Hayaller, hayatlar…

Abone Ol

İnönü Üniversitesi Spor Bilimleri Faküktesi’nce düzenlenen Yeni Malatyasporlu futbolcuların ve teknik heyetin katıldığı “Hayaller Tecrübeyle Buluşuyor” konferansından izlenimlerimi paylaşmak istiyorum.

Programdan yarım saat önce fakülte binasına geçtim.

Hazırlıklar yapılmış, cihazların son kontrolü yapılıyor, kalabalık öğrenci grubu salona alınıyordu.

Yeni Malatyaspor otobüsü gelmeye yakın Mehteran takımı “destur, haydi ya Allah!” diyerek marş çalmaya başladı.

Aslında ilk başta garipsedim. Spor bilimleri fakültesi bahçesinin içerisinde, bir konferans öncesi toplanan kalabalığı alıp harbe mi gidecektik?

Son dönemlerde içerisinden geçtiğimiz savaş psikolojisini düşününce, etraftaki kalabalığın ilgisini de fark edince garipsediğim durum bana normal gelmeye başladı.

Osmanlılarda, askeri musikiyi icra eden topluluk, Yeni Malatyaspor’u bir konferans öncesinde karşılamaya gelmişti…

Futbolcular otobüsten sırasıyla inip salona girdiler.

Karanfiller ile onları kapıda karşılayan nazik insanlar vardı.

Meraklı gözlerle futbolcuları ve teknik heyeti yakından ilk kez gören yüzlerde vardı, “benim burada ne işim var” diyerek zoraki geldiğini düşünenlerde…

Salon ağzına kadar doluydu. Rektör Ahmet Kızılay ve fakülte dekanı Rıfat Güneş açılış konuşmalarını yaparak konuklara hoş geldiniz konuşmalarını yaptılar.

Sportif direktör Ali Ravcı’ya yöneltilen sorularla söyleşi başladı. Malatyalı teknik adam Ravcı, güzel bir anısını öğrencilerle paylaştı.

Yeni Malatyaspor’a sportif direktör olmadan önce evinin balkonunda “bir gün ben bu takımın başına sportif direktör olacağım” düşüncesiyle futbolcularla hitap ettiğini kendi kendine konuştuğunu anlattı. Oğlunun kapıyı açarak “baba farkında mısın kendi kendine konuşuyorsun. İyi misin?” şeklinde kendisine tepki gösterdiğinden bahsetti.

Pür dikkat şekilde salonda kendisini dinleyen herkesi etkilen Ali Ravcı’nın bu paylaşımı beni etkiledi.

Günlük hayatta hepimiz kendi kendimize sesli düşünürüz ve etrafımızdakiler bize tuhafmışız gibi davranır.

Ali Ravcı, salondaki herkese şunu anlatmak istedi. “hayallerinizin peşinden gidin. Etrafınızdaki insanlar size deli diyebilirler, yeter ki onları haklı çıkarmayın”

Hayalleri gerçekleştirmek salt hayal etmekle elde edilen bir şey değil, üzerinde düşünülmüş, çalışılmış, sabredilmiş bir şeyin peşinden gidin.

Tabi söyleşi uzadıkça salondaki hani o yazımın başında bahsettiğim “benim burada ne işim var” diyenlerin çoğu dökülmeye başladılar.

Meraklı gözlerle konuşmacıları takip edenler ise zor sorularıyla başta Adem Büyük ve Erol Bulut’u terlettiler.

İki saate yakın süren konferansın katılımcılara tecrübe paylaşımı bakımından oldukça verimli olduğunu düşünüyorum.

Bu tür etkinliklerin devamı dileğiyle…