GEÇİCİ BİR HAYAT

Abone Ol

İçinde yaşadığımız şu dünya hayatı bizler ne kadar da ebediymiş, bitmeyecekmiş gibi görsek de bir gün son bulacak ve yok olacaktır. Sahip olduğumuz bütün ‘varlıklarımızı’ bırakacağız hem de ömrümüzü, her şeyimizi vererek biriktirdiğimiz mallarımızı dahi.

Rabbimiz bu hakikati bizden önce yaşamış, mallar mülkler edinmiş, bu dünya hayatında nice sefalar sürmüş insanları örnek vererek bizlere şu şekilde mesaj veriyor:

Onlar geride nice bahçeler, pınarlar, ekinler, güzel konaklar, zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler bırakmışlardı. (Duhan, 25) Geçici bir hayat, hem de çok hızlı bir şekilde geçici, yüz yıl yaşayan dahi nasıl geçtiğini hissetmiyorum diyor.

Hz. Nuh Dünya hayatını en uzun yaşayanlardan biridir. Kendisine nasıl geçti, hissettin mi bunca yaşı diye sorulduğunda şöyle cevap vermiş: Sanki bir kapıdan girdim, diğer kapıdan çıktım gibi. Şu dünya hayatında bizlere kalacak olan sadece ve sadece; iyiliklerimiz ve günahlarımız.

Şu dünya hayatımız hem de çok geçici olan hayatımız’ ebedi hayatı’ kazanmaya vesile olmuyorsa inan bütün dünyanın malları, altınları, gayrimenkullleri senin olsa dahi büyük bir hüsran ve pişmanlık yaşayacaksın.

Aslında insan büyük bir zarar ve kayıp içindedir diyor Rabbimiz Asr suresinde.

1- Asra yemin olsun ki, 2- İnsan mutlaka ziyandadır. 3- Ancak iman edenler, salih amel (iyi işler) işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye eden ve sabrı tavsiye edenler bunun dışındadır.

‘İnsan zararın, hüsranın tam olarak içindedir’ surenin tam olarak Arapça karşılığı bu şekilde.

Zararın kıyısında, kenarında ya da zarar tehlikesine yakın olmak gibi bir durum değil, zararın tam ve tam ortasında, göbeğinde.

Peki kurtuluş mümkün değil mi ?

Elbette ki mümkün ve insan isterse bu zararlı durumu büyük bir fırsata dönüştürebilir, kazananlardan olabilir!

Aslında bütün kitaplar ve bütün peygamberler insanın kazanabilmesi için, kurtuluşa ermesi için gönderilmişler ama bir şartla; nefsin isteklerine, dünyanın fitnelerine karşı bir direnç ve mücadele içinde olmak kaydıyla. Ahireti isteyen, kurtulmak isteyen dünyasından fedakarlıklar yapacak.

Fedakarlık yapmadan ahireti kazanması ve ebedi bir Cenneti hayal etmesi asla mümkün değildir.

Bu fedakarlığa Rabbimiz Kuran’da ‘ CİHAD’ diyor.

Malınla, nefsinle, imkanlarınla, sahip olduğun ne varsa iyilik yolunda kullanmak, harcamak, hatta gerekirse bu uğurda canını dahi verebilmek. Fedakarlık olmadan Cennet de olmaz, Allah’ın rızası da kazanılamaz.

Zamanın, ömrün ve sağlığın yerindeyken kendini kurtar.

Şu geçici hayata aldanma!

Senden önce deden öldü, baban, annen öldü, sen de öleceksin!

Neyzen Tevfik şöyle söylemiş; Öleceğiz bir gün, gömecekler. Birkaç gün övecekler, sonra kalan malını bölecekler; Hatta memnun kalmayıp üstüne bir de sövecekler.

Rabbim bizleri ve neslimizi ibret alanlardan ve kurtuluşa erenelerden eylesin.