Her şey açıkta.
Kaysı kuruları, üzüm kurutmalıkları, hoşaf kurutmaları…
Salça çeşitleri…
Yerli peynirler, çökelekler…
Çerez çeşitlerinin hemen tamamı açıkta.
Dükkânın dışında, dışarıda.
Fasulyeler, nohutlar…
Bulgur çeşitleri…
Zeytin çeşitleri açıkta…
Bazı ballar, tahta petekleri ile açıkta satılıyor.
Yerler toz toprak içinde.
Tükürükler, sümükler kendini bilmezlerin ağzından burnundan yerlere fırlatıldığı için bu pislikler toz ile haşır neşir olup asfalta, kaldırıma yapışıp oradan geçmekte olan bir aracın tekerine tutunup kalkan toz bulutu ile doğrudan açıkta satılan yiyeceklerin üzerine konuyor.
Yıllarca ve defalarca bu konuyu yazdık çizdik.
Sakıncalarını televizyon programlarımızda anlattık.
“Yapmayın etmeyin, insanların sağlıklarıyla oynamayın” dedik.
Ne dinleyen var ve denetleyen.
Zabıta ekipleri bu uyarılarımızdan veya yazılarımızdan sonra belki de görevi yapmış olmak hesabıyla şöyle bir çıkıyor bir iki gün sert disiplin uyguluyor sonra “adam sende, laftan anlamayan esnaflarla mı uğraşacağım” diyor, tekrar kabuğuna çekilen kaplumbağa misali şöyle çarşıyı pazarı geziyor, dönüyorlar sığınaklarına.
Ne yapsınlar yani…
Her gün her gün laftan anlamayan esnafla hırgür mü etsinler…
Velhasıl, şu Pandemi denen dönemden önce de kimi esnaflarımız sattıkları ürünlerin üzerine şeffaf kapaklar kapatmışlar veya plastik örtü ile kapatarak tozdan korumaya çalmışlar.
Fakat bildiğinden şaşmayan kimi esnaflarımız ise gelişigüzel açıkta yiyecek satmaya devam ediyorlar.
O açıkta satılan yiyecekleri mutfağımıza geliyor yemek oluyor sonrada vücudumuza giriyor.
Hasta oluyoruz.
O yiyecekler bize fayda mı sağlıyor yoksa mikrop mu üretiyor midemiz de bilemiyoruz.
Biraz daha dikkatli ve hijyenik olsak daha sağlıklı yaşayacağımız kesin.
Gıda ürünlerimiz açıkta satılmamalı…