GÜNAHLARIN TOPLUM ÜZERİNDEKİ YIKICI ETKİSİ

İnsanların işlemiş oldukları günahların etkisi sadece o kişiyle sınırlı kalmamaktadır. Günahların yıkıcı etkisi bütün topluma hatta bütün kainata, canlılara sirayet etmektedir.

Abone Ol

İnsanların işlemiş oldukları günahların etkisi sadece o kişiyle sınırlı kalmamaktadır. Günahların yıkıcı etkisi bütün topluma hatta bütün kainata, canlılara sirayet etmektedir. Çünkü toplumların düzeni, huzuru istikamet üzerinde, Allah’ın emirlerini yerine getirmek yasaklarından kaçınmakla ancak mümkündür.

Günahların birey ve toplum üzerindeki etkilerini bir kaç madde halinde şöyle sıralayabiliriz.

1- Toplum ve bireyin hayatında bereketin çekilmesi, rızık yollarının daralması, pahalılıkların baş göstermesi, işlerinin zorlaşması. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: Kim zikrimden( Kurandan) yüz çevirirse onun için zor ve sıkıntılı bir hayat vardır. Taha, 124.

Peygamberimiz de şöyle buyurmaktadır : Kişi işlemiş olduğu bir günahtan dolayı Allah ona vereceği rızıktan mahrum eder. İbni Hibban, Müsned.

Kardeşlerim Rabbimizin verdiği nimetlere karşı isyan etmeyelim, israf emeyelim, günümüzün belki de en büyük günahlarından biri; gerek devlet düzeyinde gerekse birey düzeyinde olsun aşırı israftır. İsraf toplumların helak olmasına, nimetlerin zayi olmasına, pahalılıklara ve kıtlığa yol açar.

Özellikle devlet kurumları, belediye ve kamu kurumları bu hususta daha da hassas davranmalı, dünyanın ve ülkemizin içinde geçtiği bu zor süreçten dersler çıkartmalı, bu milletin kaynaklarını gereksiz aktivitelerle,etkinliklerle, reklam ve tanıtımlarla boşa harcamalı ve bunun Allah katında bir sorumluluğu olduğunu unutmamalılar.

Aynı şekilde ailevi ve bireysel hayatımızda bizler de israfa düşmekten kaçınmalıyız, ihtiyacımız olmayan alışverişlerden uzak durmalı, fakiri fukarayı gözetlemeliyiz.

2- Toplumdaki bölünmüşlüklerin, tefrikanın en büyük nedenlerinden biri günahların bereketsizliğidir. Günahlara dalmış toplumların kalpleri ortak, ulvi hedefler etrafında toplanmaz. Kalpleri ve gönülleri darmadağınıktır. Herkes bireysel hayvani güdülerini tatmin etme peşindedir. Günah batlaklığına yuvarlanmış toplumlarda yüce değerler olmaz ve neşvu nema bulmaz. İnsanlar çıkarcı ve narsisttir.

Toplumda yaşamış olduğumuz sorunları, bölünmüşlükleri sadece maddi sebeplerle yorumlamak doğru değildir. Kuran’ın bakış açına uzaktır. Rabbimiz Kuranımızda ‘ Başınıza gelen çoğu musibetlerin nedeni ellerinizle kazanmış olduğunuz günahlardır. Şura 30.

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız. Ali İmran, 103.

Müfessirlere göre “Allah’ın ipi”nden maksat, Kur’an ve İslâm’dır. “Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışmak”, hep birlikte İslâm dinine inanmayı, onu kabul etmeyi ve gereklerini yerine getirmeyi ifade eder. Hz. Peygamber Kur’an’ı, “Allah’ın gökyüzünden yeryüzüne sarkıtılmış ipidir” diye tarif etmiştir (Müsned, III, 14, 17; İbn Kesîr, II, 73). Allah’a karşı gereği gibi saygılı olmak ve müslüman olarak ölebilmek için Allah’ın ipine toptan yapışarak tevhid inancında birleşmek, ayrılıktan uzak durmak ve hayatın sonuna kadar imanı korumak gerekir. İslâm dini inançta ve amelde birliğe büyük önem verir. Bunun içindir ki inanç alanında Allah’ın birliği ilkesini getirdiği gibi, ibadet alanında da hac ve namaz gibi insanları bir araya toplayarak müslümanların birliğini sağlayacak prensipler koymuş, amelî tedbirler almıştır. Fert olarak veya bölünmüş gruplar halinde yaşayanların dinlerini ve milliyetlerini korumaları kolay değildir. Bunların sosyal, maddî ve mânevî baskılar karşısında dayanma güçleri az olduğundan daima din ve milliyetlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya bulunurlar. Bu tür baskılar peygamberleri bile zor durumlarda bırakmış, bu sebeple Allah’tan ve insanlardan yardım istemeye mecbur kalmışlardır (bk. Bakara 2/214; Âl-i İmrân 3/52).

“O’nun (Allah’ın) nimeti sayesinde kardeş oldunuz” ifadesi, İslâm’ın insanlar arasında birlik ve beraberliği sağlama konusunda ne derece kaynaştırıcı önemli bir unsur olduğunu, hatta din kardeşliğinin, dolayısıyla inanç ve dava birliğinin soy kardeşliğinden daha kuvvetli olduğunu gösterir. Zira soy, dil ve vatan birliğinin, aynı ırktan olan Araplar arasında meydana getiremediği barış, kardeşlik ve dayanışmayı İslâm, bu millet arasında başardığı gibi farklı ırklar ve soylar arasında da başarmıştır. İslâm tarihi bunun örnekleriyle doludur.