Hastalıklı muhalefet ve Türkiye’nin geleceği

Abone Ol

Türkiye, son yıllarda gerek içeride gerekse dışarıda önemli başarılara imza atmış, tarih boyunca süregelen medeniyet vizyonunu yeniden inşa etmeye çalışmıştır. Ancak bu süreçte, ülkenin milli çıkarlarına ve stratejik kazanımlarına sürekli itiraz eden, halkın gönlünde yer edinemeyen ve “hastalıklı” bir refleksle hareket eden muhalefet yapısının ortaya koyduğu tavır, Türkiye’nin geleceği açısından önemli bir tartışma konusu olmuştur. Peki, bu muhalefet anlayışının temel dinamikleri nelerdir? Muhalefet partilerinin ülkenin milli çıkarlarına karşı tutumları nasıl değerlendirilebilir?

TÜRKİYE’DEKİ MUHALEFETİN GÖRÜNÜMÜ

Muhalefet, demokratik sistemin vazgeçilmez bir unsuru olarak, ülkeyi yöneten iktidarın politikalarını denetler, eleştirir ve alternatif politikalar üretir. Ancak Türkiye’deki muhalefet yapısının çoğunlukla sadece eleştirmekle yetinip, çözüm önerileri sunmakta eksik kaldığı, hatta yer yer milli çıkarlarla ters düşen söylem ve eylemler içerisine girdiği açıkça görülmektedir. Bugünkü siyasi atmosferde, Türkiye’nin uluslararası başarılarını kabullenemeyen, Suriye’den Karabağ’a kadar olan jeopolitik kazanımları görmezden gelen bir muhalefet tablosu bulunmaktadır.

Bu bağlamda, Türkiye’deki ana muhalefet partisi CHP’den İyi Parti’ye, HDP’den diğer küçük partilere kadar muhalefetin iktidara karşı tavırlarını detaylı bir şekilde incelemek gerekir.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP)

CHP, Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana ülke siyasetinin en köklü partilerinden biridir. Ancak bu tarihsel miras, partinin günümüzdeki politikalarıyla çelişir hale gelmiştir. Günümüz CHP’si, toplumsal değerlerle barışık bir politika üretmekte zorlanan, ideolojik saplantılar ve ezberlerle hareket eden bir yapıdadır. Özellikle dış politika, savunma sanayi ve ekonomik reformlar konularında iktidarın başarılarını hedef alan söylemlerle dikkat çekmektedir.

•Dış Politika Eleştirileri: CHP, Suriye operasyonlarından Doğu Akdeniz’deki enerji arayışlarına kadar birçok konuda Türkiye’nin attığı adımları eleştirmiştir. Özellikle Zeytin Dalı ve Barış Pınarı Harekatları sırasında, Türkiye’nin sınır güvenliğini sağlamak ve terör koridorlarını engellemek amacıyla başlattığı askeri operasyonlara karşı çıkan bir tavır sergilemiştir. Bu operasyonların hem Türkiye’nin sınır güvenliği hem de bölgesel istikrar açısından önemini görmezden gelen CHP, bu süreçte uluslararası kamuoyunun argümanlarına paralel söylemler geliştirmiştir.

•Milli Savunma Sanayine Yaklaşım: Türkiye’nin savunma sanayiinde elde ettiği başarılar –İHA, SİHA ve yerli üretim savunma sistemleri– sadece Türkiye’nin değil dünyanın da dikkatini çekerken, CHP bu konularda da eleştirel bir tavır benimsemiştir. Özellikle Selçuk Bayraktar ve Baykar Teknoloji’nin savunma alanındaki katkılarını küçümseyen açıklamalar, halk nezdinde tepkiyle karşılanmıştır.

•Ekonomi Politikalarına Yaklaşım: CHP, ekonomik krizler ve halkın geçim sıkıntısı üzerinden iktidara yüklenirken, bu sorunlara dair alternatif çözüm önerileri sunmamakta, hatta popülist söylemlerle süreci daha da çıkmaza sokmaktadır. Sürekli dış borçlanma ya da IMF kapısına gitme gibi eski anlayışları öneren CHP’nin, üretim ekonomisi ve yerli kalkınma modellerine yeterince önem vermemesi, seçmende güvensizlik yaratmaktadır.

İyi Parti

Milliyetçi bir çizgide siyaset yapma iddiasıyla kurulan İyi Parti, başlangıçta toplumun bazı kesimlerinden destek görse de giderek muhalefet bloğu içinde kaybolmuş ve etkisiz bir siyasi aktör haline gelmiştir. Özellikle milliyetçi bir parti olarak, Türkiye’nin milli çıkarlarını ilgilendiren meselelerde daha yapıcı bir tutum sergilemesi beklenirken, zaman zaman CHP’nin çizgisine yakın bir duruş sergilemektedir.

•Milli Çıkarlara Yetersiz Destek: Türkiye’nin Suriye’deki terörle mücadelesine ve Libya’daki stratejik kazanımlarına karşı net bir destek açıklaması yapamayan İyi Parti, bu alanlarda CHP’nin gölgesinde kalmıştır. Özellikle Doğu Akdeniz ve mavi vatan konularında İyi Parti’nin daha etkin bir duruş sergilemesi beklenirken, sessiz kalması milliyetçi tabanında hayal kırıklığı yaratmıştır.

•İttifak İçindeki Konum: İyi Parti, Millet İttifakı içinde belirleyici bir rol oynayamadığı gibi, kendi siyasi kimliğini de net bir şekilde ortaya koyamamaktadır. CHP ile yapılan ittifak, İyi Parti’nin milliyetçi kimliğini zedelemiş, tabanını daraltmıştır.

Halkların Eşitliği ve Demokrasi Partisi (HEM)

DEM, Türkiye siyasetinde en tartışmalı partilerden biri olarak dikkat çeker. DEM’nin siyaset yapma biçimi, terör örgütü PKK ile olan ilişkisi nedeniyle toplumun geniş kesimleri tarafından eleştirilmektedir. Parti, çoğu zaman Türkiye’nin ulusal çıkarlarına zarar veren bir çizgide hareket etmektedir.

•PKK ve Terörle Mücadele: DEM, Türkiye’nin terörle mücadelesinde net bir duruş sergilemekten kaçınmış, hatta zaman zaman terör örgütü PKK’yı savunan söylemlerle gündeme gelmiştir. Bu durum, DEM’yi Türkiye’nin milli çıkarlarına ters düşen bir pozisyona sürüklemektedir.

•Bölgesel Politikalar: DEM, Suriye ve Irak gibi bölgelerde Türkiye’nin sınır güvenliği ve terörle mücadele çerçevesinde attığı adımlara karşı çıkarak, çoğunlukla Türkiye’nin karşısında yer alan uluslararası aktörlerle aynı çizgide açıklamalar yapmaktadır.

Diğer Muhalefet Partileri

Türkiye’deki diğer muhalefet partileri, özellikle DEVA Partisi ve Gelecek Partisi gibi sonradan kurulan yapılar, daha çok iktidardan ayrılan isimlerin oluşturduğu hareketlerdir. Ancak bu partiler, toplum nezdinde güçlü bir karşılık bulamamakta ve etkisiz bir muhalefet yapısı olarak varlık göstermektedir.

•İktidar Karşıtlığı Üzerine İnşa Edilen Söylemler: Bu partiler, özellikle AK Parti’ye karşı bir eleştiri dili geliştirirken, somut çözüm önerileri sunmamakta, halkın gündelik sorunlarına yönelik güven verici bir program ortaya koymamaktadır.

MUHALEFETİN GENEL SORUNU İKTİDAR KARŞITLIĞI ÜZERİNDEN POLİTİKA ÜRETMEK

Türkiye’deki muhalefetin en temel sorunu, politikalarını tamamen iktidar karşıtlığı üzerine inşa etmesidir. Bu yaklaşım, muhalefeti çözüm önerileri sunan bir yapıdan ziyade, sürekli eleştiren ve halkın gözünde güven vermeyen bir konuma sürüklemiştir.

•Milli Başarılara Karşı Tavır: Türkiye’nin Suriye, Libya, Karabağ ve Doğu Akdeniz’de elde ettiği kazanımlar, muhalefet tarafından ya küçümsenmiş ya da görmezden gelinmiştir. Bu başarılar, Türkiye’nin bölgesel güç olma yolunda attığı adımların en somut göstergeleridir. Ancak muhalefetin bu süreçlerdeki tepkisi, uluslararası kamuoyunun argümanlarıyla paralel bir çizgide ilerlemiştir.

•İktidara Gelme Stratejisi: Muhalefetin iktidara gelme stratejisi, sadece mevcut hükümeti eleştirmek ve toplumu kutuplaştırmaktan öteye geçememektedir. Bu durum, halk nezdinde muhalefetin güvenilirliğini zedelemekte ve gerçek bir alternatif oluşturmasını engellemektedir.

MUHALEFETİN YARATTIĞI RİSKLER VE TÜRKİYE’NİN GELECEĞİ

Türkiye’deki muhalefetin mevcut hali, yalnızca bir siyasi başarısızlık değil, aynı zamanda ülkenin geleceği açısından da ciddi bir risk oluşturmaktadır. Bugünkü muhalefet anlayışıyla, iktidar değişikliği durumunda Türkiye’nin milli çıkarlarının zarar görebileceği ve ülkenin stratejik kazanımlarının tehlikeye düşebileceği endişesi taşınmaktayım. Bu haliyle “böyle muhalefet düşman başına” demekten öteye gidilememektedir.

Eğer muhalefet partileri halkın güvenini kazanmak, ülke yönetimine talip olmak istiyorsa, sadece iktidarı eleştirmekten vazgeçmeli, somut ve halkın beklentilerine cevap vermelidir. Yoksa zaten iktidar olmaları da hayal olmaktan öteye gitmez.

Saygılarımla…

16.12.2024

Avukat Mehmet Ali KÖROĞLU