FERASET DERSLERİ -1-
Kandırılıyoruz
Aldatılıyoruz
Gaza getiriliyoruz
Manipüle ediliyoruz
Kullanılıyoruz
Tuzağa düşüyoruz.
Sonra da ne kadar da saf olduğumuza hayret edip kendimize kızıyoruz.
Hasılı kelam; hayatımız da bir şey eksik, ey cemaati müslimin! Önemli bir erdemi kaybettik galiba.
FERASET!
Yani doğruyu önceden sezebilme gücü. Hani peygamberimiz (sas) “müminin ferasetinden korkun çünkü bakınca o Allah (C.C)’ın nuruyla bakar” buyurmuştu ya işte onun bahsettiği feraset. Gerçekten biz mümin miyiz? Olaylara Allah (C.C)’ın nuruyla bakabiliyor muyuz? Peki bakabiliyorsak neden bu kadar çok aldatılıyoruz?
Hadi itiraf edelim, kötü niyetli siyasetçiler tarafından aldatılan insanımızın sayısı az değil.
Ya da hangimiz iyi niyetine güvendiğimiz bazı akrabalarımızdan darbe yemedik?
İş hayatında dolandırılmayanımız kalmadı neredeyse.
Hele sosyal medya da sürekli olarak yalanlara, manipülasyonlara, operasyonlara maruz kalmıyor muyuz?
Ne kadar da saf düşünceliyiz değil mi?
Bilakis! biz Müslümanlar saflığımızı kaybettik. Duruluğumuzu kaybettik, basiretimizi yitirdik. Bu gaflet hastalığından kurtulmanın bir tedavisi olmalı. Acilen şifa bulmalıyız. Gözlerimizi ve gönüllerimizi açtırmalıyız. Peki bu hastalığın bir çaresi var mıdır? Hangi merhem kapalı gözlerimizdeki perdeyi açar? Bu karanlık dünyamızı nasıl nurlandırabiliriz?
İşte bu sorularımızın cevabını birkaç yazı dizisiyle birlikte bulalım istedik. O yüzden feraset dersleri dedik başlığımıza. Esasında “ilmi feraset” müstakil bir konu halinde kadim geleneğimizin kaynaklarında mevcut. İlgi duyanlar o kaynaklara başvurabilir. Biz daha yalın ve anlaşılır şekliyle anlatırsak ferasetimizi kazanmak için şunları yapalım:
1-Kulaklarımızı temiz tutalım. Kimsenin gıybetini dinlemeyelim, yanımızda gıybet ettirmeyelim. Başkası hakkında da olsa kulaklarımızı yalandan uzak tutalım. İnsanların başarılarını dinleyelim. Yaptıkları güzel işleri dinleyerek kulaklarımızı temizleyelim. Kulaklarımızı çirkin olayları dinleyerek kirletmeyelim. Birinden ya da ekrandan ahlaksızlık, edepsizlik, taciz, tecavüz, şiddet, ölüm haberlerini dinlemek ruhumuzu kirletir. Tüm insanların bunlar gibi olduğunu düşündürür ve onlara güvenimizi kaybettirir. Güzel haberler dinleyelim, başarı hikayeleri öğrenelim, dünyanın ve ülkenin iyi ve güzel insanlarına kulak kabartalım. Bütün bunları yaparsak Allah’ın izniyle insanların içindeki iyi tarafı görür. Doğrunun ve vicdanın sesini duyabiliriz. İçimizdeki bizi hayra çağıran meleklerin sesini de işitebiliriz.
2-Gözlerimizi koruyalım. Gördüğümüz her şey beynimize en yakın olan organımız gözümüzden dimağımıza ulaşır ve onda değişiklikler yapar. Üstad Bediüzzaman’ın dediği gibi “güzel gören, güzel düşünür, güzel düşünen hayattan zevk alır”
Gözümüzü tüm çirkinliklerden koruyalım. Teşhircilerin şerrinden koruyalım. Utanmazların hayasızların görüntüsünden koruyalım. Şiddetin rengi ve dehşetinden koruyalım. Allah (C.C)’ tan uzak kişilerin serencamından koruyalım. Kulaklarımızı koruduğumuz gibi tüm kötülüklerin görüntülerinden koruyalım. İnsanların kusurlarını görmeyelim. Allah (C.C)’ ın adını yüceltenleri izleyelim. Allah (C.C)’a yakın insanların, Allah (C.C) dostlarının nurlarını seyredelim. Allah (C.C)’ın yarattığı muhteşem güzellikleri temaşa edelim. Kur’an-ı Kerim’e bakalım bakalım ki gözlerimize Allah (C.C)’ın nuru dolsun.
3-Dilimizi ve kalbimizi koruyalım. Kötü söylemekten, kötü düşünmekten uzaklaşalım. Müslümanın ağzı da temizdir kalbi de. Gıybet, iftira, yalan, haset, kin, kıskançlık gibi kirlerden dilimiz ve kalbimizi koruyalım ki kalbimizin görüşü zayıflamasın. Herkes için iyilik isteyelim. Hayır dua edelim ki yüreğimiz arınsın temiz ve keskin bir görüşe sahip olsun. Bize gösterilenlerin arkasını görsün. Bizi aldatmayı düşünenlerin niyetini fark etsin.
Ayeti kerime ye kulak verelim. “Kulak, göz ve gönül hepsi sorumludur” (İsra 36)