“İnsanoğlu çiğ süt emmiş” derler ya çok doğru. Kimseye güvenmeyeceksin bu dünyada, hiç kimseye. Kimin kimi arkadan vuracağı hiç belli olmuyor. Ağzı olan konuşuyor ve herkes birbirini diliyle yaralıyor artık. Hele de ölümden sonra. Eğer sebebi hastalık yani beklenen bir ölüm değilse birbirinden farklı senaryolarla girersin toprağın altına.
Nasıl mı? Trafik kazasıysa, “Alkollüydü, sinirliydi, hızlıydı.” İntiharsa, “Sevdiğine vermediler, ailesiyle kavgalıydı, borçları vardı.” Hatta hastalıkta bile “Oğlu, eşi hasta etti, dertleri vardı kafasına taktı hasta oldu.” Eğer bir cinayetse, “Aldatıyordu eşini, taciz etti, yasak aşktı, küfür etti.” Bu nedenler böyle uzar gider ölenin arkasından. Gerçeği de beraberinde götürür gidenler. Geçen çarşambada Arguvanlı Zeynep Tatar’ın ölüm haberini “YASAK AŞK CİNAYETİ” başlığıyla öğrendik gazetelerden, televizyonlardan.
Habere yapılan acımasız yorumlardan bahsetmek bile istemiyorum. Ardahan’da yaşayan, kuaför olan 29 yaşındaki Zeynep evlenince Ardahan’a taşınmıştı. Son zamanlarda hep duyduğumuz anlaşamayan çiftler gibi o da eşinden ayrılmaya karar vermiş ve dava açmıştı. Bu süre içerisinde işine adamıştı kendini. Ve sonrası… Haberlerde zengin, vergi rekortmeni, evli, 2 çocuk babası diye geçen Zeynep’in katili neredeyse mağdur edilmişti bu hikayede. Zengin olmak, vergi rekortmeni olmak hatta baba olmak yetmiyor demek ki insan olmaya. Okuduğum yorumlarda işlenen kadın cinayetinden çok adamın evli olup Zeynep’le dost hayatı yaşadığından bahsediliyor bu nedenle yuva yıkan Zeynep olduğu için öldürülmeyi de hak ediyor.
Ne güzel bir dünya değil mi? Aşık olursun, adamı reddedersin, ayrılırsın sonuç olarak öldürülürsün bu da yetmez suçlu ilan edilirsin. Hatırlıyoruz demi bu nedenlerle öldürülen diğer kadınları. Arguvanlı Zeynep evli bir adamla aşk yaşıyor diye suçlandı. Nereden biliyoruz aşk yaşadıklarını, katilinin verdiği ifadeye göre mi? Belki de o zengin, vergi rekortmeni diye bangır bangır manşetlere taşınan adam 2 çocuk babası olduğunu unutup, eşini de hiçe sayıp görüşmek istedi ama ret cevabı aldı, hazmedemedi ve kurşunlarıyla öldürdü Zeynep’i. Nereden biliyorsunuz işin aslını, nasıl yargılıyorsunuz asılsız senaryolarla. Ateş düştüğü yeri yakar unutmayın. Genç kadının annesinin, ailesinin yaşadığı acıyı görmezden gelip, yok sayıp birde saçmalıklarla dolu, art niyetli kalbinizi dillendirmeyin. En önemlisi kadınlara sahip çıkın. Hiç kimse öldürülmeyi hak etmiyor, sebebi ne olursa olsun hak etmiyor.
Farz edin ki yazılanlar doğru ortada bir yasak aşk var ve yaşanmış bitmiş, ölümle mi sonuçlanmalıydı? Bu üç günlük hayatta neyin bedeli ölüm olmalı? Her ölüme bir neden aradıkça cinayetlerin devamı geliyor, o katiller sığınacak bir bahane muhakkak buluyor. Siz siz olun kadınları el üstünde tutun, kadın kadına sırt çıksın, destek olsun. Birde lütfen şu klavye kahramanlığını bırakıp dilimize hakim olmayı öğrenelim. Zaten yanan bir ana yüreği var o ateşe iyice odun atmayın yorumlarınızla. Rahmet okumayı bilin gidenin arkasından. Zaten giden gitmiş aklansa ne olur aklanmasa ne olur.