Fetö devlet tiyatrosu

Abone Ol

Nereden ve nasıl başlayamayacağımı bilmeden ilk defa bir yazı yazıyorum. Onun için şimdiden affınıza sığınıyorum.

15 Temmuz darbe girişimi sonrasında yaşanan gelişmeleri hayretle ve şaşkınlıkla izliyorum. Tarihi yüzyıllar öncesine dayanan, güçlü ve dirayetli olan, nice savaşları kazanmış, Seyit Onbaşılarının, Nene Hatunların mücadelesiyle kazandığımız topraklarımıza göz dikmiş adamlar.

Devletin her yerine yerleşmiş ve geleceğimizle, hayatımızla oynamışlar. Sınavları kazanamadık, adli yargıda en ağır cezalarla karşılaştık, aşağılandık ve en önemlisi ihanete uğradık. Kaç aileyi yok edip, kaç ocağı söndürdü bu hainler çetesi? Sınav kazanamayıp intihar edenler, haksız yere cezaevlerinde yatanlar, hakkı olmasına rağmen mevki sahibi olamayanlar ve daha nicesi… Şimdi sizlere bu binlerce kişiden sadece birinin hikâyesini anlatmak istiyorum. Herkesin yakından tanıdığı bir isim olmasını özellikle istedim ki anlaşılması daha kolay olsun diye.

10 sene öncesine gidelim önce. Sigortacılık yapıyordum aslında lakin merakla, hevesle medya sektöründe muhabir olarak işe başladım 2006 yılında. Malatya’nın valisi kim deseler hiçbir fikrim yok o kadar ilgisizim bürokratlara, siyasilere ama ekran hevesi işte. Çalışma arkadaşlarımdan, idari amirlerimden sürekli bilgiler alıyorum haberlere, toplantılara gittikçe. Bu kim? Görevi nedir? Ne iş yapar? Hep merak içerisindeyim. O zamanlarda da Malatyaspor’un en zirve yaptığı yıllar. Mehmet Aydın ismi sürekli dolaşıyor her muhabbette. Kim olduğunu çok merak ettim ve Malatyaspor deyince akla ilk gelen isim olduğunu öğrendim. Zaten ilerleyen yıllarda da Taraftarlar Derneği başkanı olarak görev yaptı. Ancak hep kendisiyle aramıza bir set koyuldu o zamanlarda.

Ancak eşim vasıtasıyla 4 sene önce Mehmet abiyle (Aydın’la) tanışma fırsatım oldu. Kendisinin ortada gezen beyaz yakalılar ve takım elbise içindeki sözde adamlardan daha adam olduğunu gördüm. Önceliği ailesi olan, etrafındakilere abi, baba olan, kimin başı sıkışırsa ilk o koşan koca yürekli bir adam olduğunu gördüm.

2 sene önce de BUSABAH ailesine katılarak Mehmet Aydın himayesine girdim. Hiç öğrenmek istemediğim, öğrenmek için de hiç çaba sarf etmediğim bir suç nedeniyle ömrünün bile yetmeyeceği kadar uzun olan cezaya mahkûm edilmişti. Tecavüzcü değil, katil değil, hortumcu değil. Neydi peki bu adamın suçu? Sorup durdum kendime sürekli ve cevabını şimdilerde öğrendim.

Mehmet Aydın FETÖ’cü değildi ve onlar gibi vatan haini hiç değildi. İşte sırf bu yüzden cezaevine, yavrularından ayrı kalmaya, eşinin sol yanını boş bırakmaya mahkûm edildi. Dönemin Emniyet Müdürü var ya Ali Osman Kahya, o cin olmadan adam çarpmaya çalışan müdür ve iş birlikçileri, Mehmet Aydın gibi kaç kişinin geleceğiyle oynadı sırf hesaplarına gelmediği için, kendi oyunlarını bozacağı için.

Tabi ilahi adalet var şu 3 günlük dünyada, Allah er ya da geç herkesin gözüne gösteriyor çok şükür. Dönemin dürüstlük abideleri şimdinin zanlıları hem de kendilerinin millete kurdukları kumpas gibi düzmece bir yargının emniyetin oyunuyla değil yaptıkları suçun bedelini ödemek için hücrelere mahkûm edildiler. Tabi giden ömürden gidiyor, geri gelmeyecek kaybolan yıllar belki ama Mehmet Aydın ve onun gibi yargının oyununa gelen isimler çocuklarına kavuşacak geçmişi telafi etmek adına. Elbette hesap sorulacak.

Mehmet Aydın’ın çocukları babasız geçen günlerin, eşi kocasından ayrı uyuduğu gecelerin, annesi evladının hasretiyle geçirdiği bayramların, geçmeyen sabahların hesabını elbette soracak.

Herkes elini önce vicdanına sonra da taşın altına koysun. FETÖ’nün ele geçirdiği ve tiyatro sahnesine dönüştürdüğü yargı-emniyet tuzağına sen de düşebilirdin…