Hacı Yusuf Taş Camii ve insan durakları

Abone Ol

Koşturulmuş, yorulmuş iki dizi üzerinde bir hayat gezen, üzen, üzülen, derdi, kederi çekip kendiyle götüren insan insanoğlu; bir bakışta anlamalı dost dediğini.

İnsan, bir şehir gölgesinde hısım akraba barındırmalı ve bir ova bir olup her bahar yapraktan önce çiçeğe bürünmeli. Bir de çocukların ve çocuk kalabilenlerin avuçlarına en güzel erikleri uzatabilmeli. Böyle bir diyar yok Malatya’dan başka…

Malatya’mızın simgesidir Hacı Yusuf Taş Cami. Onun gölgesini gezdirdiği meydanlıkta güneş bir başka ısıtır. Yaşlı, genç, Malatyalılar yorgun bedenlerini dinlendirmek, “Hele gardaş dur bi soluhlanak” diye durur, otururlar burada. Hayatın, günün bir yirmi beşinci saati gibi bekler, izler.

Her Malatyalı, kaysı ağacı olmasa da kaysı çiçekleriyle karşılar baharı. Nevruzla birlikte açar kaysı çiçeğimiz, her bahar temize çekilir dostluklar. Kışın kar ayazında küskün gardaş gibi Malatya dağları kapanır. Ama her bahara bir ananın yüreğinin titremesi gibi çeker sinesine soğuğu, kaybeder yürekteki dargınlığı… O yüzdendir ki tabiata benzer Malatyalı…

Malatyalı dünyalık makam için çok kırmaz kendi insanını. Malatyalı zenginiyle, yoksuluyla cömerttir. Çok yoksulsa bile verecek bir selamı, uzatacak bir nasırlı eli hep vardır.

Malatya, insanı bekleyen bir duraktır. İnsanı insanca bekleyen koca yüreklerin durağıdır. Yeni Cami’nin gölgesini gezdirdiği Soykan Parkı yaz, kış güneşin ve insan yüreğinin sıcaklığıyla Malatyalı ya da başka diyarlı insanları bekler.

Söylediklerimden bir mana çıkarmadıysanız tecrübe bedava, gidin siz de Malatya’nın kalbi soykan Parkı’na. Ve aklınızı boşaltarak izleyin. Bir kalp gözü açılacaktır ve sanki Yeni Cami’nin hala tamamlanmamış minaresi insanlığın burada daim ilerlediğini gösterir. Hani gökyüzüne uzanan mihrabıyla durur ya tek başına; aslında Malatya’nın insanıyla bir dünyaya bedel iyilik taşıyabileceğini fısıldar iyi yüreklere.

Memuru, işçisi, zengini, yoksulu, köylüsü, esnafı hep birlikte sahiplenmiştir o meydanı ve her gurbetteki Malatyalı özler bu meydanı. Bir fotoğrafta bir roman yazılacak kadar materyal taşır Malatya.

Geçmişiyle masalsı bir yaşamdır Malatya’da doğmak, yaşamak. Beydağı’nın eteklerinde beylere layık onuruyla yaşar Malatyalı ve her kış yalnızlaşan bu meydan her bahar çiçekleri ilk açan kayısı ağacıyla sarılır eski dostuna. Eski dost düşman olmaz Malatyalı sarılır doyasıya. Hesabı varsa alın alına durur.

Her yalancı bahar kurutur kayısı ağaçlarını. Yalancı baharlara en çok kayısı ağacı kanarmış. Olsun; yeter ki bahar bekleyen dünyamıza açan ilk çiçek bizim olsun.

Soykan Parkı ve civarında, emek çekmiş, alın teriyle ömrünce helal kazanmış emekliler dinlenmek için Malatya’nın bağrına sığınmak gibi omuz omuza vermiş duruyorlar. Durmaları boşa değil. Onlar bir durak.

İnsan durağı…

Gönül taşıyanlara gönülden merhaba demek için bekliyorlar. Hani şu yürekle ısınan Soykan Parkı civarında gönülden konuşmadan merhabalaşmak için…