Haddini bilmek!

Abone Ol

Zirve mücadelesi veren takım­lar açısından kabus gibi bir hafta geride kaldı. Geride kalırken arka­sında epey toz bulutu bıraktı.
Yaralı Göztepe, yaralı Eskişe­hir, yaralı Bolu ve son gazi Yeni Malatyaspor bu hafta telafi için çı­kacaklar sahaya. Futbolda büyük hedefleriniz varsa kırılma maçlarını kazanmaktan başka şansınız yok. Bakın bizi haftalardır lider tutan şey Şanlıurfaspor deplasmanında aldığımız zaferdi. Çünkü o haftada rakipler bir biriyle oynayıp puan kaybedince biz puan farkını açtık.

ELİMİZE YÜZÜMÜZE...
Urfa’da birinci kırılma eşiğini iyi atlayan Yeni Malatyaspor, Giresun karşısında önceki gün her şeyi eline yüzüne bulaştırdı. Giresun maçı bizim şampiyonluk yolunda ikinci kırılma maçımızdı ama yene­medik, yenilmedik de!

NASIL BAKIYORUM?
İrfan hoca maça nasıl bakar­sak öyle değerlendirebileceğimizi söylüyor. Kesinlikle haklı. Ama ne hoca ne de futbolcular kusura bakmasınlar biraz ters taraftan ba­kacağım ben maça! Çünkü şampi­yonluk istiyorsak bir yerde eleştiri de olmalı ki iş işten geçmesin!

MAÇ BÖYLE YORUMLANMAZ!
Yeni Malatyaspor – Giresuns­por maçını şahıslara göre değer­lendiremeyiz. “Mba son pozisyonu gol atsa, Sadık kırmızı görmese, hakem Sadık’ın eline penaltı çalsa, rakibin direkten dönen topu gol olsa, biz golü attıktan sonra hemen yemesek...” Falan filan bu böyle uzar. Genel ve sonuç odaklı bakmalıyız. 12. haftada rakipleri­miz kaybetti puan farkını açmak için kazanmalıydık ama 2 puan kaybettik. Buna karşın puan farkını 1 de olsa artırdık.

NEDEN 1 PUAN?
Peki, bu maç bu noktaya nasıl geldi?
İrfan hocanın çıkardığı takım ve oyun kurgusu ile ilgili sıkıntı yok. Ama oyuncularımızın lider takımın futbolcuları gibi davranma­larında bazı problemler belirmeye başlamış! Günlerdir eleştirilen Hakan’ı iç sahada taraftarın önüne çıkararak, tüm takıma ‘bakın ben arkanızdayım’ mesajı vermişken takımın teknik direktörü, oyuncu­ların da bazı şeylere aynı aitliği hissetmemesi üzücü.
Yeni Malatyaspor pazartesi gecesi, çok kötü oynamadı ama elindeki maçı verdi. 10 kişiyken bile üstümüze gelemeyen şu Giresun’u iç sahada yenemeye­ceksek, ‘kalan haftalarda dağ gibi yığılan eksiklerle bu işi nasıl başaracağız’ diye soramadan edemiyor insan.

YER ÇEKİMİ...
Bireyin hangi işle uğraşırsa uğ­raşsın haddini bilmesi kadar güzel bir şey yoktur. Tüm değerli teknik heyetimiz, futbolcularımız, yöne­timimiz, taraftarımız, basınımız kısacası camiamız. Lider olunca o tabiri kullanmak istemiyorum ama herhalde bazı organlarımız yer çe­kimine meydan okumaya başladı. Yahu bizi İrfan Buz ile 2 sezondur bu ligin en flaş takımı yapan şey neydi?
Ne çabuk unuttunuz?
Haddimizi bilerek oynamak değil miydi?
İyi savunma yapacağız, ra­kipten daha çok koşacağız, tüm ikili mücadeleleri kazanacağız, girdiğimiz nadir pozisyonları gol yapacağız, hiçbir rakibi küçümse­meyeceğiz ve oyun disiplinine son düdük çalana kadar bağlı kalaca­ğız. Giresun maçının ilk yarısında sahada 11’e 11 iken ikili mücade­lelere, rakipten dönen toplara, kim daha çok koşmuşa bakın bakalım.

BU NEYİN RAHATLIĞI?
Ya iki haftadır görülen kartlara ne demeli. Bariz gol şansı olur tamam. Geçen hafta Caner bu hafta Sadık ve Azubuıke gerek­siz kart görerek bizi bu sezonun en ciddi kırılma maçında yalnız bırakacaklar. Son pozisyonda Mba’nın kötü tercih ve uygulaması da işin içine girince demek ki biz kimyamızı, bizi biz yapan haddini bilerek oyunumuzu yavaş yavaş terk ediyoruz.
Bu şehri ve takımı çok seven, iyi bir Malatyalı olarak hocamızı ve oyuncularımızı yermeden, ışığı gözlerine değil önlerine tutarak uyarıyorum. Eskişehir ve Giresun maçlarında 5 puanlık kayıp ciddi bir sorun değil ama önemli bir veri. Kaybedilen puanların telafisi olur ancak sahada gereksiz kart gören oyuncunun yokluğu bir sonraki maçı etkiliyor. Fabrika ayarlarımıza dönmezsek, Bolu ile 3, Göztepe’yle 4 puanlık farka güvenirsek, işimiz zor!