Sezonu birçok dezenformasyon ile geride bırakan iki yorgun takımın, futbola elverişli hava ve zeminde oynadıkları karşılaşma tam bir gazozuna maçtı.
Orta sahaların çabuk geçildiği, topu kapanın atağa çıktığı, geri dönüşlerin zor olduğu, gol pozisyonlarının cömertçe harcandığı Samsunspor – Yeni Malatyaspor müsabakası her iki takıma da merhem olmadan bitti.
Bu yıl; omzunda taşıdığı borç kamburu yetmezmiş gibi, aldığı puan silme cezası, transfer yasağı ve yerel basını, taraftarı ile kulübün ayrı düşmesi futbol kenti olan Samsunspor’u çok geriye götürmüş.
Kazandığı takdirde Play Off şansını son haftaya taşıyacak oyuncuların, daha maç ısınmasında taraftarı tarafından protesto edilmesi karşılaşmayı Samsunspor adına zaten başlamadan bitirdi.
Böylesine yitik, demoralize, yorgun ve yıpranmış Samsunspor karşısında onları üzmemeye gayret eden bir Malatyaspor gördük.
Yeni Malatyaspor adına kaleci Ertaç ve savunmacı Yiğitcan’ın iyi oyununa, Sedat, Kemal ve Umut’un mücadeleci ruhu eklenince müsabaka kendiliğinden dengelendi.
Günün etkisiz elemanları; sezon başından beri zaten hiç değişmeyen aynı kişilerdi.
Godoy, Ramazan Kahya ve Hüseyin Kar’ın isimleri, müsabaka eseme listesinde değil, gazetelerin kayıp- ilan sayfalarında yer almalı. Haftalardır oyun kimlikleri hükümsüz olan bu arkadaşlarla ilgili tek pozitif taraf, artık sezonun bitmiş olması.
Yedek kulübesine hapsolmuş ve de iyi olmuşken Godoy’un tekrar parlatılmaya çalışılmasını anlayamadım.
Ramazan’a Samsun’da çıplak gözle baktım da derinden bir ah çektim, ‘Nerde o eski Ramazanlar’ diye!
Mahalle sofraları kurulur, herkes evinde yaptığı yemekleri getirir, iftar, iftiharla yapılırdı.
Şimdiki Ramazan’da ne iftiharla sunulacak bir şey kalmış ne de futbol adına adımını atacak hal!
Sahi kaç Ramazan geçti de bizim Ramazan’ın modası geçmedi, ben sayıyı unuttum.
Takım arkadaşları kaptanları Ramazan’a çok büyük ayıp ettiler (!)
Hakemin bitiş düdüğüyle birlikte sahayı omuzlarda terk edip, jübilesi de Malatya’dan kilometrelerce uzakta yaptırılmalıydı Ramazan’ın.
Futbolda bazı tabirler vardır; ‘rezerve oyuncu, nöbetçi golcü’ gibi... Meğerse bizimki de hamle oyuncusuymuş(!) Yalnız ne hamleymişsin be sen Hüseyin Kar (!)
Satrançta şah-mat bile senin kadar kıymetli değil (!)
Gerçi senin de hakkını yemeyelim. Karabük maçında o muhteşem sol ayağına çarpan ve literatüre ‘Hüseyin Kar golü’ diye geçen tarihi golü unutmamak lazım. (!)
Seni bu şehrin başına kim bela etti bilmiyorum ama sen bizim başımıza Temmuz’da yağan ‘kar’sın ama artık yeter seninki de kalsın!
Hüseyin Kar ve Ramazan’ın ortak özellikleri de var. İkisi de sol ayaklı, ikisi de saçlarını arkadan bağlıyor ve ikisi de bu takıma bir şey katmadan, zarar veriyor.
Samsun’da ayıp edilenler listesine Aydın’ da yazılmalı. Maçın bitimine 60 saniye kala kenarı gelen 36 yaşındaki Aydın’a vefasızlık ettiler. (!) Teknik heyet bu kadar geç kalmamalıydı, Aydın kenara gelmişken arkadaşları da topu dışarı atıp oyuna girmesi sağlanmalıydı. (!)
Türkiye’ nin sevimli, şirin yüzü Guido Koçer tribünlere sempatik gelebilir ama artık saha içersinde çok antipatik olmaya başladı.
Kendisine tüm takım tahammül ederken, kendisinin kimseye tahammülü yok!
Guido efendi kusura bakma ama senin de koca bir yarım sezonda 1 gol, 2 asisten başka bir şeyin yok!
Samsun karşılaşmasında Osman Fırat üzerine bir oyun oynandığını resmen gördüm. Önünde görev yapanlar ona hiç yardımcı olmuyorlar. Buna karşın son haftalarda ha bire Osman çıkıyor, birileri giriyor!
Bu takımdaki birkaç Malatyalı’ dan biri olan Osman’ı bu kısır anlayışa yedirtmeyiz!
Ligin bitimine doğru özellikle de hedefi kalmayan takımların kendi aralarında oynadıkları maçlar bir anlam ifade etmese de gelecek adına bazı ipuçları veriyor. 2 gün sonraki Bolu karşılaşmasında bakalım bizleri neler bekleyecek...