GAZETECİ KİMDİR?

Abone Ol

Hem konvansiyonel medyada hem de yerel medyada tartışılan bir konudur gazeteci kimdir sorusu. Malatya’da yaşanan son Gazeteciler Cemiyeti seçiminden sonra “Gazeteci kimdir?” sorusunu irdeleyelim.


Uluslararası Gazeteciler Federasyonu( International Federation of Journalist)’na göre gazetecinin tanımı şöyledir: “Asli, sürekli ve ücretli işi bir ya da birkaç yazılı veya görsel-işitsel kitle iletişim aracına yazı veya resimle katkıda bulunan, kazancının çoğunu böylece sağlayan kişidir. Gazetelerde ve süreli diğer yayınlarda veya radyo ve televizyondan yayınlamak üzere güncel olayları ve haberleri toplayan, veren, yorumlayan kişidir.”


Dünkü yazımda Malatya Gazeteciler Cemiyeti’ne açık sorular sordum. Tekrar sorayım: Yukarıdaki tanıma uymayan “gazeteci” üyeleriniz var mı? Ya da, yukarıdaki tanıma uyan kaç üyeniz var?


Türk Dil Kurumu’na göre ise gazetecilik: “Gazeteye yazı yazmayı, haber toplayıp vermeyi veya gazetenin yazı işlerinde çalışmayı iş edinen kimse”dir.


Yukarıdaki sorduğum sorulara bu son yazdığım tanıma göre de cevap verebilirsiniz.


İsterseniz başka bir tanım bulun, fark etmez. Gazetecilerin haklarını korumak ve gazetecileri birbirine yakınlaştırmak, maddi-manevi destek sağlamak, şiarıyla kurulan yerel bazlı bir topluluğun o yerel basının yüzde 70’ine yakınını kendinden uzak tutuyorsanız, kusura bakmayın o cemiyet, gazetecilerin cemiyeti değildir.


Malatya’nın en çok izlenen iki televizyon kanalı ve Malatya’nın en çok satan gazetesi dahi yeni bir oluşuma girişmiş ise bunun tek sebebi o “Cemiyet”tir.


Daha düne kadar hiçbir neden gözetmeksizin üye kabulünü dahi kabul etmeyen bir oluşumdan bahsediyoruz. Sonradan öğreniyoruz ki, yapılan başvuruların çoğu zaten üye değilmiş.


Üzerine basa basa tekrar soruyorum:


Malatya Gazeteciler Cemiyeti’nin toplam kaç üyesi vardır?


Kaçı şu an faal gazetecilik yapmaktadır?


“SESİMİZİ DUYAN YOK”


Kalabalık bir ortamda otururken yan masadaki üçlünün “kayısı” ile alakalı tartışmasına kulak kabarttım. Konuşmalarından anlaşıldığı üzere AK Partili üç çiftçinin konuşmaları bana çok garip geldi.


Zirai donun etkilerinden konuşuyorlardı. Biri, “Ya bizim bölgede ‘islim’ dahi yakılmayacak. Bu sene ne yapacağız, bilmiyorum” diye konuşurken diğeri olayı AK Parti’ye getirdi: “Arkadaş, Tayyip Erdoğan’a oy verdik. Biz oy verirken bize yardım yapsın diye oy vermedik. Tam tersine gönülden oy verdik.” diyordu. Bir diğeri ise, “Biz de o şekilde verdik ama bu kadar unutulmak zorumu gidiyor. Oy verirken çıkar gözetmedik ama kimse sesimizi duymuyor.” dedi.


Bana garip gelen cümleyi ilk konuşan söyledi: “Vallaha da billaha da kayısı yardımı yapmasa da oyumu yine Tayyip’e vereceğim. O başka… İnşallah yardım yapar”


Sosyolojik bir durum var ortada. İnanın yirmi yıl veya otuz yıl sonra araştırılacak bir “toplumsal” konudur.