Hadi sevgiyle kal Serkan!

Abone Ol

Başkanlıktan ve sonra da partiden ayrılmam sonrasında Malatya’da bir televizyon programına konuk olduğumda, bana,

-Kulis haberleri var. Başka partide siyaset yapacak mısınız? Mesela AK Partiye geçecek misiniz? diye sorduğunda, çok içtenlikle;

-Hayır. Asla! Ben, duvarlarında İnönü, Atatürk fotoğrafları asılı bir evde büyüdüm dedim.

Ama sonra geçtim…

Bu hususta bana inanmayıp, kötü zanda bulunanlara Yüce Yaradan’ın günah yazmayacağına inanırım.

Çünkü siyasette inanılır gibi değil hakikaten bu gerekçem.

“Bizim hiç aklımızda yokken Dilek’te ev yaptık, su çıkardık, ağaçlandırdık. Bir tek yeşil yokken ortamı yemyeşil yaptık. Elazığ depreminde, pandemide, Kahramanmaraş depremlerinde yuvamız oldu. Pandemide, sokağa çıkılamazken biz burada ağaç yetiştirdik, sebze yetiştirdik.

Bu Allah’ın işi değil de ne?” diyoruz birbirimize.

Devam edip, “CHP’den ayrılıp, AK Partiye geçmek aya çıkmak kadar uzakken bize, nasıl oldu?

Bu, Allah’ın kafamıza koyduğu akıl değil de ne?” diyoruz…

Ofisimizin karşısındaki Şık Şık Camiinden Cuma namazı sonrası çıktığımda, Avukat Özcan Çetin’le karşılaştık. “Allah kabul etsin” dedik birbirimize. O sıralar, 2018 milletvekili seçimlerine iki ay vardı.

Adaylık başvuruları yapılıyordu. Özcan bey, “Başkanım, adaylık başvurusu yapacak mısınız?” dedi. “Hayır, yapmayacağım. Ben emeklerimi, hizmetlerimi helal ediyorum CHP’ye.” dedim.

Aynı gün öğleden sonra, adaylık için Belediye Başkanlığından istifa eden Ahmet Çakır’la İl Başkanlığından istifa eden Hakan Kahtalı’yı arayıp, “Hayırlı olsun!” dedim.

Ertesi gün, yani cumartesi günü de ben AK Parti’ye adaylık başvurusunda bulundum.

Hepsi bu kadar hızlı gelişti.

Basınımızdan başvuru yaptığımı yazanlar da oldu, pazartesi yapacağımı da.

Mesela Yeni Malatya Gazetesi, web sitesinde şunları yazmış, ben aylar sonra internetten okumuştum.

“Genel seçimlere iki aydan kısa bir süre kala hafta başı Malatya’da sürpriz bir isim AK Parti saflarına geçiyor. Özelikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Haziran'dan sonra ‘Sadece başkanlığı değil, parlamentoyu kahır ekseriyetle almamız lazım' İfadesinin ardından Malatya'da bir süre CHP Malatya İlçe Başkanlığını yürüten Av. Selahattin Sarıoğlu AK Parti'den Milletvekili olmaya hazırlanıyor. Sosyal Demokrat kimliği ile bilinen kentin ve ülkenin sorunlarına her zaman kafa yoran çözümler üreten, vatandaşla sık sık gündem hakkında fikir alışverişinde bulunan Av. Selahattin Sarıoğlu'nun Pazartesi günü AK Parti'den aday adayı olmak için başvuruda bulunacağı öğrenildi...”

“…CHP'nin eski Battalgazi İlçe Başkanı Selahattin Sarıoğlu'nun AK Parti saflarına geçecek olması AK Parti'nin Malatya'da kan kaybetmesine engel olacağı bir gerçek olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle bazı AK Parti Milletvekillerinin Malatya’da çok görünmemesi Malatyalı vatandaş tarafından tepkiyle karşılanıyordu. Selahattin Sarıoğlu'nun Battalgazi İlçe Başkanlığı süresince mahalle mahalle, sokak sokak gezerek vatandaşların sıkıntıları ile ilgilenmesi ve bu sıkıntıları basın medya aracılığı ile duyurulması konusunda çok başarılı iken görevi bırakması ve el çektirilmesi o dönem Malatya'nın tartıştığı konuların başında gelmişti.

Sosyal Demokrasi'yi özümsemiş, vatandaşın dert ve sıkıntılarını bilen ve bunları halı altına asla süpürmeyeceğine inanılan Sayın Selahattin Sarıoğlu’nun gireceği yeni kulvarda siyaset yapacak olması siyasete farklı bir renk katması bekleniyor. Sarıoğlu'nun bu hamlesi ve seçilmesi AK Parti'nin Parlamento'da daha güçlü olmasına sebep olacak. AK Parti tüm illerde bu simaları bulup Parlamentoya göndermesi ise daha bir yapıcı ve çözüm üreten bir parlamentonun şekillenmesine vesile olacağı konuşuluyor.” 28.04.2018 20:47 (Teşekkürü borç bilirim. s.s.)

CHP’Lİ GENÇ ARKADAŞIM

Geçmişte, sosyal medyada, CHP’li bir genç arkadaş, benim AK Parti’ye geçmemle ilgili:

“bu bir ihanettir. tam anlamıyla rant ve çıkar işidir bu barış şehitlerine ihanettir dönen dönsün yolundan biz sözümüzü tutacağız 10 ekim barış şehitlerimize sözümüz var siz çıkarlarınız için koltuk sevdası için gidin biz hala mücadeleye devam edeceğiz yılmadan yorulmadan bıkmadan usanmadan siz ve sizin gibilere karşı mücadele etmeye devam edeceğiz hiç bir koltuk hiç bir menfaat bizi yolumuzdan döndüremeyecek.” diye yazmıştı.

Ona şöyle yazdım:

AK Parti milletin sempatisi, sevgisi, güveniyle Türkiye’yi yönetme hakkını kazanmış bir partidir. Bu sevgi, bu güven azalmamış, artmıştır.

Kendisine verilen bu yönetme görevi sırasında hata da yapmış olabilir kuşkusuz.

Hatayı yapan bedelini öder elbette.

Milyonlarca vatandaşımızın sevdiği bir partiye katılmak niye ihanet olsun...

Ben de siyaset yapma yerim olarak bu partiyi tercih etmişim.

10 Ekim Ankara kıyımına gelince...

Orada yaşamını yitiren her can, canımızdan bir parça kopararak aramızdan ayrılmıştır.

Acımız devam ediyor.

Peki bununla AK Parti’nin ilgisi ne?

AK Parti bir vatandaşının, değil ölmesi, tırnağının taşa değmesini ister mi?

Ben bu tür algı yanıltmalarını, insanları AK Parti’ye düşmanlaştırma çabalarını çok gördüm.

Bu algıyı yayanlar asıl vatana, CHP’ye ihanet edenlerdir.

Sevgili kardeşim, siyasetçilerin yalan söyledikleri, menfaatlerine göre hareket ettikleri genel gerçektir.

Ama bu genel yargıyı herkese uygulamak doğru mu?

Bir düşünür, “Bu da dahil, bütün genellemeler yanlıştır.” der. Benim, menfaatimi düşünerek hareket edip etmediğime, geçmişimi, çalışmalarımı inceleyerek karar versen daha doğru olmaz mı? Sonra ben CHP’nin CHP olmaktan çıktığını, kendi projeleri değil, başkalarının projeleri peşinde koştuğunu gördüğüm için 2017’de istifa etmiştim, yeni değil ki...

Ve AK Parti’nin Türkiye’yi, ‘Söz dinleyen’ devlet olmaktan çıkarıp, ‘Sözü dinlenen’ devlet durumuna getirmekte olduğunu gördüğüm ve bu çabaya katkıda bulunmak istediğim için bu Partiye geçtim.

Sevgili kardeşim, biliyorum ki, gençler toplumun en çıkarsız düşünen, en dürüst davranan kesimidir.

Ama araştırmak, oradan, buradan söylenenlere inanmamak, toptancı olmamak koşuluyla elbette.

Hadi sevgiyle kal Serkan!”

METİN KÜLÜNK’E SORDUM…
22 Aralık 2018 akşamı Büyükşehir Belediyesi Sanat Merkezi Konferans Salonunda yapılan konferansında Metin Külünk şunları söyledi:
-Doğu ve Güneydoğu, Malatya’dan planlanmalı, yönetilmeli demiştim, yine diyorum.
-Malatya çok önemli, Elazığ, Sivas çok önemli. Malazgirt, Tatvan, Ahlat, Erciş, Adilcevaz, Van çizgisi çok önemli.
-Türkiye’yi, Türkiye üzerinden düşünerek yönetenlerin başlarına belalar getirilmiştir.
Abdülaziz’in öldürülüşü, Abdülhamit’in indirilişi, Mustafa Kemal Atatürk’ün şüpheli ölümü, Menderesin idamı, Necmettin Erbakan’ın itibarsızlaştırılması, Muhsin (Yazıcıoğlu) Abinin durumu, Cumhurbaşkanımıza yapılanlar…
-1949’da yerli roket ve bazuka yapılır ama üretimi gizli ellerce engellenir, 1961’de yerli otomobil yapılır, üretimi gizli ellerce yine engellenir…
-Allah aklımızı kullanmamızı emrediyor, İslam Alemi neden en gerilerde. Niye artık, bir İbni Haldun, Farabi, Ahmet Yesevi… çıkmıyor?
-Türklerin, Kürtlerin, Arapların kaderleri birbirine bağlıdır…
Müthiş değerli tespitler.

-Birkaç soru alayım dedi.
Soru sorulmasını beklemiyordum, ama dinlerken, ‘Bu gizli ellere karşı nasıl tedbir almalıyız?’ diye düşünüyordum. Elimi hemen kaldırdım, ilk sözü bana verdi. Mikrofonu alıp;
-Yerli, milli projelerimizi engelleyenlere karşı ne yapmalıyız? Aselsan’daki mühendislerimiz öldürülüyor engel olamıyoruz… Ben, “Dış politika ulusal çıkarlar gölüne saman altından su taşımaktır.’ diyorum. Ne dersiniz?” dedim.
-O sözünüz çok doğru. Akılcı olmalıyız, duyarlı olmalıyız, çok çalışmalıyız. Dışarının, Türkiye emelleri üzerinden düşünüp yönetenlerin değil, Türkiye üzerinden düşünenlerin yanında olmalıyız… dedi, ayrıntılı anlattı…
Metin Külünk, evrenseli de içinde, yerli, milli, tarihi çok etkili, çok yararlı, çok coşkulu bir konuşma yaptı sağolsun, varolsun.
Konferans sona erip çıkarken, arkamdan biri, “Hocam ağzınıza sağlık. Bir soru sordunuz konferans kadar uzun cevapladı.” diye seslendi. Döndüm, güldük, hoşbeş ettik, iyi geceler diledik birbirimize.