Pazar günü zorluk derecesi yüksek olan ve kanımca PTT Ligi’nin en iyi ekiplerinden biri diyebileceğim Giresunspor’u 2-1 mağlup ederek sahadan 3 puanla ayrıldık.
‘Bu futboldur, neyin ne olacağı belli olmaz’ diyerek, her ne kadar öyle bir ihtimal taşımasam da, bütün camia ve futbolseverler de biliyordu ki takımın düşmeme adına Giresunspor karşılaşmasını kazanıp rahatlaması gerekiyordu. Giresunspor’un her ne kadar ikinci yarı deplasman karnesi iyi olmasa da mevcut oyuncu kadrosuna baktığımız zaman kaliteli bir ekip olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca 36 puanla buraya gelip play off potasından uzak kalmamak için onların da mutlak galibiyete ihtiyaçları vardı.
Bu sebeple maçın içeriğine ve yendiğimiz halde bazı hatalarımıza değinmeden önce, genel olarak takımımızın üst düzey bir mücadele sergilediğini belirteyim. Oyun olarak belki çok yeterli görülmesek de kazanma adına sahada göstermiş olduğumuz gayret ve iyi niyet bize galibiyeti getirmiştir. İki maçta da alınan 2-1’ lik skorlarla ligde şu ana kadar oynadığımız maçlarda 6 puan aldığımız tek takım da Giresunspor olmuştur.
Müsabakaya atak başlayan ve 1. dakika dolmadan İrfan ile bir sağdan bir soldan orta yapma fırsatı bulan takımımız 2. dakikada gole kavuştu. İrfan’ la başlayan ve Koçer’ in defansın arkasına iyi bıraktığı topa doğru bir koşu yapan Umut Nayır takımımızı öne geçiren gölü kaydetti. Bu golden sonra tempoyu düşürüp oyunu kendi sahamızda kabullenirken, 9. dakikada Sedat’ la yaptığımız pres ikinci golü atmamıza vesile oldu. Sedat’ ın önce kazanıp daha sonra ceza sahasına kadar dripling yaparak rakibinden kurtardığı topu İrfan Başaran’a aktarması sonucu oluşan gol de biraz da şansımız vardı denilebilir. Atılan şutun rakibe çarpmasından bahsediyorum.
Giresunspor 2-0’ ın şokunu üzerinden çabuk attı ve 5 dakika dolmadan ceza sahamızda Sadık’ın da ofsayt diye hareketlenmediği pozisyonda Vedat Muric’ le kalemizde golü buldu. Uzatmalarla beraber kalan 85 dakikada mücadele vardı, özellikle ilk yarıda gol pozisyonları vardı, lakin iki takımın da bu skoru değiştirecek golü yoktu.
Giresunspor ilk 10 dakikadan sonra skorun da etkisiyle bilhassa ilk yarı kalemizde bayağı etkili oldu. Orta saha ve öndeki oyuncular hareketli oldukları için, biz her ne kadar topun gerisine geçip savunma yapmaya çalışsak da, üzerimizde baskı kurdular, takımımızı devamlı hata yapmaya zorlayıp oyun kurmamıza fazlaca fırsat tanımadılar. Orta saha üçlüsü neredeyse maç boyunca üstünlük sağladılar. İkinci yarı takımımızın skor avantajı olmasına rağmen İrfan hocanın bilhassa Godoy- Yiğitcan değişikliği yapması çok önemliydi. Çünkü ilk yarıda rakibin 2-0’ dan devre sonuna kadar etkili olan bir baskısı vardı. İkinci yarı aynı pozisyonları rakibe vermedik.
Ancak, topu rakip kaleye taşıyıp aynı zamanda çapraz koşularda bulunacak Guido Koçer’ in oyundan alınması tercihi ve bu ayrıntıda ki gizemi sadece bu maçta değil haftalardır ben de dahil kimse çözemiyor. Bu karşılaşmada iyi oynamadığını kabullensem de daha etkisiz bir oyuncunun saha da kalıp onun çıkması bana enteresan geliyor. Takım için önemli futbolcunun devamlı müsabaka sonunu görmemesi futbolcu tarafından bakılırsa sıkıntılı bir durumdur.
Oyunu kendi sahamızda kabul ettiğimiz anlarda, kazandığımız toplarla rakip kaleye daha fazlaca gidebilseydik üçüncü golü de bulabilirdik. İrfan- Koçer ikilisi ile ilk yarıda böyle bir tehlike yarattık. Hele 70 dakikada öyle bir pozisyon var ki, Azubike ile kontraya çıkacağımız bir topu kaleci Vedat’a geri pası yaptık ve akabinde az kalsın gol yiyecektik. Gerçi topun biz de kalması ve oyunu tutma sıkıntımız sezon başından beri var. Maç boyunca kenarları hiç mi hiç kullanmadık desem inanın abartmış olmam.
Kaleci Vedat yediğimiz golde daha çabuk çıkabilirimiydi? Ben ondan ziyade savunmanın ‘uyuduğunu’ ve Sadık’ın da ofsayt diye duraksadığını düşünüyorum. Erkan Sekman ve Osman Fırat goller erken geldiği için sadece savunma yaptılar, hücuma çıkmadılar. Erkan Sekman’ı fiziksel anlamda yeterli görmedim. Maç eksikliği olsa da tecrübesi ile bölgesini iyi savunması önemliydi. Sadık golün haricinde yine fevkalade iyi oynadı. Godoy-Yiğitcan değişikliği takıma olumlu yansıdı. Sadece dışarıdan bakıldığında fizik olarak albenisi olan Godoy’ un ağırlığı ve güçsüzlüğünün yanında Yiğitcan aldığı bu formayı daha vermez diye düşünüyorum.
Sedat Ağçay tam anlamıyla hazır duruma gelmiş ve ritmini de bulmuş. Takımımızın maçta en iyi oyuncusuydu diyebilirim. Minyon yapısı ile yetersiz gibi görülse de bitmeyen enerjisi, etkili pasları ve skora katkısıyla İrfan Başaran takımın önemli oyuncusudur. Hazır durumda olan Sedat ve İrfan’ı ekibimizin banko oyuncuları olarak görmek gerekir. Müsabakanın ilk golünü atan ve sadece ileri uçta önde kalmayıp orta sahaya, kenarlara kadar giderek faul aldıran topun biz de kalmasını sağlayan Umut Nayır iyi ki takıma kazandırılmış. Takımımızın yapısı (kenarları iyi kullanamıyoruz) ve taktiksel olarak rakip kaleye çok yakın oynamayan Umut Nayır, aksi takdirde ne kadar kaçırsa da attığı gol sayısı yine de daha fazla olur.
Centilmence geçen müsabaka da hakem Arda Kardeşler başarılı bir yönetim sergiledi. İki takım futbolcuları zaten iyi niyetle mücadele ettiler. Taraftarlarımızın takımlarına maç boyunca ve centilmence destek verip, futbolcuları da ateşlemeleri önemliydi. Yazıma son verirken pazar akşamı başkent Ankara’da terör örgütü tarafından kalleşçe ve şerefsizce masum insanları hedef alan saldırıya duyduğumuz öfke ve üzüntüyü de eklemek istiyorum. Ölenlere Allah’tan rahmet, ailelerine başsağlığı, yaralılara ise acil şifalar dilemekten başka elden bir şey gelmese de, gün ayrı değil, birlik ve beraberlik olma günüdür.