Havlucu, anlatmaya devam ediyor;
Gamyonculuğh yaptığımız günler. Malatya'dan Adana'ya pambuğh götürüyük...! Yollar eyle şimdiki gibi degil, gavur dağına çığhmak her baba yiğidin harcı degil. Virajları iki manavra yaparağh dönüyük.
Bi rampadan aşşağı enerken, Allah Ne verdiyse bastım gaza. Sen de yüz seksen ben diyem iki yüz. Ben gapdırmış gederken, garşıma keskin bi viraj çığhmadı mı? Haman frene asıldım, amma iki yüz kilometre hızdan düşe düşe yüz yirmiye düştü goca gamyon. Ben o hıznan viraja bi girdim iki teker yoldan çığhıp boşluğa düşmedi mi. Haman mavine dedim ki "oğlum çabik sola yat", ben de sola yattım da gamyonu dengeye getirdik. Mavine dedim "su iç, yüregin çıtlamıştır, sen beyle şeylere alışığh degilsin." Mavin de "Usta sen ne böyük şofersin" derken garşıdan bi pervaneli teyyare üstüme doğru pike yaptı, hem de iki tekerini makas gibi hareket ettirerek geçti getti. Biraz sonra gine tekerini açıp gapatarağh üstüme gelince, mavine dedim ki "Oğlum hele en bi sor ne itsiyi." Mavin geldi dedi ki "Ustanı çağır ona söyliyem."
Neyse sağa çektim endim aşşağı bu gine geliyi üstüme dedim "Ne istiysin, bi derdin mi var"?Pilot hem ağlıyı hem gonuşuyu, "Havlucu ocağına düştüm, bi pense lazım, pervanenin içine garga girdi onu çığharacam." Dedikten sonra gine havalandı. Meğer tekerini makas gibi açması pense istiyim demekmiş. Mavine penseyi getir dedim, bi daha dalış yaptığında pilota uzattım. O da elini uzatıp penseyi aldı ve havalandı. Bi de bağhtımki camdan sarğhmış elini pervanenin içine soğhmuş penseyle bi şey arıyı. Meğer gargayı arıymış. Biden buldum buldum diye elinde gargayla sevinçten oynamaya başladı. Tekrar dalış yaptığında, “Havlucu hayatımı gurtardın sen olmazsan ölmüştük, Allah senden razı olsun” diyerek penseyi uzattı. Penseyi aldım ki ne alam penseye bi şey sarmış eyle vermiş. Dikkatli bağhınca sardığı şeyin bütün bir on binlik olduğunu gördüm...
Neyse yola devam ettik. İlerideki gamyoncu lokantasına girdim. İçeride gamyoncu arğhadaşlar yemek yiyiyler. İçeri girince "Herkes istediğini yesin içsin bütün hesaplar benden" deyince bi sevindiler ki sorma getsin. İçlerinden biri "Havlucu hayır mı? Hangi dağda gurt öldü?" deyince ben de olanları anlattım. Pilotun eyligimin altında galmamağh için bütün bi onbinlik verdiğini anlattım. Bu defa da aklı evvelin biri,"Yahu Havlucu atma Allah'ını seversen heç bütün onbinlik olur mu?" demesin mi.
"Ula dangalağh bütün bu anlattığhlarıma inanıysın da onbinlige mi inanmıysın?"
1964 yılındaki Kıbrıs olayları sırasında Rum’larla gerginlik başlayınca, İsmet Paşa Malatya'nın savunmasından endişe duyduğu için, Malatya'nın savunmasını Havlucu'ya verir. Havlucu ve birkaç arkadaşı sapanlarını alarak Beylerderesi’nde mevzilenip Yunan uçaklarını beklemeye başlarlar. Bir süre sonra ilk Yunan uçağı görünür. Havlucu sapanını alır ve mevziden çıkarak ilk taşını uçağın motoruna doğru atar. Taş motorun en can alıcı yerine değer ve motor stop eder. Pilot ne oluyor acaba deyip tek motorla uçmaya çalışırken aşağıda elinde sapanıyla Havlucu'yu görür ve vitesi boşa alıp uçağı havada durdurur, camı açıp kafasını dışarı çıkararak seslenir
"Havlucu Allah'ını seversen sen bu işe karışma"...
Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...