Kıymetli arkadaşlarım, kıymetli depremzede ildaşlarım, sevgili genç gardaşlarım…
Bir oy verme zamanı daha geldi…
Hukukta, “Kişiye sıkı sıkıya bağlı” denen haklar vardır.
Bu haklara dokunulamaz.
Mesela, “Benimle evlenmediğin” veya “Falan partiye oy vermediğin” taktirde şu kadar tazminat ödeyeceksin şeklindeki aktin, hiçbir hukuki değeri yoktur.
Bu iradeyi kimse kısıtlayamaz.
Ben, 2003’te, İzzet Ünssalan’ın programında, Başbakan Erdoğan’ı klasik tarzda eleştirmiş, ardından da,
-Siyaset ülkeyi iyi yönetmek, kalkındırmak, devleti bağımsız kılmak değil mi? Başarılı olsun ben de oyumu vereyim demiştim.
Dediğimi yaptım mesela.
Ak Parti Türkiye’ye, görmek istemeyenlerin bile görmezden gelemeyeceği pırıltıda büyük hizmetler yapıyordu çünkü.
Klasik eleştiri tarzlarını bırakmak, akılla, kalple, vicdanla oy vermek gerek.
Ne için oy kullanıyoruz?
Anamız babamız için, yurdumuz yuvamız için, bacımız gardaşımız için değil mi?
Aslımızı neslimizi unutmuş olarak, imrenip durduğumuz Batıya yetişmek, geçmek için değil mi?
Bizim başka bir sevdamız, aşkımız var mı?
Büyük Türkiye’den kurtulmak isteyen emperyalistlerin kafamızın arkasına koyduğu, bu milleti, bu ülkeyi, “şunlar, bunlar”, “şura bura” diye bölmek gibi gizli planımız, ham hayalimiz yok çünkü.