Sabah saat 05.40
Telefonun diğer ucunda abim "anamızı kaybettik" dediğinde
Kendimi sokakta kaybolmuş
Bir çocuk gibi hissettim
Sağa sola koştum.
Konuşanları sadece bedenim dinliyordu
Kurduğum cümleler dağınık
İletişimim beceriksiz
Düşünmem deneyimsizdi o an..
Ta ki eşime kızlarım ve oğluma
Sarılıp annemin beni bıraktığı durağı hissedene kadar...
Bu kez dalını çevirmeye korktuğum hayat defterinin en acı sayfasını okumaya başlamıştım artık..
İki hafta önce helalleştiğim anamı bu kez ebediyete uğurlamak için geldim memleketimize..
Pilotun inişe geçeceğiz anonsu ile hep heyecanlanıp içim kıpır kıpır ederdi
Bu kez sessiz bir bedene veda etmeye gelmiştim..
Hastane yatağında bıraktığım anamı
Kefenli bir şekilde derin uykuda görmek beni ne kadar sarsa da..
Bizi gördüğünü onu ne kadar çok sevdiğimizi
Hissettiğini düşündüm.
Musalla taşına konup namaza durulduğunda
En arka saflarda sağlık sorunlarım nedeniyle
Teyemmüm ederek namaz kıldım..
50 yıl beni sarıp sarmalayan ağladığımda
Arkamdan ağlayacak tek varlığım anamı
Toprağa verdim
Bir insanın babası ölünce yetim
Annesi ölünce öksüz kaldı derler ya
İşte biz öyleydik artık...
Bundan böyle resimlerine bakıp eski günleri yad edip mezarları başında cevapsız sohbetler edeceğiz.
Akıllı telefonlarımız da sakladığımız videolarını izleyip ses tonlarını mimiklerini unutmayacağız
Birlikte yürüdüğümüz yolları takip edip
En çok sevdiği türküleri dinleyip ruhları ile irtibat kurmaya çalışacağız.
Bizi nasıl koruyup kolladılar ise bizlerde evlatlarımızı o şekilde koruyup kollayacağız.
Anamız ve babamızın bize bıraktığı en büyük miras iyilik yap yapamazsan dahi vesile ol
Kimse bizden kötülük beklemesin
Çünkü bizim bu mirası çarçur etmeye niyetimiz yok...
Güle güle anam...