hayatta !

MÜSLÜMANCA ÖLEBİLMEK!

Rabbimiz Yusuf’un bu derdini bizlere tarihi bir bilgi olsun diye anlatmadı galiba.

Yusuf suresini Rabbimiz ‘ Ahsenu’l- Kasas’ diye nitelmiş, en güzel, en anlamlı kıssa, en ibretli hikaye.

Kimler bu kıssadan hisse alacak, tabiki bizler, Yusuf’un derdi neydi, bizim derdimiz de o olsun !

Hz. Yûsuf, mülkü ve onu yönetmek için gerekli olan olayları yorumlama ilmini kendisine yüce Allah’ın verdiğini, dünyada da âhirette de kendisini yönetip himaye eden velîsinin Allah olduğunu zikrederek O’na şükranlarını arzediyor ve dünyada insana verilen imkânların “iyi bir insan ve iyi bir müslüman olma” amacına hizmet etmesi gerektiğini vurguluyor (velî hakkında bilgi için bk. Bakara 2/257; Nisâ 4/2,138-140; En‘âm 6/14).

Rabbimizin de iman edenlere yegane tavsiyesi; Müslümanca yaşamak ve Müslümanca ölmektir.

Ey iman edenler! Allah’tan, O’na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin. Ali İmran, 102.

Toprağın altına girecekseniz sadece müslüman olarak girin, aksi taktirde işiniz çok zor olacak !

Müslümanca ölebilmenin yegane şartı Müslümanca yaşamak ve müslümanlarla beraber olmaktır, müslüman ortamından kopan kimliğinden de kopar,

Müslümanca ölmesi de imkansız gibidir, bu kesindir.

Peygamberimizi dahi Rabbimiz şu şekilde uyarmıştır ; Gözlerini müslümanlardan ayırma. Kehf, 28.

Allah’a çokça dua etmek, hiç bir ameline güvenmeyip Allah’ın rahmetine, inayetine güvenmek, Allah hakkında hep hüsnü zan beslemek de Müslümanca ölebilmenin nedenlerindendir.

Müslümanca yaşayan bir insan hep umutvar olsun ve bilsin ki ; güzel yaşayan güzel bir şekilde ölür inşaallah.