Çoktandır yazmayı düşünüyordum ama bugüne denk geldi.
Malumunuz bugün 10 Ocak, Çalışan Gazeteciler Günü…
Geçen ay Hürriyet gazetesinin Okur Temsilcisi Faruk Bildirici köşesinde “Editörlerin iş kazası” başlıklı yazısında aynı haberin nasıl oluyor da üç kere Hürriyet’te çıkmasını eleştirmişti. Kendi gazetesini eleştiren Bildirici’ye yanıt Sabah gazetesinden duayen Hıncal Uluç’tan gelmişti.
Bunun iş kazası olmadığını ima ederek aynen şunları yazmıştı Hıncal Uluç:
“Hürriyet yazarları, muhabirleri, bu yıl, çeşitli ticari kurum davetlisi olarak, yurt içi ve dünyanın öbür ucuna dek yurt dışı kaç ‘Davetli’ gezi yaptılar, onu sorup öğrenir, cevabı sadece rakam olarak haftaya köşene yazarsan, ben de sana ‘İş Kazası’nın iç yüzünü anlatırım!” diye yazmıştı.
Bu köşelerin üzerine birkaç yazı daha yazıldı. Aslında o günlerde yazacaktım ama bu aralar sık seyahat ettiğim için bugüne denk geldi!
İdare edin artık…
TDK’ya göre Hanutçu, turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzdeye deniyor.
Yani, bir siyasetçi veya bir resmi kuruluşun veya bir özel şirketin düzenlediği bir geziye gazetecileri ücretsiz ağırlaması sonucu gazetecinin gazetesinde ballandıra ballandıra yağlamalı yıkamalı o geziyi veya daveti anlatması, diye uyarlanabilir…
Davet eden de bilir o gün o davetin nasıl yazılacağını…
Mesleğin içinden arkadaşlar pat diye anlamıştır…
Mesela sürekli birilerini davetlerde görüyoruz veya yurtiçi gezilerinde sürekli aynı figürleri konuşuyoruz ya…
Evet evet, “hanutçu” diyorlar Babıali’de…
Gazeteciler gününde gazetecileri eleştiren bir yazı mı yazılır, denebilir ama maalesef ben “hanutçuları” tam olarak gazeteciden saymıyorum.
Malatya’da futbol çok konuşulur mesela…
Gezilerde sürekli aynı isimlerin olması ve o isimlerin sürekli yağlamalı-yıkamalı yazılar yazması ve sürekli yazmasını dost sohbetlerinde konuşuyoruz.
Hepsi genelde “hanut” karşılığında yapılan faaliyetlerdir.
Arkadaş davet ediyorlar, gitmeyelim mi?
Geçen gün yine gazetelerin reklam gelirlerinin yüzde 25 oranında düştüğü ile ilgili bir makale okumuştum.
Sebebinin ise yine “hanutçular” yüzünden olduğunu savunuyordu aynı makale…
Adam güzel bir işletme açmıştır. Çağırır tanıdığı gazeteciyi, iki gün konaklama, sekiz öğün yemek, kallavi ağırlama, gazeteciyi pohpohlayan güruh…
Karşılığında gazetesinde parasız gizli reklam…
İşletmeci niye reklam versin ki!
Malatya daha o boyuta gelmedi ama inanın gazetecilik kutsal bir meslektir.
Kimin “hanutçu” olduğunu kimin gerçekten gazetecilik yaptığını aslında bu kitle iletişim çağında herkes bilir.
Mesela geçen hafta BUSABAH’tan Tahir Özçelik’in art arda patlattığı haberler gazeteciliktir.
2.Ordu karargâhında 15 Temmuz gecesi yaşanılan olayları anlatan haberleri… Güvenlik kamera görüntüleri www.busabahmalatya.com’da izlemişsinizdir.
Ne zaman yönetenler de gerçek gazetecilere değer verdiği zaman bu meslek gerçekten yükselir.
Çünkü bir gün onlara da lazım olacak…