Son yazımda bir aylık Fransa deneyimimi sizlerle paylaşmıştım ancak oradaki izlenimlerimi bir yazıya sığdıramadığım için iki parçada toparlamak istedim.
Yurt dışında şunu bir kez daha anladım: İngilizce bilmek, öğrenmek şart. Artık lüks değil birkaç lisan konuşmak gerek. Eğer yoksa yabancı diliniz, bir eksiksiniz.
Fransızlar Malatya'yı çok bilmeseler de tam bir kayısı aşığılar. Marketlerde, büfelerde, restoranlarda ve özellikle kahvaltı saatlerinde her yerde kayısı görmek mümkün.
Sohbet ettiğim insanlara Malatya'dan geldiğimi söyleyince çok dikkate almadılar ancak kayısının memleketi dediğimde neredeyse baş tacı yaptılar beni.
Bizim bir türlü kıymete bindirmediğimiz kayısı Türkiye sınırları dışına çıkınca altın kadar değerli.
Türkleri ve Türkiye'yi çok sevmelerine rağmen terör korkusu nedeniyle kimsenin niyeti yok bizim memlekete gelmeye.
Bu arada en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de eczanelere ve eczacılara verilen önem. Fransa'da eczaneler büyük showroom şeklinde dizayn edilmiş. İlaç ve dermokozmetik alanında dünyaya rehberlik yapıyorlar. İnsanlar alışveriş sepetleriyle eczanenin içinde dolaşıyor ve bir eczacı doktordan daha fazla ilgi görüyor. Sağlıkta şüpheye ve ihmale kesinlikle yer yok. Üstelik bizim çok yüksek fiyatlara aldığımız kozmetik ürünlerini orada satın almak çok kolay, alternatifi de oldukça fazla.
Türkiye'deki eczacıları düşünüyorum da esnaftan bir farkları yok. Ticaret yapan sağlıkçılar adeta. Oysaki ne kıymetli meslekleri var… Zamanında bir kaç kişi ayaklar altına alınca bu mesleği şimdi dikkate alınmıyor.
Fransa'da kadın erkek yaşlı genç demeden herkes çalışmaya can atıyor. Bizdeki gibi masa başı sevdalısı değiller.
Kadınlar tramvay, otobüs sürüyor gençler bisikletle paket servis yapıyor erkekleri de her işte çalışıyor.
Hem iş beğenmeyen vatandaş göremezsiniz hem de çalışıp karşılığını alamayan mağdur.
Yani demem o ki çok farklıyız. Maalesef teknolojide, giyimde, yemekte maşallahımız var birçok Avrupa ülkesini geride bırakmışız. Ancak hak, hukuk, adalet, sosyalleşme, medeniyet, yaşam tarzı konusunda hep iki üç adım gerideyiz.
Yine de yalan söylemeyeceğim Fransa'nın tüm güzelliklerini görüp faydalanmama ve dinlenme imkanı bulmama rağmen yine de evimi yurdumu çok özledim.
Atalarımız ne demiş? "Bülbülü altın kafese koymuşlar yine de vatanım vatanım demiş."