-Babanızı da getirseydiniz, bari...
Bu sözü duymayan, Malatyalı erkek çağaya rastlamak mümkün değildir.
Eveet, hamamlar, hamamlarımız, çağalığımızdan gençliğimize, gençliğimizden yaşlılığımıza her dönem hayatımızda olan ve her dönem aldığımız lezzet farklı olan hamamlarımız.
Çağayken analarımızla, ergenlikte babalarımızla, gençlikte arkadaşlarımızla gittiğimiz, patates öfelemeleri yiyip üstüne buz gibi gazozlar içtiğimiz,saatlerce vakit geçirdiğimiz, hamamlarımız.
Gazan gapılarında ter attığımız, tamamen organik, hamam otlarıyla temizlendiğimiz, mis gibi zeytinyağlı sabunlarla yunduğumuz (yıkandığımız) dayak yer gibi keselendiğimiz, sonrasında kıpkırmızı olmuş bir halde çıktığımız, hamamlarımız...
Malatya'mız köklü bir hamam kültürüne sahipti. Eskiden evlerde ısıtmanın yetersizliği, banyo odasının olmayışı, evlerin kalabalık olması gibi nedenlerle gerek kadınlar gerekse erkekler sık sık hamama giderdi.
1960 yıllarında kullanılan birçoğu anılarımızda olan, eski hamamlarımızı bir hatırlayalım isterseniz:
Mazıcı iş Hanının, Edison'unolduğu yerde, Saltoğlu Nuri Beyin çalıştırdığı, Saltoğlu Hamamı vardı. 1960’lı yılların ikinci yarısında kapanan Saltoğlu Hamamı sadece erkeklere hizmet vermekteydi.
Küpçüler Sokağı’nın başında erkeklere hizmet veren Hacı Hüseyin Hamamını, daha sonra Malatya Belediye başkanı olacak Nuri Nebioğlu ve oğulları Ünal, Güra, ve elim bir uçak kazasında ölen oğlu Bedir Nebioğlu ile birlikte çalıştırırlardı. Daha sonra kapandı.
Tahtalı Minare Hamamını Adil Tekin adlı bir hemşehrimiz çalıştırmaktaydı. Tahtalı Minare Semtindeki bu hamamın da ömrü çok uzun olmadı maalesef.
Yeni Cami, yanındaki 1873 tarihinde yapılan, tarihi Belediye Hamamını Mehmet Kureyşin çalıştırmaktaydı. Kadın ve erkeklere hizmet veren bu hamam daha sonraki yıllarda Hadi Çekirdek ve oğlu Cengiz Çekirdek tarafından çalıştırılacaktı.
Postane yanında hizmet veren, Dayıoğlu Dursun'un çalıştırdığı Yıldız Hamamı. Hem kadın hem erkeklere hizmet veren bu hamam hizmetine hala devam etmektedir.
Gavur Hamamı eski kilise civarında hem kadın hem erkeklere hizmet veren Samanlıoğlu Şükrü beyin çalıştırdığı bugün yerinde yeller esen bir hamamımızdı.
Mahmut Kavukçuoğlu'nun çalıştırdığı Kavukçuoğlu Şifa Hamamı, Hayati Pazarbaşı'nın çalıştırdığı Saray Hamamı ve Metin Pazarbaşı'nın çalıştırdığı Saray Sauna, daha sonraki yıllarda açılan ve halen çalışmaya devam eden hamamlardır.
Bu kadar bilgiden sonra biraz daha hafızaları zorlayıp, o güzel günlere dönelim;
Kadınlar için, hamama gitmek belli ritüellerden sonra gerçekleşirdi. Önceden hazırlanan bohçalar ve kildenler evde çalışan kadınlarla birlikte hamama gönderilir ve hanımefendinin ve yakınlarının hamama gelecekleri söylenir ve hanım kürününde, hanım kurnasının ayrılması söylenirdi. Eğer hanımefendi daha önceki gelişlerinde "delleklere" iyi bahşiş vermiş ve hatırı sayılan biriyse, hemen hanım kurnasına hanımefendinin tası konur ve bu da kurnanın sahibinin olduğunu gösteren bir işaret sayılırdı.
Bütün bunlardan sonra hanımlar genelde faytonlarla hamama gelirlerdi.
Belediye hamamının girişte sağ taraftaki bölüm, hanım kürünü idi. Sol taraftakine gıllı kürün, gazan gapısının olduğu yerdekilere de issi kürün denirdi. Bu kürünlerin içinde de kurnalar bulunurdu. En makbulü hanım kurnasıydı.
Ya erkeklerin, hamam sefaları; anlatmakla biter mi?
Kadınlar gibi erkekler de hamama tek gitmez, gurup halinde hamama gidilirdi. Çiğ köfte yapmayı bilen, çiğ köfte yoğururken diğerleri salata yapar, kimi buz gibi sodalı ayranı hazırlardı. Lahmacunlar, patates öfelemeleri, meyveler ve daha neler neler, sanki pikniğe gitmiş gibi yenirdi.
Saatler süren eğlenceden sonra, karınlar doymuş, pir-ü pak yunulmuş (yıkanılmış), keselenmiş tertemiz ve ipek gibi yumuşamış halde evin yolunu tutulurdu.
Bizim gençliğimizde hemen hemen her gün gittiğimiz Belediye Hamamını Hadi Çekirdek çalıştırıyordu.
Bir hafta sonu hamama bir asker gelir. Soyunma bölümünde, soyunur ve hamama girer. Yıkandıktan sonra üstünü giyer ve Hadi Dayının yanına gelerek
-"Amca, fanilam yok."
-"Oğlum senin fanilanı kim ne yapsın?”
Hadi Dayı askerdir, garibandır diyerek fanilanın parasını verir. Ertesi hafta asker yine hamama gelir. Yine çıkışta;
-"Amca palaskam yok.”
-"Oğlum senin palaskanı kim ne yapsın?”
Yine askerdir deyip palaska bedelini öder Hadi Dayı. Her hafta sonu aynı olay devam eder. Her hafta sonu Hadi Dayı bu askere para öder, bıkmıştır artık. Yine gelirse ne yapacağını düşünürken, aklına bir fikir gelir.
Asker yine gelir, o hamamdayken Hadi Dayı bütün eşyalarını alır saklar, bir tek palaskasını bırakır. Asker çıkar, kurulanır ve üstünü giyecekken ne görsün, elbiseleri yok. Kalan bir palaska. Bunun yaptıklarının sonucu olduğunu bildiği için sesini çıkaramaz. Çıplak vücuduna palaskayı takar ve Hadi Dayının karşısına gelir.
Elleriyle çıplak vücudunu göstererek;
-"Yav amca haklısın, şu eksik bu eksik demeyecem amma, Allah'ını seversen söyle, ben hamama böyle mi geldim?
Hamamı kapatma vakti gelmiştir artık;
İçeriye bağırır:
-" İçerde "Yunan" var mı?”
İçerden bir ses:
-"Yok Dayı ben kündübegliyim."
Selam olsun Malatya'mın güzel insanlarına...