Bazen kötü olmak gerekir. Çirkefleşmek, hatsizleşmek, ses yükseltmek, gerekiyorsa küfretmek…
İyilik zannettiğiniz şeyin tek göstergesi vardır, o da kötülük.
Ben kötülük bilmem, ben kötülükten anlamam gibi inandırıcılıktan uzak fıtratınızdan büyük laflar etmeyeceksiniz.
Kötülüğü bildiğinizi, kötülük yapma potansiyelinizi herkes bilecek! Bilinecek ki yaptığınız iyiliğin göreviniz değil tercihiniz olduğu anlaşılsın.
Anlaşılmasa ne olur?
‘’İyilik yap denize at balık bilmese Halik bilir’’ der, saf saf dolanır ya da dolandırılırsınız. Niyetiniz Halik’in bilmesi ise havada, karada, denizde ondan bir şey kaçmaz merak etmeyin. Halik’in vermiş olduğu aklı ve iradeyi israf etmeyin.
Piyasada ben onu da seviyooorum, ben bunu da seviyooorum, ben şunu da seviyooorum, ben herkesi çok ama çok seviyooorum diye volta atan serbest piyasa insanlarını bir gözlemleyin. Kulağınıza Emel Sayın fısıldamaya başladı sanırım:
Onda bunda şundadır.
Şunda bunda ondadır.
Mavi boncuk kimdeyse,
Benim gönlüm ondadır. Dır. Dır. Dır. Dır. Dır. Dır. Dır…
Bu kim olursa olsun, ne yaparsa yapsın sevgisi azalmayan minnoşların kaderi hep aynıdır. Herkesin gönlünü hoş etme derdindedirler. Kimsenin gönlünü hoş edemezler. Herkesin güvenini kazanmaya çalışırlar, kimsenin güvenini kazanamazlar. Gerçekten sevdiklerinin bile!
Makbul bir karakter ortaya koymak herkese nasip olmaz. Farklı olaylar karşısında gösterilen farklı reaksiyonlarla duruş sergilenmez. Duruş, aynı olaylar karşısında farklı insanlara aynı reaksiyonu göstererek sergilenir.
Düşmanınız yoksa karakteriniz yoktur!
Aklınızdan soru işaretleri eksik olmasın…