Son yılların en heyecanlı Dünya Kupasını takip edip, güzel goller, akıcı mücadele izlemek bu yazın en keyifli aktivitesi oldu.
Gönül isterki bu tür turnuvalarda ülkemiz de mücade etsin. Ancak Türk futbolunda artık sistem olan sistemsizlik olduğu müddetçe daha birçok organizasyonu evimizden izlemeye mahkum olacağımız kesin.
Bugünkü yazımın konusu Brasil 2014.
Dünya Kupasının bol gollü ve hucüm ağırlıklı maçlarla geçmesi elbetteki her futbolseveri ziyadesiyle mutlu ediyor. Özellikle daha grup aşamasındayken atılan birbirinden güzel goller tam anlamıyla, yazın sıcağını hissettiğimiz şu günlerde çölde vaha gibi.
Bu organizasyonda bence en önemli detay en başta yaşandı. Bir önceki organizasyonun şampiyonu İspanya daha grup aşamasında turnuvaya veda etti. Güney Afrika 2010’da çok güçlü ekipleri klasik Barcelona oyun sistemine yakın bir taktik anlayışla geçen İspanyollar bu kez 2014’ün hayal kırıklığı oldu.
Futbolu belki de her dönemin, her ülkenin, her kültürün vaz geçilmez bir parçası yapan da işte bu. Favorilerin her zaman bir adım önde olduğu ama kesin kazananın son düdükle ortaya çıktığı mükemmel, kusursuz kuralları ve olan değişken bir oyun futbol.
Son şampiyon İspanya’nın ilk iki maçta sıfır çekmesi aslında futbolun intikamıydı. Futbol içinde birçok temel taktikleri ve sistemleri barındırmasına karşın, sadece bunları her dönem yenileyip, geliştirenlerin sürekli kazanabileceği bir oyun aynı zamanda.
İspanya milli takımının tercih ettiği ve Barcelona’nın oyun yapısıyla bire bir örtüşen bol pasa, ara toplara ve ters faryasyonlara dayalı taktik anlayış önce La Liga’da ve Şampiyonlar Ligi’nde iflas etti. Barcelona’yı son iki sezonda neredeyse yenemeyen, onların 2009 ile 2012 arasındaki bu taktikleriyle aldıkları kupaları, kırdıkları rekorları elinden alamayan takım kalmadı.
Barcelona’yı yolda bırakan bu anlayış, İspanya’yı da bu turnuvanın en büyük hayal kırıklığı yaptı. Çünkü futbol, sadece bir taktik anlayışı benimseyip, onu yıllarca aynı şekilde uygulayıp tüm kupalara ambargo koyacağınız bir oyun değil. Oyun sisteminiz ve yıldızlarınız her ne kadar iyi olursa olsun, sürekli gelişen futbola adapte olmak zorundasınız. Yani kendinizi yenilemelisiniz.
Futbolda tempo yapmak, hızlı hücuma çıkmak her zaman önemliydi. Ancak günümüz futbolunda bunları yapmak da yetersiz gelebiliyor. Artık daha hızlı hücum akınları yaparken, David Luiz gibi bekleriniz orta sahayı bile geçip hucüma katkı vermeli, Cavanni gibi forvetleriniz aktif oyunun içinde savunmadan top çıkartabilmeli ve en önemlisi de orta sahayı bol pas trafiği ile geçmek yerine, rakibi eksik adamla yakalamak için Roben gibi sprinter yıldızları yetiştirmelisiniz.
Ben turnuva başlamadan arkadaşlarımla yaptığım özel değerlendirmede zaten İspanya’nın hayal kırıklığı yaratacağını söylemiştim. Dünya kupasına katılan ülkelerin kadrosunu incelediğinizde, sezon içersinde en çok maç oynayan oyuncuların İspanya’da olduğu görürsünüz. Bunun getirmiş oldu mental ve fiziksel yorugunluk ile sistemdeki çoküş matdorların sonu oldu.
Futbolu belki yüz yıllar sonra da popüler tutacak gerekçe de bu. Sürekli yeni anlayışlar, yeni yıldızlar