Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun 10 Ekim’deki Malatya ziyaretinde verdiği talimata rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 9 Ekim tarihinde, İnönü Stadyumu’nun bulunduğu alanın imar planının ticaret-konut olarak değiştirdiği ortaya çıktı.
Bu gelişme üzerine açıklama yapan Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, stadyumunun durumuna ilişkin imar planı değiştirilmiş ve askıya çıkartılmış olmasına rağmen, İnönü Stadyumu’nun yerinin Yeşil Kuşak Projesi kapsamında Battalgazi Belediyesi’ne devrinde sorun olmadığını savundu. Başkan Gürkan, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Malatya İl Müdürlüğü sitesinde 7 Kasım’da bu konuya ilişkin duyurusuna da değinmedi.
Şimdi biz kime inanalım?
Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na mı, yoksa Başkan Selahattin Gürkan’a mı?
Valla onu bunu bilmem, bu proje Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’ın yıllar geçse de, kuşaktan kuşağa anlatılacak çılgın projesiydi… Ve bu sayfalardan da, projesinin mimarı olan Gürkan’a günlerce çarşaf çarşaf teşekkür yazıları yayınlandı.
O gün de yazdım, bugün de yazıyorum; bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağım… Eğer ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gün gelir bahsedilen alana koca koca beton binalar dikerse, bunun tek sorumlusu Selahattin Gürkan’dır!
“Başbakan Malatya ziyaretinde söz verdi” deyip, elin kolun bağlı bir şekilde gelecek güzel haberi beklersen, bir gün bir bakarsın ki; koca koca vinçler ciğerlerimize beton döküyor!
“KAYISIYA ALTERNATİF ÜRÜN BULUNMALI” DİYEN MAHLÛKATLAR!
Markalar ve markalaşma alanında dünyanın en önemli otorite isimlerinden biri olan ABD'li pazarlama iletişimcisi David Aaker, Tropicana firmasının Malatya kayısısından çok önemli bir içerik ürettiğine dikkat çekerek, markalanmış içerik örneği olarak Tropicana'daki Malatya kayısısını ve Amasya elmasını verdi.
Geçtiğimiz hafta içinde İstanbul Kongre Merkezi'nde yapılan uluslararası nitelikteki BrandWeek İstanbul (İstanbul Marka Haftası) etkinlikleri kapsamında konuşan isimlerden biri de Türkiye'de 'Güçlü Markalar Yaratmak' ve 'Marka Değeri Yaratmak' adlı kitapları ile tanınan ABD'li pazarlama gurusu David Aaker'di.
BrandWeek İstanbul'da izleyicilerine 'Marka İnşası' başlıklı bir sunum yapan David Aaeker, değişen dünya dinamikleri ekseninde etkili bir marka inşasının aşamalarını anlattı. Hikaye anlatıcılığının, ahlaki değer yaratmanın, hedef kitlenin ilgi alanlarını iyi çalışarak onun yumuşak karnını bulmanın öneminin altını çizdi. Marka vizyonunun çok katmanlılığına ve hikâyelerin tartışılmazlığına dikkat çeken Aaker, yeni dünyada marka vizyonu oluşturmanın da hedef kitleye hikâye sunmaktan geçtiğini söyledi.
David Aaker, anlattığı bu çerçeveye örnek olarak, Tropicana'nın Malatya kayısısı markasını verdi. Aaker, Tropicana'nın Malatya kayısısı ve Amasya elmasının markalanmış içerik örnekleri olduğuna vurgu yaptı.
Elin pazarlamacısı ne de güzel anlatmış bir ürünün nasıl marka yapılabileceğini.
Verdiği örnek de Malatya’nın mişmişi!
Yani pul fiyatına giden; Malatyalıların neslini tüketmek için alternatif düşünceler ürettiği kayısı!
Geçenlerde İnönü Üniversitesi Battalgazi Meslek Yüksek Okulu Öğretim Üyesi Doç. Dr. Orhan Gündüz, son yıllarda sıklıkla dillendirilen ‘Kayısıya alternatif ürün bulunmalı’ şeklindeki söylemin, Malatya-kayısı ilişkisinin doğru analiz edilememesinden kaynaklandığını belirterek “Kayısı Malatya’nın en önemli değeridir. Kayısıya alternatif ürün aramak, Barcelona Spor Kulübü’nün dünyanın en iyi futbolcularından olan Messi’ye, Real Madrid’in de Ronaldo’ya en iyi dönemlerinde alternatif araması gibi anlamdan yoksun bir tutumdur” mealinde bir açıklama yaptı… Yani ezberleri bozmakla kalmayıp, “kayısıya alternatif ürün bulunmalı” diyenlere de, “Hadi oradan beyinsiz mahlûkatlar!” dedi.
Kayısıya alternatif ürün aramak için harcanan enerji, kayısının marka değerini yükseltmek için harcansaydı, bugün “kayısı” diye bir sorunumuz olmazdı herhalde.
HAVADA ŞAMPİYONLUK KOKUSU VAR
İstendiği zaman nasıl da oluyormuş!
Gönül isterdi ki takım liderliğe yükselmeden önce oluşsun bu birlik beraberlik ortamı, ama ne yaparsın buna da şükür.
Arkadaşlar sizin yanlışa düştüğünüz bir nokta var, o da şu…
Birlik beraberlikten kasıt, yönetimi ya da teknik heyeti her ne şartta olursa olsun yıkamak- yağlamak değil… Birlik beraberlik; konuşurken, yazarken, yorum yaparken köprülerin ayaklarına dinamit yerleştirme serkeşliğine, işgüzarlığına düşmemektir!
Yoksa tabi eleştiri olacak… Tabi uyarı mahiyetinde yorumlar yapılacak. Buna kimsenin bir şey dediği yok ki zaten.
Neyse bu konuyu geçelim, artık güzel şeyleri konuşmamanın vakti…
Sizi bilmem ama ben havadaki o şampiyonluk kokusunu almaya başladım.
Takımın antrenmanında-maçlarında o kadar samimi, o kadar olumlu bir hava hâkim ki anlatamam; gelip görmeniz lazım bence.
Bir kere arkadaşlık, takımdaşlık ruhu zirvede… Yedek kalanı da, oynayanı da kendini o ailenin önemli bir ferdi olarak görüyor.
Nurettin Soykan Tesisleri’nde artık çocuk sesleri var… Futbolcu ailelerinin her gün bir araya gelip, Pınarbaşı’nda mangal ya da ev ortamında pasta- börek partisi yapmaları neredeyse günlük bir alışkanlık haline gelmiş.
Ya teknik heyetin yaklaşımı?
Ben ilk gün de yazdım, bugün de yazıyorum: Bana göre Mustafa Uğur Malatyaspor’a gelmiş hocalar arasında bilgi- birikimi ve insanlığıyla en değerli iki isimden biri.
O kadar iyi niyetli, o kadar samimi, o kadar işini eksiksiz yapma gayretinde ki, bu adamın başarısız olması neredeyse imkânsız.
Tabi burada Kulüp Başkanı Adil Gevrek ve İkinci Başkan İlhan Kavuk’u da unutmamak lazım…
Adil Başkan İstanbul’da, İlhan Başkan Malatya’da müthiş bir koordineyle yaptıkların işin hakkını veriyorlar.
Büyük fotoğrafı bu şekilde koruduğumuz müddetçe, şampiyonluk yürüyüşümüz sağlam adımlarla devam eder.