Solcu, devrimci olmaya yönelmemin sebebi Memleketimizi bağımsız yapmak, üretimi artırmak, paylaşımı adil yapmak, emeğe değer vermek, fakirleri, işçiyi, köylüyü iktidara getirmekti.
On iki Eylülde 35 gün kaldığım gözaltında, bir fakir gençle aynı odada kalırken, bir ara kendimi düşündüm…
“Arazimiz var, ben de, eşim de lise öğretmeniyiz… Bu arkadaş için neyse de, benim ne işim var burada?” diye de bir an aklımdan geçirmedim değil.
Bulgar yazar Dimitır Dimov’un Tütün adlı romanında,dağdaki örgüte, şehirden bir zengin çocuğu, daha doğru adıyla bir kentsoylu, bir burjuva çocuğu genç de katılır.
Örgüt ileri gelenleri oturur konuşur.
Bu gencin örgüte kabul edilmemesine, geri gönderilmesine karar verir.
Gencin ideolojisi, maddi gerçeklere, eşyanın tabiatına aykırı bulunur.
Benim de bu olaya benzer bir gençlik şiirim var.
BURJUVA KIZINA MEKTUP
Bana
Bırak bu işleri
Sana mı kalmış
Sen mi düzelteceksin
Diyorsun saldığın mektupta
Boşa yazmışsın
Boşa çabalıyorsun sevgilim boşa
Anam da çok istedi
Çok üsteledi
Sütümü haram ederim dedi hatta
Çekseydi o çekerdi
İtseydi o iterdi
Beni kalktığım o yatağa
Ve ardından ekleyerek
Senin gibi olamıyorum diyorsun
Olamazsın sevgilim
Varamamışsın bilincine
Duyamamışsın henüz
Hem izin vermez sana seninkiler
Sen kentsoylusun
Sen salon
Sen diskotek çocuğusun
Sonra ihanet etmiş olursun onlara
Vururlar seni de hiç acımadan
Gidersin kimin vurduğunu bile göremeden
Senden ricam
Beni unutman
Benden uzaklaşman sevgilim
Yapamam edemem deme sakın
Zira seninkiler sana benden çok daha yakın.(s.s.)
ABD uşağı Darbeciler, 12 Eylül 1982 Cuma günü saat 04’te, çok süslü laflarla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, “Türkiye Cumhuriyetini kollama ve koruma görevini Yüce Türk Milleti Adına yerine getirerek, bütün yurtta yönetime el koyduğunu” açıklamış, Parlamentonun, Hükümetin feshedildiğini, dokunulmazlıkların kaldırıldığını, Siyasi Partilerin kapatıldığını, Emniyet Teşkilatının Milli Güvenlik Konseyi emrine alındığını… saat 05’ten itibaren ikinci bir emre kadar Sokağa Çıkma Yasağı getirildiğini duyurmuştu.
Bu, MGK’nın Bir Numaralı Bildirisiydi.
İki Numaralı Bildirisiyle de on üç yerde Sıkıyönetim Komutanlığı kurulduğu açıklanmıştı.
Malatya, merkezi Elazığ’da bulunan Yedinci Kolordu Komutanının emrindeki Sıkıyönetim Komutanlığına bağlanmıştı.
Ben şimdi burada, MGK’nın Sıkıyönetim Komutanlıklarına verdiği yetkiyi söyleyeyim.
Ki, demokrasinin kıymetini bilmeyenler, diktatörlük neymiş, cuntacılık neymiş, demokrasi neymiş karşılaştırsın, farkı görsünler.
MGK’nın iki Numaralı bildirisinin İkinci maddesinde, “Sıkıyönetim komutanlıkları ülkede devlet otoritesinin tesisi, (…) için; lüzum görecekleri her türlü tertip ve tedbiri almaya yetkili kılınmışlardır.”
Sınır yok… Her türlü tedbiri alma yetkisi…
Üçüncü maddede, “ Bütün vatandaşlar (…) sıkıyönetim komutanlıklarının aldığı ve alacağı kararlara, tedbirlere ve yazacağı bildirilere titizlikle uyacaklardır.”
Türkiye’mizin bütün darbelerinin arkasında ABD ve Batı vardır.
Konu 12 Eylül olduğu için söyleyeyim, darbenin başarılıolmasından sonra, CİA’nin Türkiye önceki Şefi Paul Henze, ABD Başkanı Carter’a, “bizim çocuklar başardı” diye haber vermişti.
Ey güzel halkım, ey aziz milletim, yirmi üç senedir tertemiz seçimleri kazanıp memleketi yönetme yetki ve görevini alan, son seçimde de yüzde elli iki oy alarak memleketi yöneten Erdoğan’ı devirmek, Türkiye’yi yolundan çevirmek, cıvataları laçka olmuş, başına vurup ekmeği elinden alınan, kimliği, kişiliği kalmamış Derbeder Türkiye günlerine döndürmek için, her ipten oynayanların, darbe dahil, iç savaş dahil her yolda koşar olan gözü dönmüşlerin ne yapmaya çalıştığını görünüz lütfen.
Seçilirse, Erdoğan’ı devirmek için Türkiye’deki muhalefete yardım edeceğini söyleyen Biden’dan için bir CHP’li arkadaşa,
-Gözünüz aydın, Biden kazanıyor. Erdoğan’ı devirirdeyince,
-Devirsin de, kim devirirse devirsin yanıtını almıştım.
27 Mayıs’ın da, 12 Mart’ın da, 12 Eylül’ün de öncesinde sokak vardı, gençlik vardı, öğrenci vardı. Sokak eylemleri vardı.
27 Mayıs darbesinden bir ay önce, 28 Nisan’da İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisi hemşerimiz, yirmi yaşındaki Turan Emeksiz öldürüldü.
Geçenlerde, Cebeci Askeri Şehitliği’ni gezerken Emeksiz’in de mezarını gördüm, Fatiha okudum, fotoğrafını çektim.
O gencecik delikanlıyı kim karmakarışık eylemlerin içine katmıştı?
ABD ve yerli ajanları.
Darbenin altını doldurmak, darbeyi mümkün kılmak için gerekliydi bu eylemler, bu kardeşin kardeşi vurmaları.
Olur mu böyle olur mu
Kardeş kardeşi vurur mu…
Geçtiğimiz günlerde, mitingde konuşan bir lider, “Barikatı aşıp gelen öğrencilere teşekkür ediyorum” diyordu.
Şimdi,12 Eylül’de Malatya’ya geleyim.
Biz Elazığ’da bulunan Sıkıyönetim Komutanlığına bağlıydık.
Bu nedenle, Malatya’da gözaltına alınan sağcı-solcu mahkemeye çıkarılacaksa, Elazığ’a götürülüyordu.
Yerini sonradan öğrendiğim, Yeşilyurt yolundaki Meyvecilik İl Müdürlüğü tesislerinde gözaltındaydım.
“Benim bir şeyim yok. Elazığ’a gönderilmem. Burada serbest bırakılırım.” diyordum.
Bu düşünceyle cebimdeki paranın hemen hepsini İstanbul’dan getirilen bir gence vermiştim.
Evdeki hesap çarşıya uymadı, beni de Elazığ’a, Bin SekizYüz Evlerdeki merkeze götürdüler. Orada savcıya çıktım, Takipsizlik kararıyla serbest bırakıldım.
Cebimde Malatya’ya dönecek otobüs param yoktu.Arkadaşlar verdiler.
Şunu da diyeyim… Serbest bırakılıp Malatya’ya geldikten sonra, abisi Nüfus Müdürlüğünde çalışan ülkücü arkadaşın abisinin, Emeksiz Caddesinde işyeri olan solcu arkadaşın babasının yanına uğradım, selamlarını ilettim, durumlarından söz ettim.
Bir de şunu ekleyeyim…
Malatya’dan bir minibüsle Elazığ’a götürüldüğümüzde oülkücü arkadaşla da beraberdik.
1800 evlerde salon gibi geniş bir yere konulduk. İçeride başkaları da vardı.
Koyu sohbet başladı. Oradakilerden biri, “Faşistler şöyle, böyle…” diye konuşmaya başlayınca, bizim solculardan biri söze girip, ülkücü arkadaşı göstererek, “Arkadaş faşist!” diyerek müdahale etti. O da hemen kendini düzeltti, özür diledi.
Dışarıda birbirini vuranlar, içeride kardeşi gibiydi. “Hanya Konya” anlaşılmıştı çünkü.
Not: CHP Sn. Özgür Özel’e bir katilin çok alçakça saldırısını çok büyük üzüntüyle karşıladım.
Devletimiz, arkasında bir plan olup olmadığını günler öncesini kapsayacak şekilde an an incelenecek ve belirleyecektir.