Yazıhan’ın verimli topraklarında bu kez başka bir ürün yetişmek üzere: güneş enerjisi. Kağıt üzerinde kulağa hoş gelen bu proje, pratikte birçok soru işaretini de beraberinde getiriyor. GES projeleri elbette temiz enerji adına önemli bir adım. Ancak sorulması gereken şu: Bu yatırım gerçekten doğru yere mi yapılıyor?
Yazıhan’ın bereketli tarım arazilerine panel döşemek, sadece enerji üretmekle kalmayacak; aynı zamanda toprağın işlenmesini, üretimi, çiftçinin geçimini de doğrudan etkileyecek. Kaldı ki bu bölgede hâlâ ayakta kalmaya çalışan çiftçiler, yüksek maliyetler, kuraklık ve destek eksikliğiyle boğuşurken, bir de toprağın ellerinden alınmasıyla karşı karşıya.
Yetkililer “kamu yararı” diyor. Peki kamunun yararı sadece elektrik üretmekle mi sınırlı? Tarımsal üretimin azalması, köyden kente göçün hızlanması, gıda fiyatlarının daha da artması kimin yararına?
Çevre köylerde yaşayanlar itiraz dilekçeleri veriyor, toplantılarda seslerini duyurmaya çalışıyor. Ama çoğu zaman kararlar çoktan verilmiş oluyor. Oysa sürdürülebilir bir gelecekten bahsedeceksek, doğayla kavga etmeden, insanı ve üretimi önceleyen modeller geliştirmek zorundayız.
Yazıhan’da güneş toprağa gölge yaparsa, o gölgede sadece ürün değil, umut da yeşeremez.