Gizli Ahlak Sorunları

Abone Ol

Birilerine ya da bir yerlere güç atfetmek çok kolaydır. Bu, sorumluluk almak istemediğini göstermenin en kısa yoludur.

Haşa, o dururken, falanca varken, filanca buradayken… der dururlar.

Dersiniz ki “ne mütevazı insan” ama işin aslı öyle değil.

Günün başında mütevazı kişilik gösterisi ile işi satan muhterem, günün sonunda sağlam bir eleştirmene dönüşüverir. Siz de gün ortasında verdiğiniz emeğin, söylediğiniz sözün, gün sonunda altında kalırsınız.

Birini yoldan çıkarmak istiyorsanız o insanı ölçüsüz şekilde övün. Başka bir şey yapmanıza gerek yok.

Ölçüsüz övgüye maruz bırakılan insan sık sık ödül maması verilen bir devriye köpeği gibidir. Köpek ödül mamasına o kadar alışmıştır ki, ödül mamasının kimden geldiğini, ne için geldiğini zamanla unutur. Bir hırsız gelir ödül mamasını atar köpeğin önüne, köpek ödülünü kemirir, hırsız işine bakar…

Bir şeyi istemediğini açık yüreklilikle söyleyemeyen insan, başka şeyi abartarak ister.

Standartların belli ve ortalama olduğu durumlarda yaşanır. Alternatif fazladır ve herhangi biri tercih edilmek zorundadır. Bu durumda ne istediğini bilmeyen insan neyi istemediğini çok iyi bilir ve harekete geçer.

Her işini yaratıcıyı razı etmek adına yaptığını iddia eden ve ağzından nankör kelimesini düşürmeyen samimiyetsizlere gelince bunların insanla bir dertleri yoktur. Duyduğunuz ifade yani ‘’nankör’’ bunların yaratıcı ile girdikleri yarışın yansımalarından başka bir şey değil.

İma bir söz sanatıdır. Ancak ima ederken kimi veya neyi ima ettiğiniz herkes tarafından anlaşılmak zorundadır. Tabiî ki açık söylerseniz anlatım imadan çıkar. Ancak adresi tam olarak tarif etmediğinizde de birçok insan zan altında kalır.

Beceremiyorsanız imadan kaçının, aksi halde cimalı laflardan nasibinizi alırsınız…

Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…