TBMM açılınca parti liderleri grup toplantılarında konuştular.
Kılıçdaroğlu vekillerine seslenerek ”halkla kucaklaşın, onlara söz verip tutmazsanız halkı kandırıyorsunuz demektir “dedi.
Yerel seçimlerde İstanbul BB için “hiçbir işçi çıkarılmayacak” demişlerdi.
On üç binin üzerinde işçi çıkarıldı.
Ben sadece hatırlatıyorum.
“Halkı kandırmayın” deniyor ya…
Bolu da elde Kur’an yemin edilerek ve hatta “Namus sözü, kimsenin işine son verilemeyecek”
“İşine son verilen olursa benim yanıma gelsin” dediklerini hatırlıyorum.
Yanlış hatırlıyorsan özür dilerim.
Den di mi denmedi mi?
“Söz verip verdiğiniz söz tutmazsanız halkı kandırmış olursunuz“ diyor ya Kılıçdaroğlu.
Ben hatırlatıyorum sadece.
Verdiğiniz sözü tutun.
Bir de bazı konuşmalarda “çocuklar yatağa aç giriyor, vicdanınız sızlamıyor mu“ diye sormuşlardı.
İşine son verilen on bini aşkın babanın ve annenin çocukları acaba yatağa tok olarak mı giriyorlar?
İstanbul BB önünde aylarca pankart açıp seslerini duyurmaya çalışan işçilerle kim ilgilendi?
“Halka verdiğiniz sözü tutun yoksa halkı kandırıyorsunuz demektir”
* * * *
İP Genel Başkanı M.Akşener “Başbakanlığa adayım diyor.
Diyor ama bunu neden diyor?
Yoksa partisi mecliste kendisi dışarıda kaldığı için mi?
Çünkü bu sıkıntısı büyük.
Bunun farkında.
Cumhurbaşkanı adayı olup kazanamayınca partisi barajı aşıp meclise girince kendileri dışarıda kaldılar.
Bu büyük bir çıkmaz.
Olumsuz durum.
Parlamenter sisteme geçeceklermiş ya hani…
O nedenle şimdiden “Başbakan olurum ama bu sistemden çıkmak öyle kolay olmayacağı için Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı aday olsun, seçilemeyeceği için dışarıda kalmanın ne demek olduğunu ben bilirim o bilmez” demeye getiriyor.
Siyasetteki yılların tecrübesi Akşener’i yanlış adım atmaktan kurtarıyor.