6 Şubat 2023 günün yaşanan Kahramanmaraş merkezli iki büyük depremin ardında yaşananlar insanları düşünmeye sevk etti.
O gün yaşananlar bizlere göstermiştir ki, depreme karşı dirençli yapılarımız yokmuş…
Bundan sonra olacak mı, pek olasılıklar içinde görünmüyor.
Evler ve iş yerleri yerle yeksan oldu. Canlarımızı toprağa verdik…
Herkes kolay kolay atlatamayacağı kalıcı travmalar yaşadı…
Hepimizin hafızası “ya bir daha bu şiddette bir deprem daha yaşanırsa” ile allak bullak oldu…
Hepimiz bir şeyler bekledik ama kimden, kimlerden nasıl ve ne bekleyeceğimizi bilmez olduk…
Deprem yaşayan Malatya ve diğer illerin çoğunun şehir kültürü kalmadı.
İnsanlar zor anlarında yanlarında birilerini görmek ister. Bu durum olmayınca herkese iyi gözle bakılmaz; bakmıyor zaten…
DEPREM SONRASI MALATYA’NIN İMAR VE İNŞASI
Deprem sonrası yıkılan şehirleri imar ve inşa etmek uzun zaman alabilecek bir durumdur. Hemen bir yıl içinde yaptım, ettim demek yangından mal kaçırmaya benzer…
Gelinen iki yılın sonunda bir nebze olsun travmalarını atlatan ve acılarını unutmaya çalışan Malatya imar ve inşa konusunda büyük zorluklar ile karşı karşıya…
Çarşı planı evlere şenlik her kime sorsan; “madem deprem her tarafı yıkmış böyle bir fırsat daha elinize geçmeyebilir, neden kent kültürü ve kent mozaiğine uygun; Selçuklu ve Osmanlı mimarisinden feyz alıp bir çarşı merkezi imar etmediniz?”.
Malatya çarşı projesi adeta bir kamp ve cezaevi görünümünde… Bunu yapmak çok zor olmasa gerek…
Halk bu konu da haklı ve muzdarip… Bir kentin sorunlarını ve çözümlerini en iyi o kente yıllarını verenler bilir. Bu konuyu bir bilene sordum. Cevabı manidar, “İstanbul ve Ankara da oturup bilgisayar başında çizilen projeler ancak bu kadar olur” dedi.
Malatya’nın sorunlarını Malatya da yaşayanlardan öğrenmesen böyle ucube eserler ortaya çıkar…
DEPREM SONRASI EĞİTİM
Deprem sonrası Malatya Masarifi olağanüstü gayretler ile çalıştılar. Konteyner Kentler kurdular, bu konteyner kentlerin ihtiyaçlarının giderilmesi noktasında müfettişinden, okul müdüründen, öğretmenlerinden herkes canhıraş bir şekilde çalıştı. Özellikle iki merkez ilçe Milli Eğitimleri müthiş bir efor sarf ettiler.
Yemek dağıtımı noktasında, yerleştirme ve barınma konularında üzerlerine vazife olmayan pek çok işlere imza attılar. Tüm Malatya Maarifine teşekkür bir borç değil bir zorunluluktur.
Acil derslikler inşa edildi. Akademik bilginin yanında psiko-destek merkezleri ile Malatya öğrencilerine ve halkına büyük destekler verdiler.
Bugün gelinen noktada Malatya Maarifi depremin derin izlerinin çoğunu bertaraf etmiş durumda…
Ehliyet ve liyakat kenarda bekleyen bir yara…
DON FELAKETİ
Malatya şehri kayısıları ile dünya da bir numara olan bir kent…
Tüm hesaplamaları bu ürünün rekoltesi ve getirisine endeksli…
12 Nisan 2025 günü nerdeyse tüm ülkeyi etkisi altına alan bir don felaketi yaşandı. Malatya da başta Kayısı olmak üzere tüm meyvelerini don felaketine teslim etti.
Felaket sonrası devlet; ‘’yaraları saracağız, don felaketinden etkilenen çiftçilerimize destek olacağız’’ dedi.
Tarsim sistemine kaydı olmayanların zararlarını ÇKS kaydı olma şartı ile destek vereceğiz, denildi.
Buraya kadar bir sorun yok asıl sorun bu sistemlerin dışında kalan çiftçiler için…
ÇKS kaydı olmayanların da yetkililer tarafında hasar tespiti yapılıp destek kapsamına alınması elzemdir.
Bu mağduriyeti yaşayacak olan hatırı sayılır sayıda üreticimiz mevcut… Buradan yetkililere seslenip bu konuyu kamuoyu gündemine Taşımak bir vatandaşlık görevidir. Okurlarımdan bu konuyu gündeme getirmem için çok istek geldi. Onların bu isteklerine duyarsız kalamazdım.
DOĞANŞEHİR İLE ÖZDEŞLEŞEN YERLİ TÜTÜN MESELESİ
Doğanşehir ilçesi ve Adıyaman tütün ile özdeşleşmiş yerlerdir. Tüm gelirleri bu ürüne endeksli… Bu ürün sayesinde başta Adıyaman ve Doğanşehir olmak üzere tüm ülke ekonomisine ve işsizlik sorununa çözüm merkezi durumundalar.
Evet tütün sağlığa zararlı bunu kabul etmemek akıl ile izah edilemez. Yalnız sağlığımızı tehdit eden o kadar gıdalar var ki, tütün bunların yanında dev- cüce misali kalır.
Tütün sağlığa zararlıdır. Ama öyle anlaşılıyor ki, Amerika sigaraları market kasaları önünde rengarenk duruyor.
Bence daha zararlı olan İs(t)rail menşeli ürünler boy boy marketler de raflanıyor. Bu ürünlerin paraları ile çocuklar ölüyor. Her ikisi de zararlı tüm zararlı ürünlere aynı muamele gerekir.
Biri serbest dolaşımda iken bir diğeri her gün ya yakalanıp yakılıyor ya da pazara sunması engelleniyor. Pazara sunma şekli olan kargolar her gün bir resmi yazıya maruz kalarak taleplere karşılık vermiyorlar / veremiyorlar.
Yetkililerin bu duruma el atması çok önemli… Don Felaketi ile yok olan bu şehrin ekonomisinin canlanması gerekir. Bu üründe alternatif ürünlerdendir.
Çiftçi derdini anlatmak için muhatap bulamıyor. Muhatap olmayanlar işgal ettikleri yerleri işgal etmeseler büyük ve hayırlı bir işe imza atmış olurlar.
DEĞİŞİM HER ZAMAN ÇARE Mİ?
Değişimin çare olmadığı zamanlarda ki, değişim, değişim değildir. Sadece bayrak tesliminden ibaret olur. O da akıllara meşhur soruyu getirir; ‘’giden iyi olsaydı yenisine ne hacet..! Yeni bir bakış açısı, yeni vizyon katmayan değişimler el değiştirmekten öteye yol almaz. Halkı yine öteleyen değişimler konuşulmaktan başka çözüm üretemezler. Sabır ise en büyük delildir.
EZ CÜMLE
Depremlere ve diğer doğal afetlere karşı projeleri olmayanların işgaliyetleri fiziki değişimdir. Umut ve çare değildir.
Felaketlere karşı dirençli şehirleri imar ve inşa etmek gerek, aksi halde her felaket sonrası konuşmalar, dilek ve temennilerden ibaret olur öteye de yol alınmaz.
Afetlere karşı dirençli şehirler inşa etmek Üniversiteler, STK'lar ve diğer bileşenler ile istişare mekanizması sonucu mümkün olacaktır.
Deprem sonrası kalıcı evleri inşa etmek titizlik gerektirir. Fay hatlarına uzaklık, zemin ve etüt çalışmaları titizlikle yapılmalı… birilerinin hevesi için yerleşim yerlerine karar verilmemeli…
Sağlam zemin üzerine sağlam inşa edilen yapılar bizim travmalarımızı yok edecektir. Aksi halde ya bir daha ki depremde yapılarımız yıkılırsa kaygısı taşımamalı halk…
6.2’lik İstanbul Depremi bizlere rehber olmalı…
Selametle…