Futbol mucizesi!

Abone Ol

Futbol tuhaf bir oyun. Bunu Karşıyaka – Yeni Malatyaspor maçında bir kez daha anladım. Balıkesir deplasmanında yüzde yüz galibiyeti hak eden taraf biz olmamıza rağmen, Koray’ın basit bir hatası ile gelen penaltı golü bize pahalıya mal olmuştu.

Aynı şeyleri bu kez Karşıyaka takımı yaşadı. Bizden daha çok ürettiler, daha net fırsatlar yakaladılar, daha fazla korner kullanıp, topa daha fazla hakim oldular ama biz kazandık. Futbolda; ‘kötü oynarken, kazanabiliyorsan büyük takımsın’ derler. Oyuna giren hamle gücü Akpabio’nun, sadece 17 dakikanın ardından yeniden dışarı alınmasından sonra, herhalde kimse bu takımın kadrosunun yeterli olduğunu dahi savunamaz.

Tüm bunlara rağmen şampiyonluğa oynarmışçasına içerde dışarıda kazanan bir Yeni Malatyaspor var. Karşıyaka maçıyla birlikte şu, net bir şekilde ortaya çıktı ki; ‘bu ligin en yürekli takımı’ Yeni Malatyaspor’dur. Sezon başında alternatif olarak düşünülen İrfan Başaran’ın, Aydın Çetin’in, Sadık’ın, Ali Sakal’ın dahi alternatifi olmayan bir kadroyla 20 puan yapmak gerçek bir futbol mucizesi.

Düşünün, forvetlerimiz Alex, Aydın ve İskender’in sadece toplam 2 golü var. 3 forvet 2 gol kaydetmiş. Karşıyaka’nın hücumcuları ise Necati Ateş, Gökhan Ünal ve Engin Baytar. Türkiye liglerinin en baba ofans oyuncuları. Ve buna rağmen Yeni Malatyaspor Karşıyaka’dan daha fazla gol atmış. Ve bu gollerin 5 tanesini, ilk 7 hafta bırakın ilk on biri, Yücel İldiz zamanında yüzüne bile bakılmamış İrfan Başaran kaydetmiş. Kısacası Yeni Malatyaspor öyle bir takım oldu ki artık istatistikleri tersten yazıyor.

Bu konuda abartmıyorum ve çok iddialıyım. Takımın başına Türkiye’den hangi teknik direktörü getirirseniz getirin, bu kadro yapısıyla 15 puan toplayamaz. İrfan Buz, kendi kurmadığı ve kalitesi herkes tarafından tartışılan bir kadroyla, 8 haftada 5 galibiyet alarak omzundaki apoletlere bir yenisi daha ekledi.

Yeni Malatyaspor oyuncu kadrosunun bu lig için yetersizliğiyle ilgili sezon başından beri birçok kez olumsuz fikir beyan ettim. Hala aynı noktadayım. Ama bu oyuncuların harika bir yüreği ve inanılmaz bir Malatya sevgisi var. Antrenmanda, sokakta, sahada… Her yerde ellerinden gelenin fazlasını yapıyorlar. Kulüpte yaşanan onca moral bozucu gelişmeye rağmen çıkıp aslanlar gibi mücadele ediyorlar. Hepsini yürekten kutluyorum.

Yeşilyurtspor’a yazık oldu!

Hafta sonu desteklediğim takımların kazanmasıyla her şey keyifli giderken benim adıma, Yeşilyurt – Elaziz Belediye maçı kabus oldu. BAL’da bu sezon açık ara şampiyonluğa oynayan Elaziz Belediyespor karşısında 2 – 0 öne geçip, rakibe top göstermeyen Yeşilyurtspor ikinci yarı adeta elindeki maçı verdi. Geçen hafta yine öndeyken maçı beraberlikle tamamlayan Yeşilyurtspor’un aynı şansızlığı bu hafta da yaşaması gerçekten üzücüydü.

Yeşilyurtspor’da harika mücadele eden Yunus Kutlu, Ramazan Çavuş, Mert Ali Turgut, Cihan Ak, Engin Bilici ve diğer oyuncuları tebrik ediyorum. Maçı izlemek için Yeşiltepe’ye gelen birçok insan; “Elaziz 5 mi atar, 4 mü atar” beklentisiyle oradaydı. Ancak Yeşilyurtspor 60 dakika önce rakibine, sonra takımın kaybetmesini bekleyen art niyetli kişilere ders verdi. Sonra aynı Yeşilyurt, son 30 dakika ders verdiği rakibinden ders aldı. Futbolda 3.golü atıp fişi çekmezsen, oyunun temposunu düşürmeyle rehaveti karıştırırsan başına bunlar gelir.

Yeşilyurtspor kalecisi ile ilgili hiç bir şey yazmak, konuşmak dahi istemiyorum. Penaltı kurtardı, bir top da çizgiden çıkardı eyvallah. Peki ya yediği 3 hatalı gol? Neyse ki sonuncusunu hakem vermedi. Ahmet Kılınç ve diğer takım arkadaşlarına karşı sergilediği moral bozucu tavır, uzatma dakikalarında terör estirmeye kadar gitti.

Futbolda doping, şike, kavga, gürültü işlerini her zaman kınamışımdır. Eğer bu olayla belediye takımlarında olursa tepkim 10 kat daha ağır olmuştur her zaman. Memleketi, yeteneği, karakteri, her ne olursa olsun eğer o kaleciyi Malatya’da bir dakika durdururlarsa, bana kimse kurum takımı falan diye bahsetmesin!

Ha bir de Mustafa Taşar kaybetsin de bu kulübe çöreklenelim diyen, araba bagajlarında, taburelerde maç izleyen 65’likler var. Önce geçmişteki kara lekelerinizi sileceksiniz sonra yüzünüz tutuyorsa maç izlemeye geleceksiniz. Kimin aklın ne gelir, ne gider hiç umurumda olmaz. Ben buradan peşinen söylüyorum. Devletin vergisiyle, halkın üç beş kuruş alın teriyle ana sermayesi oluşan bir resmi kurum takımına dopingciler gi-re-mez!!!